• İbrahim Balaban, desen...
    • İmzalı, 1955
    • Kağıt üzerine kara kalem
    • 78.5 x 57.5 cm. (Çerçeveli: 106 x 85 cm.)
    • Kağıt üzerine kara kalem
    • İmzalı, 1958
    • 55 x 80 cm. (Çerçeveli: 82 x 108 cm.)
    • Kağıt üzerine kara kalem
    • İmzalı, 1960
    • 50 x 68 cm.
    • Tamir mevcut
    • Kağıt üzerine kara kalem
    • İmzalı, 1990
    • 63 x 80 cm. (Çerçeveli 90 x 109 cm.)
  • Nazım Hikmet, portre, imzalı, kağıt üzerine karışık teknik, 2010, 23,5 x 18 cm. (26,5 x 21 cm).
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. P.
    Değerlendirme notu Müzayedeye sunduğumuz eser, orjinal çizimdir. Aynı desenin baskı versiyonu da vardır. İbrahim Balaban (1921-2019) Bursa’da doğdu. Doğduğu köyün (Seçköy) üç sınıflı ilkokulunu bitirdikten (1931) sonra, çobanlık, tarım işçiliği yapan, taş kırma işinde çalışan İbrahim Balaban, önce bir kaçakçılığa adı karıştığı için (1937), sonra da adam öldürme suçuyla (1942) tutuklandı. Cezaevinde Nazım Hikmet’i tanıyıp ondan resim yapmayı öğrendi. 1950’de çıkan aftan yararlanarak serbest kalınca, İstanbul Maya Galerisi’nde açılan bir karma sergiye katıldı. 1953’te gene İstanbul’da düzenlediği ilk kişisel sergisiyle, toplumsal gerçekçi akıma yöneldi. “Birinci dönem” adını verdiği bu sergiyi, 1959 yılından başlayarak çeşitli aralıklarla Ankara ve İstanbul’da açtığı öteki dönem sergileri izledi. 1961’de İstanbul’da Yeni Dal Grubu’na katıldı. Özellikle üçüncü ve dördüncü dönem sergilerini, büyük iller dışında Bursa, Denizli, Aydın, Konya, Burdur ve Antalya’ya da götüren sanatçı, bu dönem resimlerini “Dağınık”, “Nakışsı”, “Ağıraksak” gibi özgün adlar altında topladı. 1979-1980 yıllarında Almanya ve Hollanda’da kişisel sergiler açtı. 1982-1985 arasında çeşitli resim dizileri (Yaşam Kavgası dizisi, 1984; vb.) gerçekleştirdi. 1985 sonu ve 1990’da açtığı sergilerde özellikle Anadolu kadınlarına geniş yer ayırdı (Sivaslı Zühre, vb.). Sanata ve toplumsallığa ilişkin görüşlerini, düşüncelerini Balaban (1962), İz (1965), Şair Baba ve Damdakiler (1968), İzdüşümü (1969) adlı kitaplarında kendine özgü bir anlatımla dile getirdi. Kendi kendini yetiştirmiş bir ressam olan biçim ve içeriğiyle halk geleneklerinden esinlenen, ama bu geleneği çağdaş bir tabana oturtmaya çalışan bir sanatçıdır. Konularını genellikle köy yaşamından, Anadolu insanının gerçekliğinden ve halk efsanelerinin yaygın niteliğinden alan Balaban’a göre, her doğal görüntü, bir resim konusu olamaz. Köyde doğup büyümüş olması nedeniyle tütün, pamuk, üzüm, ipek kozası üretiminde işçi olarak çalışmasına karşın, bunlara ilişkin bir tablo yapmamıştır. Çünkü bunlar birer görsel gereç olmakla birlikte, “konu” değildir. Konu ise Balaban’a göre, bir “öz”dür. Resim konuları, kendi içlerinde kabuklaşarak resme dönüşürler. Konusuz resim de olabilir ama, bunların öncelikle bir “biçim” kazanmaları, böylece resimleşmeleri gerekir. Balaban, aşağı yukarı bütün resimlerine konu oluşturan insanı, herhangi bir nesne gibi model almaz. Çünkü ona göre insanın yalnızca yaşantısı model alınabilir. Yani “insan”ı, kendi konusu içinde “öz ve kabuk oluşması” düzeyinde ele alıp yorumlamak, tabloya geçirmek gerekir. Her konunun, kendi biçimini yaratması da ancak böyle gerçekleşir.
     
  • Lot 36
    İBRAHİM BALABAN
    Çini mürekkebi, 1955

    İbrahim Balaban. Meyve Toplayan Kız, kağıt, çini mürekkebi, 34x24 cm. (çerçeveli, 47x38 cm.), imzalı, 1955. Sertifikalı.
    Değerlendirme notu: İbrahim Balaban (1921? – 2019), sosyalist sanatçı… Anadolu insanın toprakla ilişkisini anlatan eserleriyle tanınır. Balaban, sanat hayatına Nazım Hikmet’in teşvikiyle başlar. İkili Bursa Cezaevi’nde karşılaşır. Nazım, komünizm propagandasından, Balaban ise hint keneviri yetiştirdiği iddiasıyla hapis yatmaktadır. Balaban, 7 yıl süren Nazım’lı yılları “Şair baba ve damdakiler” kitabında çok dokunaklı anlatır. Nazım da Balaban’ın eserleri üzerine “İbrahim Balaban’ın Bahar Tablosu Üstüne”, “Mapushane Kapısı” ve Harman şiirlerini yazar. Balaban, ilk sergisini 1953 yılında Fransız Kültür Merkezi’nde açar. 1961 yılında Yeni Dal grubuna katılır. Grup sergisindeki bir eserinden dolayı yargılanır. 1968 yılında Gazi Dergisi’nde yayınlanan bir başka eser yüzünden yine kovuşturmaya uğrar. 70’li yıllarda Almanya ve Hollanda’da sergiler yapar. 80’li yıllardaki sergilerinden “Erenler ve Evliyalar” ile “Bereket Anaları” büyük yankı uyandırır. Son sergisi ise 2005’de İstanbul’da gerçekleştirir. Desenlerin yeraldığı sergiyle birlikte serigrafi baskılara ağırlık verir.
     
    Müzayede sona erdi
    Details