• Üç Osmanlı Camisinin Görünümü (Sultan Ahmet, Fatih, Yeni Valide) İstanbul Camileri Gravürü (Sultan Ahmet, Fatih, Yeni Valide), tek bir levha üzerinde İstanbul’un üç önemli Osmanlı camisinin görünümünü sunar. Eser, 18. yüzyıl sonu veya 19. yüzyıl başına tarihlenen el-renkli bir gravürdür. Bu tür tematik levhalar, Fransız ve İngiliz seyahatnamelerinde sıkça karşılaşılan bir betimleme tarzıdır Eser Tipi: Üç Görünümlü El-Renkli Gravür Baskı Konu: İstanbul Camileri (Sultan Ahmet, Fatih, Yeni Valide Camii) Dönem: 18. Yüzyıl Sonu – 19. Yüzyıl Başı (Yaklaşık 1790 – 1820) Yayıncı/Matbaa: Gravürün sağ alt köşesindeki matbaa ibaresi tam olarak deşifre edilemese de, "Imp. chez..." ile başlayıp devam eden bu yazı, eserin 19. yüzyılın başlarında, orijinal çizimleri farklı sanatçılara ait bir İstanbul konulu yayından, 19. yüzyıl başlarında yeniden üretilmiş bir baskı olduğunu gösterir. Sanatsal Analiz: Mimari yapılar, bütün detaylarıyla ve oranlarına uygun olarak betimlenmiş. Dönemin Osmanlı sokak hayatını yansıtan figürler de ön plana yerleştirilerek sahneye hareket katılmış. Eser bu haliyle bir bakıma "Neoklasik Seyahatname Üslubunu" yansıtmakta. Levha numaraları, bu baskının bir albüm ya da seyahatnamenin ikinci bölümündeki 82. levha olduğunu gösterir. Numaralar, kaynağın ciltli, büyük ve çok bölümlü bir eser olduğuna işaret ediyor. Diğer taraftan, birden fazla levha numarası bulunması, bu baskının bir ciltte yer alan üç ayrı gravürün daha sonra tek levha üzerinde birleştirilmiş versiyonu olabileceğini düşündürür. Yani, camilerin orijinal basımlarda ayrı ayrı sunulmuş olması muhtemeldir. Betimlenen Yapılar : VUE DE LA MOSQUÉE DE SULTAN-AHMET: Sultan Ahmet Camii (Mavi Cami). VUE DE LA MOSQUÉE DE SULTAN MEHEMMED: Sultan Mehmed Camii (Fatih Camii). VUE DE LA MOSQUÉE DE LA VALİDÈ (prise du côté de terre): Valide Camii'nin (Yeni Cami) kara tarafından görünümü. Ek Bilgiler: Sultan Ahmet Camii (Vue de la Mosquée de Sultan-Ahmet): 1609-1616 yılları arasında Sultan I. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. İstanbul'un altı minareli tek selatin camisi olmasıyla ünlüdür. Avrupa'da "Mavi Cami" (Blue Mosque) olarak bilinir. (Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Mimarlık Tarihi Akademik Yayınları) Fatih Camii (Vue de la Mosquée de Sultan Mehemmed): Fatih Sultan Mehmed adına 1463-1470 yılları arasında yapılan, şehrin fethinden sonra inşa edilen ilk büyük selatin camisidir. 1766 depreminde büyük hasar görmüş, III. Mustafa döneminde Mimar Mehmet Tahir Ağa tarafından yeniden inşa edilmiştir. Gravürdeki görünüm, büyük olasılıkla 18. yüzyılda gerçekleştirilen bu yeniden inşa dönemine aittir. (Kaynak: Kültür Bakanlığı Envanter Kayıtları, Sanat Tarihi Kaynakları) Yeni Valide Camii (Vue de la Mosquée de la Valide): Eminönü'nde yer alan bu caminin inşası 1597'de Safiye Sultan tarafından başlatılmış, çeşitli kesintilerden sonra Turhan Hatice Sultan döneminde 1665 yılında tamamlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun "Kadınlar Saltanatı" döneminin bir simgesidir. Kara tarafından görünümü (prise du côté de terre) özellikle özenli bir biçimde tasvir edilmiştir. (Kaynak: İstanbul Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivleri, Tarihçiler ve Mimarlık Uzmanları) Kondisyon: 8/10 Tek bir levha üzerinde üç ayrı görsel sunan bu eser, yaşına göre oldukça iyi kondisyondadır. Kağıt ton değişimi yaşına uygun, ancak ciddi bir hasar veya lekelenme gözlenmemiştir. Baskı kalitesi ve el-renklendirmesi oldukça iyidir. Çerçevelenmeye uygun nitelikte olup, koleksiyonluk değerdedir.
  • Lot 14
    FÜSUN SAĞLAM
    Orman

    • Füsun Sağlam, Orman
    • İmzalı
    • Tuval üzerine yağlı boya
    • 68 x 47,5 cm. (çerçeveli 86 x 67 cm.

    Kondisyon Puanı: 10/10
    Provenans: A.Ç koleksiyonu
    Değerlendirme notu:
    Füsun Sağlam (uluslararası sanat camiasında bilinen adıyla Fusun Doria Saglam), doğadaki ışık, gölge ve renk kontrastlarını işleyen, dijital teknoloji ile geleneksel resmi birleştiren ödüllü grafiker ve illüstratördür. 1953 yılında İstanbul'da doğan sanatçı, yaşamını ve sanatsal çalışmalarını uzun yıllardır Avustralya’da sürdürmektedir. Orta ve lise eğitimini İstanbul Kız Lisesi tamamladı. 1977 yılında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (DTGSYO) Grafik Bölümü'nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Avustralya'ya giderek reklam ajanslarında grafiker ve illüstratör (çizer) olarak çalıştı. 1985 yılında Türkiye'ye dönerek sanatsal çalışmalarını tamamen resim üzerine yoğunlaştırdı. Eserlerinde çoğunlukla doğadaki ışık-gölge kontrastlarını, renkli bulutları ve soyutlanmış manzara etütlerini konu alır. Çalışmaları izleyicide bir tür ruhsal arınma ve içsel ferahlık hissi (katarsis) uyandırmayı hedefler. Uluslararası alanda 14 kişisel, 40'tan fazla karma sergiye katılmıştır. Türkiye'deki önemli sergilerinden biri, Avustralya izlenimlerini aktardığı "Bumerang" isimli resim sergisidir. Füsun Sağlam, geleneksel tuval resmini modern teknolojiyle buluşturan öncü çalışmalar yapmıştır. 2005-2006 yıllarında Sydney Macquarie Üniversitesi Bilgisayar Bölümü Sanal Gerçeklik Laboratuvarı ile ortak bir akademik projede yer aldı. Bu çalışmada, sanatçının geleneksel bir tablosu sanal gerçeklik ortamına taşınarak "Flight of Catharsis: A 3D Visualization of a Painting" (Katarsis Uçuşu: Bir Tablonun 3 Boyutlu Görselleştirilmesi) adıyla modellendi. Avustralya'da prestijli bir ödül olan Paddington Sanat Ödülü'nde (Menzies Art Brands Gallery) finalistlik başta olmak üzere pek çok yerel ve uluslararası ödüle layık görülmüştür. Eserleri dünya çapında resmi ve özel koleksiyonlarda yer almaktadır.
    Günler
    Saat
    Dakikalar
    Saniyeler
    Müzayede biter:
    Details
  • Sovyetler Birliği’nin önde gelen mikrofon üreticilerinden Oktava tarafından üretilen MD-44 kompakt dinamik mikrofon, dönemin radyo yayıncılığı ve halka açık konuşma sistemlerinde yaygın olarak kullanılmıştır. Günümüzde, Soğuk Savaş dönemi endüstriyel tasarımını ve ses teknolojisini yansıtan özgün bir koleksiyon objesi olarak değerlendirilmektedir. Bu örnek, 1969 üretimidir ve dönemin Sovyet ses mühendisliği anlayışını temsil etmektedir. Materyal: Mikrofon gövdesi ve ona entegre döküm metal masaüstü tabanı, bej tonlarında boyanmıştır. Ön kısımdaki ızgara da metal alaşımdan imal edilmiştir. Teknik: Kompakt boyutuna rağmen güçlü bir performans sunmak üzere tasarlanan bu dinamik mikrofon, dönemin sağlam ve işlevsel mühendisliğini yansıtır. Tabanında, mikrofon açısını ayarlamaya olanak tanıyan bir mafsal sistemi bulunur. Tasarımdaki sadelik ve fonksiyonellik, Sovyet endüstriyel estetiğinin tipik özelliklerini taşımaktadır. Marka-İşaret: Mikrofonun metal etiketinde Oktava marka logosu, model numarası "МД-44" (MD-44) ve üretim yılı (r) 1969 ibaresi görülüyor. Kondisyon: 7/10 Mikrofon, yaşına ve kullanım geçmişine göre orta seviyede yıpranmış bir durumdadır. Özellikle taban boyasında belirgin aşınmalar ve yüzeyinde çizikler görülmektedir. Yapısal olarak sağlam ve eksiksizdir; ancak işlevselliği test edilmemiştir. Bir koleksiyon parçası olarak değerlendirildiğinde, kondisyonu tatmin edici düzeydedir. Ölçüler: Yükseklik: 16 cm Stant Çapı: 11 cm
  • Ouvrard - 18. Yüzyıl Fransız Viyolonsel (Cello) yalnızca bir müzik aleti değil, aynı zamanda 18. yüzyıl Avrupa sanat ve zanaat tarihinin önemli bir mirasıdır. Bu eser, dönemin Paris’teki önde gelen yaylı çalgı yapımcılarından Jean Ouvrard’ın elinde tınısını bulmuştur. Enstrümanın değerini belirleyen en önemli unsur, üzerindeki üretici etiketi ve 1740’lı yıllara uzanan geçmişidir. Bu tarih, eseri Barok Dönem’den Klasik Dönem’e geçiş sürecine, hatta Galant Müzik akımı dönemine konumlandırmaktadır. Ouvrard’ın bu viyolonseli, bir müze ya da ciddi bir koleksiyon için paha biçilmez bir tarihsel bağlam sunmaktadır. Antonio Stradivari gibi efsanevi isimlerin gölgesinde kalmış olsalar da, Ouvrard gibi ustalar 18. yüzyıl Fransız lutherie (yaylı çalgı yapımı) sanatına yön vermiş, kendi dönemlerinin saygın zanaatkârları olarak tarihte yer edinmişlerdir. Materyal: Enstrümanın gövdesi, yaşının getirdiği asil patinaya sahip, ince taneli ladin ve akçaağaçtan işlenmiştir. Kapak, sap, baş ve burgular tamamen el oymasıdır. Tel kuyruğu, köprü ve ses delikleri gibi parçalar da dönemin el işçiliği geleneğini yansıtır. Teknik: Bu eser, 18. yüzyıl Fransız lutherie ekolünün seçkin örneklerinden biridir. Özellikle ses deliklerinin (f-holes) zarif oyulması ve sap başındaki “salyangoz” (scroll) biçimli oyma, dönemin estetik anlayışını kusursuz biçimde yansıtır. Marka-İşaret: Viyolonselin iç kısmında, “Ouvrard Luthier à Ste Cecille Place de l’Ecole à Paris. 174...” ibaresini taşıyan bir etiket yer almaktadır. Bu etiket, enstrümanın 1740’lı yıllarda Paris’te yaşayan ünlü luthier Jean Ouvrard tarafından yapıldığını gösterir. Etikette geçen “Ste Cecille” ifadesi, müziğin koruyucu azizesi Azize Cecilia’ya adanmıştır. Bu atıf, dönemin Fransız luthierleri arasında yaygın bir gelenekti. Kondisyon: 7/10 İmalatının üzerinden neredeyse üç asır geçmiş olmasına rağmen, Ouvrard’ın bu viyolonseli yaşına göre oldukça iyi bir kondisyondadır. Ahşap yüzeyde doğal aşınmalar, çizikler ve hafif cila kaybı görülmektedir; ancak enstrümanın ana gövdesi ve yapısal bütünlüğü korunmuştur. Değeri göz önünde bulundurularak, kapsamlı bir inceleme ve restorasyon önerilir. Bu parça, hem koleksiyonluk değeri hem de Avrupa müzik tarihine taşıdığı miras açısından nadir rastlanan bir örnektir.
  • Cornelis De Bruyn (1652-1727)
    • Voyage au Levant Reizen van Cornelis de Bruyn door de vermaardste deelen van Klein Asia...
    • Felemenkçe, 1698, 1. baskı
    • Gravür 38: Türklerin günlük kıyafeti
    • Gravür 39: Yeniçeri ve kıyafeti
    • Çok nadir
    • Bakır baskı
    • El (kök) boyası (*)
    • 31x 19 cm (çerçeveli 46 x 33.8 cm)
    (*) Kıyas yöntemiyle yaptığımız tespite göre gravürler 1700’lü yılların ilk yarısında elle renklendirilmiştir.
  • Osmanlı tapu...
    • Nazaroğlu Hacı Karabet kızı Serbuhi Hatun'a ait tapu (*)
    • Tekirdağ (Filyos) tarla tapusu 1/6 hisse
    • 59.5 x 33 cm.
    • Kondisyonu çok iyi durumdadır.
    (*) Karabet isim ya da soyadının Anadolu Ermenileri arasında yaygın olduğu dikkate alınarak, Serbuhi Hatun'un Türkiye Ermenisi olabileceği değerlendirilmektedir.
  • Lot 5
    LE MONITEUR DE LA MODE
    Gravüre aplike kumaş

    "Le Moniteur de la Mode" dergisinin büyülü dünyasında doğmuş, nadide bir sanat eseri. Jules David’in yönettiği ve 1843-1913 yılları arasında yayımlanan prestijli moda dergisi Le Moniteur de la Mode, dönemin gravür baskı tekniğinin en zarif örneklerinden birini sunuyor. Eser: Taş baskı (litografi) gravür üzerine aplike tekstil Yayın: "Le Moniteur de la Mode" dergisi, Paris, Jules David Konu: Dönemin moda anlayışını yansıtan kadın figürleri ve giysilerin sunumu. Dönem: 1843–1913 Gravür, dönemin moda dergilerinde sıkça rastlanan biçimde, detaylı ve özenli çizilmiş figürleri ve arka plan sahnesini gösteriyor. Figürlerin saç modelleri, duruşları ve zarafeti, dönemin kadınlarının estetik anlayışını yansıtıyor. Eserin en çarpıcı yanı ise gravürdeki elbiselerin üzerine, üç boyutlu olarak gerçek kumaş ve dantel parçalarının uygulanmış olması. Sarı ve açık mavi tonlarındaki elbiselerin volanlı ve pileli kısımları, dönemin gösterişli ve hacimli moda stilini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Bununla birlikte, inci ve taş detaylı takılar da figürlere zarafet katıyor. Değerlendirme notu: "Le Moniteur de la Mode", 19. yüzyılın en önemli moda yayınlarından biriydi ve Avrupa'nın aristokrasisi ile burjuvazisinin moda anlayışına yön veriyordu. Bu eser, 19. yüzyılın sosyal yaşamına, modasına ve el sanatlarına dair değerli bir belge niteliği taşır. Gravür ve aplike tekniklerinin bir arada kullanımı, dönemin kadınlarının estetik duyarlılığını ve el becerilerini yansıtır. Kondisyon: 10/9 Eser genel olarak çok iyi durumdadır. Gravür kâğıdında belirgin bir sararma veya yıpranma yoktur. Tekstil aplike parçaları, özellikle hassas yapılarına rağmen, canlılığını ve bütünlüğünü koruyor. Çerçeve, yalnızca eserin yaşını yansıtan hafif patina dışında, sağlamlığını korumuş durumda.
    Günler
    Saat
    Dakikalar
    Saniyeler
    Müzayede biter:
    Details
  • II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 30. yıldönümüne atıfla Bursa'da 19 Ağustos 1322 (31 Ağustos 1906) tarihinde "Mamulât ve Mahsûlât Sergisi" düzenlenir. (*) Müzayedeye sunduğumuz deri cüzdanın, Mamulat Sergisi için özel olarak imal edildiği tahmin edilmektedir. Mamulat Sergisi’nde şekercilik ve pastacılıktan, mücevherata, dericilikten orman ve maden işlerine, güzel sanatlardan Kütahya çinilerine kadar 21 farklı alanda ürün sergilenerek satış yapılır. (**) Sergiyi, Almanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya gibi ülkelerden çok sayıda kişinin gezdiği belirtilmektedir. (***)
    • Dana derisi cüzdan üzerinde Osmanlıca şu ifadeler yer alıyor:
    Mamulat-ı Dahiliyye (Yerli imalat) Hakkı Sabri Biraderler. Uzunçarşı'da 108 numara. (****) Cülus-ı Sultaniyye Yadigarı (Sultanın tahta geçmesi...)
    • Latin harfleriyle yeralan ifade ise şöyle:
    Souvneir Cosp / Lee (*****) Vasıflar ----------------------
    • Dana derisi
    • Deri iple tırtıl işleme benzeri yöntemle dikilmiştir. Sonrasında yapılan tadilatta pamuk ipliği kullanılmıştır.
    • Çıt çıtları makinasız - elle basılmıştır.
    • Kapalı hali, 117 mm. x 180 mm. / Açık hali: 270 mm. x 180 mm.
    (*) Cafer Çiftçi, Uludağ Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fak. Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 14, sayı: 24, 2013/1 (**) Hüdâvendigâr Vilâyeti Salnâmesi, 1325 (1907-1908), s.290. (***) Bursa Gazeteciler Cemiyeti, http://bgc.org.tr/ansiklopedi/bursa-sergisi.html (****) Evliya Çelebi seyahatnamesine göre Bursa - Uzun Çarşı’da 9.000 dükkan faaliyet göstermektedir. Deri cüzdanı imal eden Hakkı Sabri Biraderler'in de 108 kapı numaralı dükkanda çalıştıkları anlaşılıyor. (***) Souvenir (hatıra eşya) kelimesi yerine "souvneir" kelimesinin yanlışlıkla basılmış olabileceğini tahmin ediyoruz. Ayrıca "Cosp / Lee" ifadesinin de Latince Constantinopolis'e (İstanbul''a) işaret ettiğini düşünüyoruz.  Özellikle Fransız, Venedik, Ceneviz gibi ülke menşeili objelerde "Cons - Ple" benzeri kısaltmalarla karşılaşılır.  Latin köklü dillerden Osmanlıca'ya çeviride transkripsiyon hatalarına sık sık tesadüf edilir.. Latince Constantinople ya da Kostantiniye kelimelerinin  Osmanlı Türkçesi'nde ( قسطنطينيه) Kostantînīyye olarak kullanılması tipik bir örnektir. Özel not --------------------------------- II. Abdülhamit'in tahtı çıkışının yıldönümü anısına imal edilen deri cüzdan, yukarıda okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • 20. yüzyıl'ın ilk yarısında imal edilmiş ikonik üç sandalye... Tasarımcı Michael Thonet 'in (1796-1871) 56 numaralı sandalyelerinin üç versiyonunu bir arada satışa sunuyoruz. Sandalyelerin biri kolçaklı olup oturakları el örmesi orjinal bambudur. Koltuk yükseklikleri 47 cm., sırt yükseklikleri 88 cm.'dir. Üç sandalye de cevizden imal edilmiştir.
    Kondisyon: Sandalyeler bakımlı ve ağaç kondisyonları çok iyi durumdadır (9/10). Kolçaklı sandalyenin hazeran örgüsü oturanları rahatsız etmeyecek ölçüde gevşemiştir (7/10) Kolçaksız sandalyelerin hazeranları gayet iyi durumdadır. (8/10)
    Değerlendirme notu: Michael Thonet (1796-1871), bükme ahşap mobilyaları ilk yapan tasarımcı olarak kaydedilir.  Alman-Avusturyalı olan Thonet 1830'lu yıllarda yapıştırılmış ve bükülmüş ahşap çıtalardan mobilya yapmaya başladı. Adını ilk duyurduğu model 1836'daki Boppard Schichtholzstuhl'dür (Boppard katmanlı ahşap sandalye). Thonet, 1837'de bu işlem için tutkal üreten tutkal fabrikası Michelsmühle'yi satın alarak üretim bandını kendine özel hale getirir. Ne var ki başta Almanya olmak üzere patent alma girişimleri değişik ülkelerde başarısız olur ( 1840). Thonet, ahşabı sıcak buharda kavisli şekillerde bükmeyi başarırken, hafif, güçlü, dayanıklı ve konforlu modeller imal eder. Geçmişin ağır, oymalı tasarımlarından tamamen farklı olarak yüksek estetikle birlikte işlevsel çekicilik elde eder.  Thonet'in kendi adıyla anılan bu tarz, günümüze kadar güncelliğini korumayı başarır. Thonet, 1850'de tasarlayıp üretimine geçtiği No:1 modeliyle 1851'de Londra'daki Büyük Sergi’de bronz madalya alır. 1855'te Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı’nda gümüş madalya ile ödüllendirilir. Kahveci sandalyesi olarak bilinen No: 14 modelini 1859’da üretir. 50 milyon civarında üretilen ve hâlâ üretimi süren 14 numaralı model sandalye, dünya çapında satılır. No: 14 modeli birkaç parçaya ayrılarak basit paketler halinde dünya ihraç ürünü hale gelmesi nedeniyle mobilya üretiminde devrimi temsil eder. Thonet'in bir yandan satışları artarken, model çeşitlemeleri de 1867 Paris Dünya Fuarı'nda altın madalya ile ödüllendirilir. Bazı modeller tasarım tarihinin ikonları haline gelir. 1900’den itibaren üretilmeye başlanan No:56 bu ikonik modellerin baştacı gibidir.
     
  • (G.B. koleksiyonu)
    • Porselen, çok nadir...
    • Karl Ens kuş figürleri 80- 100 yaş civarındadır. Yeşil rüzgar gülü damgalarıya dikkat çekmektedir. Marka kataloğuna göre yeşil rüzgar gülü, 1919 - 1945 yılları arasındaki kullanılmıştır.
    • Figürler, 8 ve 10 cm. yüksekliktedir.
    • Figürler numaralıdır.
    Karl Ens ---------------------------------- Karl Ens porselen evi - atölyesi, 1899 - 1972 yılları arasında faaliyet gösterdi. Atölye üç çeyrek yüzyıl boyunca sadece üst sınıf - dekoratif porselen figür çalıştı. Kurucu (baba) Karl Ens porselen imalatına Tiebner isimli ortağı ile 1860 yılında başlamıştı. Ancak 1899 yılından itibaren iki oğluyla beraber Porzellanfabrik Karl Ens adı ile müstakil imalata yöneldi. Porselen figürler, Ens'in oğulları (küçük) Karl ve Eduardo'nun atölyeyi çalıştırdığı 1919 - 1939 döneminde dünyada kült haline geldi. E, N, S harfleri ve rüzgar gülü ile işaretlenen Ens figürleri, dönemler itibariyle farklı markalarda kullanmıştır. Karl Ens porselen evi 1972 yılında millileştirilerek 1990 yılına kadar VEB Sitzendorfer Porzellanmanufaktur bünyesinde faaliyet göstermiştir.
  • Astronomik iki harita... Carte des environs de Palatsha - Mileti vicinia variis temporibus. (**) Balat / Bafa Gölü civarı haritası – Muhtelif dönemlerde Milet.
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul Gouffier (1752 – 1817)
    • Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 1. cilt, 111. plan, 1782, Paris
    • Harita: François Kauffer (1758-1801) (**), Jean-Denis Barbie du Bocage (1760-1825)
    • Gravürcü: J.Perrier
    • Nadir…
    • 39.2 x 27.2 cm.
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (kök) boyası
    • Kondisyonu iyi (Baskıda, ortalama 1.5 - 2 cm uzunluğundaki 5 adet kesik tespit edilmiş ve onarılmıştır.)
    (*) Bafa Gölü yeralan Balat, günümüzde Aydın'ın Didim ilçesine bağlı bir mahalledir. Milet ise Büyük Menderes nehrinin ağzına yakın deniz kıyısındaki antik liman şehridir. Balat köyü yakınındadır, harabe halindedir. Milet limanı bugün yaklaşık 10 km denizden içeridedir. (**) Bafa Gölü haritası, Choiseul-Gouffier’nin  1776’daki Antik Yunan coğrafyasına yaptığı araştırma gezisi sırasında çizilmiştir. Ancak bu haritayı - Gouffier'in kitabında yayınlandığı halde- François Kauffer'in adıyla sunmayı tercip ediyoruz. Çünkü bu haritaya değer katan bizatihi Kauffer'in elinden çıkmasıdır. Rus askeri arşivinden çıkan belgelere göre Kauffer, uzun yıllar Rus istihbaratı için çalışır. Başta kaleler olmak üzere haritacılık ve diğer askeri yapıların inşasında III. Selim'i yönlendiren mühendis olarak tarif edilmektedir. Öte yandan Kauffer, 1776 yılında İstanbul'un ölçülü ilk haritasını (1/25.000 ölçekle) çizen mühendistir. Sonraki yıllarda çizilen tüm haritalara da ilham kaynağı olur. (Ref: Oya Şenyurt, Tarih İncelemeleri Dergisi XXVIII / 2, 2013, 487-521)
    Balat - Millet haritası, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Nadir kondisyonda, bakımlı, ikonik, kırma ceviz takım... Takım, iki kişilik bank (bench), kolçaklı sandalye ve 2 adet sandalyeden oluşuyor. Bankın koltuk yüksekliği 45 cm., sırt yüksekliği 94 cm.'dir. Sandalyelerin koltuk yüksekliği 45 cm., sırt yüksekliği 87 cm.'dir
    Kondisyon: Bakımlı ve hatasız (9/10)
    Değerlendirme notu: Bench, kolçaklı sandalye ile iki parça kırma sandayenin 1940'lı yıllarda imal edildiğini düşünülmektedir.
     
  • (G.B. koleksiyonu)
    • Porselen, nadir…
    • Karl Ens kuş figürleri 50 - 80 yaş civarındadır. Mavi (Delf çinisi) rüzgar gülü damgasıyla dikkat çekmektedir. Marka kataloğuna göre mavi rüzgar gülü 1945 - 1972 yılları arasında kullanılmıştır.
    • Tek dal üzerine yerleştirilen kuş figürleri, 9 ve 14 cm. yüksekliktedir.
    • Figürler numaralıdır.
    Karl Ens ———————————- Karl Ens porselen evi – atölyesi, 1899 – 1972 yılları arasında faaliyet gösterdi. Atölye üç çeyrek yüzyıl boyunca sadece üst sınıf – dekoratif porselen figür çalıştı. Kurucu (baba) Karl Ens porselen imalatına Tiebner isimli ortağı ile 1860 yılında başlamıştı. Ancak 1899 yılından itibaren iki oğluyla beraber Porzellanfabrik Karl Ens adı ile müstakil imalata yöneldi. Porselen figürler, Ens’in oğulları (küçük) Karl ve Eduardo’nun atölyeyi çalıştırdığı 1919 – 1939 döneminde dünyada kült haline geldi. E, N, S harfleri ve rüzgar gülü ile işaretlenen Ens figürleri, dönemler itibariyle farklı markalarda kullanmıştır. Karl Ens porselen evi 1972 yılında millileştirilerek 1990 yılına kadar VEB Sitzendorfer Porzellanmanufaktur bünyesinde faaliyet göstermiştir.
  • Masif ceviz, oymalı ikili koltuk... (*)
    • Tamamı el işi - oyma. (**)
    • Kolçaklar tek taraflı çıkarılarak katlanmaktadır.
    • Masif ceviz, 97 x 94 x 40 cm.
    • 1960'lı yıllar (***)
    (*) Sahibinin verdiği bilgiye göre 1980 başlarında adı hatırlanamayan antikacıdan satın alınmıştır. (**) Oyma tarzı itibariyle yapan ustanın geleneksel yöntem ve ekipmanla çalıştığı ve Ermeni kökenli olabileceği değerlendirilmektedir. (***) Kullanılan vida - somunlar, imalat yaşının 60 yıl civarında olduğunu teyit etmektedir.
  • Yörük kültürünün göz alıcı renkliliği ve doğa sevgisi kök boyalarla yün bir halıya nakşedilmiş... Yeni nesil dokuma örneği, kök boya, 230 x 130 cm.
    Kondisyon: Çok iyi 9/10
     
  • Kirman ile eğrilmiş yün ve doğal boya kullanılarak, sine düğümü tekniğiyle dokunmuş, bölgesel motifler ile bezenmiş taban halısı. Çapı olmayan, desen simetrisi ve renk geçişleri mükemmel bir halı. 1970'li yıllardan... Döneminde kaçak yollardan Türkiye'ye sokulan, ipek hissi veren Gazne halısı. 248 x 208 cm.
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: Sine düğümü, İran, Türkistan, Hint ve Çin halılarında yaygın olarak, Türk halılarında ise zaman zaman kullanılan bir düğüm tekniğidir. Adını batı İran’daki bir şehirden almıştır. Bu teknikte renkli yün ilme ipliğinin yalnızca bir ucu çözgü teline bağlanır. Öbür ucu diğer çözgü teline dolandıktan sonra önde sağa ya da sola doğru yatık şekilde bırakılır. Bu teknikle kadife gibi yumuşak bir dokuma ortaya çıktığı gibi desimetrekareye de daha çok düğüm sayısı düşer. Bu yüzden ince, zarif, yumuşak halıların dokunmasına müsait bir tekniktir.
     
  • Atatürk'ün çağdaş Türk kadınına rol model seçtiği Nimet Alisbah'ın eseri... (*) Eser, Türkiye'de ilk kez müzayedeye çıkıyor.
    • Nimet Alisbah (1912 - 2001)
    • Eser, 1969 yılında Türk - Amerikan Derneği'nde düzenlenen sergiden satın alınmıştır. (*)
    • Duralit üzerine yağlıboya
    • İmzalı
    • 38 x 43.5 cm. (çerçeveli 50.5 x 55.5 cm.)
    (*) Ayhan Çilingiroğlu koleksiyonu...
    • Çilingiroğlu, aynı zamanda aile dostu olan Nimet Alisbah’dan dinlediği anıları şöyle naklediyor: “Mustafa Kemal Atatürk, modern Türk kadını için rol model olabilecek genç kızlar belirlenmesini istemişti. Seçtiği 5 - 6 genç kızdan biri de Nimet hanımdı. Nimet hanım bu çerçevede Atatürk'ün seyahatlerine katıldı."
    • Çilingiroğlu, 12 Mart Muhtırasını takip eden Nihat Erim Hükümetinde (1971) Meclis dışından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (26.3.1971 - 11.12.1971) görevine getirildi. Sonraki yıllarda Dünya Bankası ve OECD'de çeşitli görevlerde bulundu.
    Kim kimdir ? (Einstein'ın arkadaşı...) --------------------
    • Nimet (Bilsel) Alisbah: Cumhuriyetin kurucu kadroları arasında yer alan Ord. Prof. Mehmet Cemil Bilsel'in kızıdır. Bilsel, bizzat Atatürk tarafından 1925 yılında Ankara Hukuk Mektebini kurmakla görevlendirildi. Burada dekan vekilliği ve devletler hukuku alanında öğretim üyeliği yaptı. 1934 yılında yeni kurulan İstanbul Üniversitesinin rektörlüğüne getirildi. Emekliye ayrıldığı 1943 yılında CHP’den Samsun milletvekili seçildi. 1949 yılında vefat etti. (Ref: Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler , c. II, 1968)
    • Orhan Alisbah (1910 - 1989): Nimet Alisbah'ın eşi olup. Türkiye ve dünyanın önde gelen matematikçileri arasındadır. Çalışmalarıyla dikkat çeken Alisbah, 1955 yılında Princeton Üniversitesi'ndeki İleri Araştırmalar Enstitüsü'ne davet edilir. Enstitü de Einstein ve Oppenheimer'la birlikte çalışır. Einstein'ın çok önem atfettiği arkadaşı ve meslektaşıdır.
    • Einstein'le fotoğraf (1953): Aşağıda yer alan fotoğraf, Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde çekildi. Fotoğrafta Orhan Alisbah’ın oğlu Bilsel Alisbah ile Albert Einstein görülmektedir. Bilsel Alisbah'ın aktardığına göre 1950'li yıllarda Enstitü’nün şehre ulaşımı bir arabayla sağlanıyordu. Ön koltukta oturmak için iki kişi hep ısrar ederdi; Bilsel ve Albert. İkili, bu hoş çekişme neticesinde arkadaş oldu. Fotoğraf, Ağustos 1953’te çekildi. Einstein tarafından 1954’te imzalandı.
     
    • Annesi Nimet hanımın kızlık soyadını isim olarak alan Prof. Dr. Bilsel Alisbah'da (1937 - 2017) babası gibi uluslararası üne sahip bir matematikçi oldu. Bilsel Alisbah'ın girişimiyle 1998’dan beri her yıl Bilkent Matematik Bölümü’ndeki başarılı öğrencilere Prof. Alisbah bursu verilmektedir.
  • 1970’li yıllarda Sümerbank tarafından dokunmuş ipek halı. İlmek sıklığı; 10 x 10 cm. Ebat; 120 cm. x 80 cm.=0.96 m2
    Provenance: Ü. A.
    Kondisyon: (10/10)
       
    • 100 x 165 cm.
    • 1950 öncesi, Trakya.
    • Akrep motifli...
    • Merinos yün, kök boya, küçük bir kısım krom boya.
    (HW koleksiyonu)
  • Cumhuriyet dönemi, Ankaralı kadın pazarcılar... Arka yüz-el yazısı ile; "Bir pazar yeri - kümes hayvanlarının nasıl bağlandığına dikkat edin! Bunu tüm ülkelerde yapıyorlar." (A market place -note how the poultry have their legs tied. They do this in all continental countries.)
    Kondisyon: 10/10
     
  • Laonicus Chalcondyles'in (Chalcondile, 1423?-1490?) 17'nci kehaneti... "İstanbul'un Fethi" Gravür, Blaise de Vigenere tercümesi "L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien..." isimli kitabın 1650, Paris baskısından çıkmadır. (*)
    • Döneminin el (kök) boyası. (**)
    • Çok nadirdir.
    • Bakır baskı.
    • 33.7 x 23 cm. (Çerçeveli, 44.5 x 33.5 cm.)

    ------+-----

    "Türk İmparatorluğu'nun Çöküşü - On Yedinci Figür" başlığını taşıyan gravür, Chalcondyles'ın Türk İmparatorluğu'nun geleceğine ilişkin 17 kehanetinden 17'ncisini ifade ediyor. Gravür başlığı altında (Chalcondyles'ın el yazmalarından alıntılanan) arkaik Grekçe ifadeler yeralıyor. Epigram (***) kısmı ise şaşırtıcıdır. Eski Türkçe (Osmanlıca) kelimeler Latin harfleriyle yazılmıştır. Epigramın günümüz Türkçesiyle transkripsiyonu şöyledir: "Padişahımız gelir, kafirun (kafirin) memleketi(ni) alır, Kızılelma’yı alır, kabzeyler (zapt eder) (,) yedi yıla dek gavur kılıcı çıkmaz ise on iki yıla dek onların beyliğini eder (,) evi yapar (,) bağı diker, bahçeyi bağlar, oğlu kızı olur (.) On iki yıldan sonra Hristiyan’ın kılıcı çıkar, o Türkü gerisine püskürtür." Türk mitolojisine göre -münhasıran Yeniçeri doktrininde- "Kızıl Elma", İstanbul'dur. Dönemin Avrupası, Osmanlı İmparatorluğu'nun (7 ve 12 yıl içinde) İstanbul'u fethederek nüfusunu (oğul - kız ) çoğaltacağını düşünüyor. Süreler, Havvas ilimlerinden Dawa(h) sistemiyle değerlendirdiğinde her yılın bir jübile (herhangi bir olayın ellinci ya da yüzüncü yıldönümü) yılına işaret ettiği düşünülüyor. Başka bir hesaba göre de kehanette yer alan her yılın güneş yılının sürdüğü kadar güne yani 365 yıla tekabül ettiği kabul ediliyor.

    Kitap ismi ile Kızıl Elma Kehaneti başlığı çelişmektedir. İstanbul'un fethine tanıklık etmiş olan Chalcondyles, el yazmalarında Yunan (Bizans - Doğu) İmparatorluğu çökerken, Türklerin İmparatorluk kuruluşunu anlatıyor. Gravür ise "Türk İmparatorluğu'nun çöküşü" başlığını taşıyor.

    Gravürün yorumunu katalog kaydındaki üçüncü isim olan Artus Thomas yapıyor. Thomas, 1600'lü yılların başındaki politik konjonktüre uygun olarak Osmanlı'nın Batı'ya ilerlemesini durduğunu düşünüyor. Elinde Kızıl Elma'yı tuttuğu halde bu durumdan hoşnut olmayan figür, 13'üncü (****) Osmanlı Padişahı III. Mehmet'e benzetiliyor. Topkapı Sarayı Müzesi kütüphanesinde Bağdat kitapları arasında yer alan Osmanlı Padişahları albümünde Çelebi Mehmed'den Sultan III. Murad’a kadar 8 padişahın elinde elma vardır. 9'uncu padişah III. Mehmet'tir ve elinde kızıl elma yoktur. III. Mehmed'in, (1595 - 1603) tahta çıkışından iki yıl önce başlayan Osmanlı - Avusturya savaşı 11 yıl sonra (1606) Zitvatorok Antlaşması'yla sonuçlanıyor. Sultan I. Ahmed ve Avusturya adına Arşidük II. Rudolf arasında imzalanan anlaşma, Osmanlı'nın daha fazla Batı'ya gidemeyeceğini ortaya koyuyor.

     

    (III. Mehmed, Cristofano dell'Altissimo, 16. yüzyıl.)

        (*) Kitap künyesi: ... Avec la Continuation de la mesme Histoire depuis la ruine du Peloponese jusques à présent 1612 par Thomas Artus, Laonicus Chalcondyles, Paris: Claude Sonnius & Denys Bechet 1650. II.Cilt: Bakır baskı başlık sayfası , [4], 196, [12], Michel Baudier’in kaleme aldığı “Histoire Generale Du Serrail et De La Cour Du Grand Seigneur, Empereur Des Turcs” bölümü,“La Ville de Constantinople” adlı katlanır gravür, 89, [3], 1-273 çift sütun olarak numaralandırılmış 137 s., [3] s., Nicolas de Nicolay’ın 1572’de Nürnberg’de yayınlanmış olan “Von der Schiffart und Rayß in die Turcken unnd gegen Oriennt.” adlı eserinden alınmış 60 + 4 (?) tam sayfa gravür, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne dair 17 kehanet gravürü, 116 s., [3] s. (**) Koleksiyoner S.E'nin verdiği bilgiye göre kehanet gravürünün kitap içindeki orijinal hali renklidir. Kitap satışa sunulmadan önce - muhtemelen 1650 yılı içinde - elle renklendirilmiştir. (***) Ortaçağ'da heykellerin üzerine yazılan yazılara "epigram" deniliyordu. (****) Chalcondyles ve Thomas'a göre 3. Mehmet'in padişahlık sıralamasındaki yeri 13 değil 17'dir. Chalcondyles, Trakya'da (Rumeli'de) ilk fetihlerin kahramanı olan Osmanlı Şehzadesi Süleyman Paşa ile Fetret dönemi 3 ismi de "imparator" olarak kaydediyor.

    ---+---

    On Yedinci Kehanet gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • "1850 öncesine tarihlenebilen, kök boya ile renklendirilmiş, eğirme ip ile dokunmuş, çivit, kiremit ve ördekbaşı yeşil renklerin hakim olduğu, dragon motifli, çift şah "fragman" kilim. Kırım-Kafkas kilimlerinin karakteristiğine uygun olarak çözgüsü pamuk, atkısı yündür. İlikli kilim dokuma yöntemi uygulanmış, desen simetrisi mükemmel. 180 x 170 cm.
    Provenance: Michal Sokolnicki - H. W. koleksiyonu.
    Kondisyon İyi (6/10)
    Değerlendirme notu: Fragman olduğu için kilimin boydan her iki başında çerçeveleri (suyolu) yok.
    Michal Sokolnicki kimdir? İkinci Polonya Cumhuriyeti’nin (1918–1945) Türkiye nezdindeki son büyükelçisi Michal Sokolnicki, 1880 yılında doğdu. Paris’teki öğrencilik yıllarında sosyalist düşünceyle tanıştı. 1901’ten itibaren de Polonya bağımsızlık savaşının önderi ve ilerideki Devlet Başkanı Mareşal Jozef Klemens Pilsudki’nin (1867–1935) yakın çevresinde bulundu, özel kalem müdürlüğünü yaptı. Türkiye’yle olan ilişkilere çok önem veren ve Mustafa Kemal Atatürk’e de özel bir muhabbet besleyen Mareşal’in vasiyetini yerine getirerek, 1936 yılında Ankara’daki büyükelçilik görevini kabul etti. 12 Haziran 1936 tarihinde Atatürk’e güven mektubunu sunarak göreve başlamıştır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus felsefesi dersleri verir. 1967’de Ankara’da vefat eder ve Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilir. Uzun yıllar hocalık yaptığı D.T.C.F.’nin avlusuna 2008 yılında adına bir anı plaketi konulmuştur. Günlüklerinin Ankara yıllarını içeren bölümleri Londra’da yayınlanmıştır.
     
  • Osmanlı dönemi 4 tabaklı ve kapaklı sefer tası. 19. yüzyıl. Bakır dövme tekniği ile yapılmış, kilitli mekanizmalı, tutamaklı, kilit mekanizması ve tutamakları pirinç. 18 x 19 cm.
    Kondisyon: 7/10
    Provenance: S. G. koleksiyonu
     
  • Asya'daki Büyük Hükümdarın Toprakları, İran İmparatorluğu, Özbekistan Ülkesi, Arabistan ve Mısır. (Etats du Grand-Seigneur en Asie, Empire de Perse, Pays des Usbecs, Arabie et Egypte.) 1753 tarihli. Kenar boşlukları dahil 76,5x55 cm boyutlarında. 1 : 7500000 ölçek. Sınırlar elle döneminde renklendirilmiştir. Nadir harita...
    Kondisyon: 9/10
    Provenance: S. E. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Robert de Vaugondy'nin 1753 tarihli muhteşem "Pers, Arabistan ve Osmanlı İmparatorluğu" haritası, İmparatorluğun zirvede olduğu dönemi gösteriyor. Harita Karadeniz'den Arabistan'ın en güney uzantısına ve batıya kadar, Pers'i de içerecek şekilde Hindistan'ın batısındaki Moğol İmparatorluğu'na kadar uzanan toprakları içerir. Vaugondy, o dönemin en son coğrafi bilgilerini Fransızca ve Arapça yazılışları kullanarak birleştirmiştir. Haritada, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz tabanı sığlıklarını ve resifleri, dağ silsilelerini, gölleri, nehirleri ve tarihi bölgeleri içeren ayrıntılı bilgi sunulmaktadır. Sol alt köşede, son derece dekoratif bir başlık kartuşu, bir minder üzerinde oturan mağrur bir Osmanlı paşası ile karşısında oturan muhtemelen bir İran şahı veya bir Arap şeyhini tasvir etmektedir. Figürler, altın bir hilal ile taçlandırılmış bir kubbe altında oturmaktadır.  Sağ alt köşede ise beş mesafe ölçeği bulunmaktadır. Harita, 1753 yılında Robert de Vaugondy tarafından çizilmiş ve Atlas Universal'ın 1757 baskısında yayımlanmıştır. Atlas Universal, gerçek gözlemlere dayalı olan ilk atlaslardan biridir. Bu nedenle bu harita (o dönem için) oldukça doğrudur ve çoğu şehrin adını doğru bir şekilde içerir. Gilles (1688 - 1766) ve Didier (yak. 1723 - 1786) Robert de Vaugondy, 18. yüzyılın ortalarında Paris'te faaliyet gösteren harita yayıncısı, gravürcü ve kartograflardı. Baba ve oğul olan Vaugondy’ler, Sanson harita firmasının mirasçılarıydı. Firmanın bütün kaynaklarına hâkim olan baba-oğul sonrasında kendi büyük eserlerini üretmeye başladılar. 18. yüzyıl Paris'inde mevcut olan büyük kaynaklardan en doğru biçimde yararlanarak, her haritayı kendi üstün coğrafi bilgilerine, bilimsel araştırmalara, çağdaş kâşiflerin ve misyonerlerin günlüklerine ve doğrudan astronomik gözlem gibi kaynaklara dayandırdılar. Yine de, 18. yüzyıl Paris'inde coğrafi bilgi, özellikle kutuplar, Amerika'nın Pasifik kuzeybatısı ve Afrika ile Güney Amerika'nın iç bölgeleri de dahil olmak üzere keşfedilmemiş dünya bölgeleri hakkında son derece sınırlıydı.  Dönemin kartografları, haritalarındaki bilinmeyen alanları, coğrafik teorilerine dayalı spekülasyonlarla doldururlardı ve genellikle keşifçiler ve denizciler tarafından toplanan şüpheli birincil kaynak materyale dayanırlardı. Bu nedenle, Vaugondy’lerin de dahil olduğu 18. Yüzyıl haritacıları spekülatif coğrafyacılar olarak kabul edilirler. Bilineni bilinmeyeni doğrulamak için kullanmaya çalışan spekülatif coğrafya yaklaşımı, pek çok rekabeti doğal olarak beraberinde getirdi. Vaugondy'lerin diğer kartografçılarla, özellikle Phillipe Buache ile olan çatışmaları, her ikisinin de üyesi oldukları Academie des Sciences'e sunulan sayısız çelişkili belgelere neden oldu. Spekülatif coğrafyanın dönemi, Captain Cook, Jean Francois de Galaup de La Perouse ve George Vancouver'ın 18. yüzyılın sonlarında yaptığı keşiflerle sona erdi. Didier öldükten sonra haritaları Jean-Baptiste Fortin tarafından satın alındı ve 1787'de Charles-François Delamarche’a (1740 - 1817) satıldı. Delamarche, Vaugondy haritalarından faydalandı, ancak aynı zamanda Vaugondy'nin mirasçısı olan Marie Louise Rosalie Dangy'nin mirasını gasp ettiği ve onu öldürmüş olabileceği düşünülmektedir. Harita, Atlas Universel (Paris – 1757) içinden çıkmadır. Atlas Universal, Robert de Vaugondy firmasının en önemli eseridir. Atlas birçok açıdan devrim niteliğindedir; hem modern hem de tarihsel olarak geniş bir harita koleksiyonundan oluşur ve Vaugondy'nin "uygun, tam, birbirine uyan ve kullanışlı" ilkesini en iyi şekilde temsil eder. Olağanüstü kalitesiyle beğenilen bir eser olmasına rağmen, Atlas Universel, özellikle Philipppe Buache gibi diğer kartografçardan sert eleştiriler almıştır. 1757 ile 1788 arasında birden fazla baskıda yayınlanmıştır. 1786'den sonra yayımlanan son baskılar, Robert de Vaugondy firmasını ve Boudet'in yayın haklarını devralan Charles Delamarche tarafından yapılmıştır.
     
  • Tobias Conrad Lotter (1717 - 1777), "Avrupa, Asya ve Afrika’yı Kaplayan Büyük Türk İmparatorluğu” temalı harita... Magni Turcarum Dominatoris Imperium per Europam, Asiam et Africam, se extendens Regiones tam proprias, quan tributarias et clientelares ut et omnes Beglerbegatus sive Praefecturas Generales oculis sistens accuratissima cura delineatum per Tob. Conr. Lotter, Chalcogr. Et Geogr. Augs. 1762 tarihli. 58,5 x 50 cm boyutlarında Ölçek: 1 : 11000000 Elle renklendirilmiş. Nadir, orijinal, antika harita.
    Kondisyon: 9/10
    Provenance
    Değerlendirme notu: Tobias Conrad Lotter (1717 - 1777), Alman gravürcü ve harita yayıncısıdır. Lotter, bir fırıncının ve şehir muhafızının oğlu olarak dünyaya gelir. Ünlü harita yayıncısı olan Matthäus Seutter'ın büyük kızı Euphrosina (1709 - 1784) ile evlenir.. 1740 yılında kayınpederinin harita işinde çalışmaya başlar. 1740 ile 1744 yılları arasında, Seutter'ın imzası ile  Atlas Minor’u basılır. Seutter'ın 1757'deki ölümünden sonra, firmayı oğlu Albrecht Karl Seutter (1722 - 1762) devralır. Albrect de birkaç yıl sonra 1762'de ölür. Geriye kalan Seutter harita plakaları daha sonra Lotter ve yayıncı Johan Mitchell Probst (1727 - 1776) arasında bölünür. Oğullarının desteğiyle, Matthäus Albrecht (1741 - 1810), Georg Friedrich (1744 - 1801) ve Gustav Conrad (1746-1776), Tobias Conrad Lotter, kayınpederinin ekonomik başarısı ve profesyonel itibarını sürdürmeyi başarır. Zaman içinde, Lotter, Alman ekolünün en önemli 18. yüzyıl harita yayıncılarından birisi olur. Müzayedeye sunduğumuz harita Atlas Novus (1762) kitabından çıkmadır. Detaylı el boyaması harita, bakır levha üzerine kazınmıştır. Topoğrafik, siyasi ve idari bölümleri, kasabaları ve köyleri, yer adlarını, nehirleri, ormanları ve dağları içermektedir. Başlık kartuşları renklendirilmiş olup içerdikleri bir Osmanlı padişahı, mitolojik figürler ve tüccarlarla dikkat çeker. 18. yüzyılın en önemli ve üretken Alman harita yayıncılarından birisi olan Georg Matthäus Seutter (1678–1757) tarafından 1727’de yapılmıştır. Matthaus Seutter'in ölümünden sonra işi oğlu Albrecht Carl’a miras kalır. Onun da 1762’de ölmesi ile damadı Conrad Tobias Lotter işi üstlenir. Lotter, yayıncı Johann Michael Probst ile birlikte Atlas Novus’u 1762’de yeniden basar. Bu baskıda bakır plakalardaki Seutter ismi, Tobias Conrad Lotter olarak değiştirilir.
     
  • Aqueduc de l'Empereur Justinien, a quatre lieues de Constantinople - İstanbul'a 16 km mesafedeki (*) İmparator Jüstinyen (Mağlova) Su Kemeri (**)
    • Sanatçı: Antoine Ignace Melling (***)
    • Termin (gravürcü): Duparc
    • Voyage pittoresque de Constantinople et des rives du Bosphore d'après les dessins de M. Melling ... (1809-1819) (****)
    • Bakır baskı, 515 x 727 mm. (*****)
    • Kağıt türü: Ağır
    • Kondisyonu iyi. Sayfa katının alt kısmındaki 6.5 cm'lik kesik onarılmıştır.
    (*) Lig (lieues) bir kişinin bir saat içinde yürüyebileceği mesafe birimidir. Fransa'da 1812'den 1840'a kadar yani Melling'in kitabı hazırladığı dönemde metrik lig (lieue) kullanıldı. 1 metrik lieue tam olarak 4000 m veya 4 km. idi. Türkçe algı bakımından daha kolay görünen "dört fersah" ifadesini kullanmayı tercih etmiyoruz. Osmanlı denizcilik literatüründe 1 fersah 3 deniz miline yani yaklaşık olarak 5.556 metreye eşittir. Fersahın 12.000 adıma veya 1 saatlik yola denk geldiği kabul edilir. Bir Arap fersahı ~5,76 km, bir Fars fersahı ise 6,23 km'dir. (**) Melling, eserini "Jüstinyen Su Kemeri" olarak adlandırırken, Batılı seyyah ve tarihçilerin tipik klişelerine sadakat gösteriyor. Kitabın metin kısmında "bu asil Bizans yapısının tabiatın güzelliklerine duyarlı (olup) sanatın şaheserlerine ilgi göstermeyen Türkler tarafından ihmal edildiği" belirtiliyor. Böylece Mağlova Kemeri'nin (Türkçe kaynaklarda geçen adıyla) Doğu Roma İmparatoru Jüstinyen (d. yak. 482 - ö. 14 Kasım 565) tarafından inşa edildiği ifade ediliyor. Oysa kemerin Mimar Sinan tarafından yapıldığı yazılı kaynaklarca teyit edilmektedir. Evliya Çelebi'ye göre Kanunî Sultan Süleyman, İstanbul’un su ihtiyacını Belgrad ormanlarından karşılamak üzere Mimar Sinan'ı görevlendiriyor. Sinan, projenin tamamlanması için "yol boyunca altın  keselerinin uç uca dizilmesi gerekeceğini" arz ediyor. Fırtına ve seller yüzünden yıkılan Mağlova Kemeri'ni de kapsayan proje, 6 yılda (1560 yılında) tamamlanırken, harcama büyüklüğü 50.057.207 akçeye ulaşıyor. (***) "Boğaz manzaralarını konu edinen bütün Batılı ressamlar içerisinde görmenin ve seyretmenin zevklerini bana en çok tattıranı ve bana en inandırıcı geleni Melling'dir" (Orhan Pamuk: İstanbul Hatıralar ve Şehir). Melling'in "inandırıcılığı" üzerine pek çok Osmanlı tarihçisi hemfikirdir. Örneğin "harem" gravürünün bugüne kadar resmedilmiş en iyi tasvir olduğu düşünülmektedir. (****) Melling, İstanbul resimlerini (gravürlerini) çoğaltmak üzere 1809 yılında atölye kurar. Fasikül serisi olarak basılan gravürler abonelere gönderilir. Bunların sonuncusu 1819’da basılır. Türkiye'de en iyi baskılar Koç ailesinin koleksiyonunda tutulmaktadır. (*****) Kitabın büyük boy ilk baskısında (1809) çift sayfa gravürler 65 x 100 cm ebadındadır. Açık artırmaya sunduğumuz baskı, büyük boy baskının bir alt ebadındadır.
  • Kayseri-Sivas yöresine ait mihraplı, şamdanlı, 1800 yılların başlarıyla tarihlenen halı namazlık. 162 x 111 cm. ölçülerinde... Atkı Manchester ipinden, hav iplikleri ipek (floş) ve kök boya ile renklendirilmiş Ermeni dokumasıdır. Son derece nadir, müzelik, muhteşem bir koleksiyon ürünü.
    Provenance: H. W.
    Kondisyon: İyi  (6/10)
    Değerlendirme notu: Yaşına bağlı olarak ve namazlık olmasından dolayı vücut asidi nedeniyle hav kaybı ve atkılarda eprime vardır.
     
  • Deville & Cie of Charleville marka "Express" modeli 1910'lu yıllara ait Art Nouveau soba. Küçük boy çini, emaye - döküm odun sobası, 61 x 41 x 31 cm.
    Provenance: S. G. koleksiyonu
    Kondisyon: 8/10 (Mika izleme pencerelerinden biri eksik). Kullanıma elverişli...
    Değerlendirme notu: 1910'lardan 1930'ların başlarına kadar tarihlendirilebildi. 1930 Ardennes kataloğunda yer alan, önden yüklemeli odun sobası olması sebebiyle sıra dışıdır.
     
  • Kirman ipi ve kök boya kullanılarak yöresel motiflerle çift şah olarak dokunmuş, motif simetrisi mükemmel, atkısı–çözgüsü yün, ilikli Anadolu kilimi. 216 x 151 cm.
    Provenance: H. W koleksiyonu
    Kondisyon-Çok iyi (9/10)
  • Fransız Art Nouveau, "Bert Paris" damgalı, zarif kabartmalı, dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı porselen soba, 79 x 40 x 51 cm...
    Provenance: O. W.
    Kondisyon: Çok iyi (8/10)
    Değerlendirme Notu: Zarif, dekoratif süslemeler, kıvrımlar ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı Art Nouveau sanat akımının tipik bir örneği... 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında etkili olmuş bu akım, Türkiye'de Yeni Sanat ya da 1900 Sanatı olarak adlandırıldığı gibi birçok Avrupa ülkesinde de bölgesel olarak değişik adlarla anılmış, adlara uygun olarak da uygulamaların niteliklerinde değişiklikler görülmüştür. Kullanılan abartılı barok stili benzeri dekoratif bezeme ve süslemeler sebebiyle Floral Style (Doğal Stil), Style Coup De Fouet (Kamçı Vuruşu Stili) ve Style Anguille (Yılanbalığı Stili) olarak da anılmıştır.
     
  • Willem Janszoon Blaeu'nün (1571 - 21 Ekim 1638) "Turcicum Imperium" (Türk İmparatorluğu) başlıklı haritası, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun 17. yüzyıldaki topraklarına odaklanır; sınırlarını, büyük şehirlerini ve diğer önemli coğrafi özelliklerini gösterir. Ayrıca, Hollandalı hükümet yetkilisi, tüccar ve bilim adamı (1588-1658) David de Wilhem'e ithaf edilmiştir. “Doğu Akdeniz'i ve Arabistan ile Ortadoğu'yu kapsayan antik Osmanlı İmparatorluğu haritası.” Basım tarihi: 1640 Bakır gravür, kağıt üzerine basılmıştır. El boyaması Boyut: 45.5 x 58,5 cm.
    Kondisyon: Çok iyi (9/10) Kağıdın yaşına bağlı olarak sayfa kenarlarında kısmi ve rahatsız etmeyecek seviyede sararmalar mevcut.
    Değerlendirme notu: Willem Janszoon Blaeu (1571 - 21 Ekim 1638); Hollandalı haritacı, atlas yapımcısı ve yayıncıdır. Oğlu Johannes Blaeu ile birlikte Blaeu ailesi, 16. ve 17. yüzyıllardaki altın çağını yaşayan Hollanda ve Hollanda haritacılık ekolünün en önemli figürüdür. Willem Blaeu, ilk kartografik çalışması olan bir küreyi 1599'da, ilk basılı haritasını -Hollanda haritası- 1604'te yayınladı. Ayrıca, deniz haritacılığında da uzmanlaşan Blaeu, Het Licht der Zeevaert (Zeevaert'in Işığı) pilot kılavuzunun ilk baskısını 1608'de yayınladı. Otuz yıl kitap, duvar haritaları, küreler, çizelgeler ve pilot kılavuzlar yayınladıktan sonra, 1630’da çıkardığı ilk atlası, Atlas Eki ile birlikte Blaeu'nun büyük atlas yapımı geleneği başlamış oldu. 1633’te Doğu Hindistan Şirketi’nin (Dutch East India Company - VOC) hidrografçısı olarak atandı. Böylece, en güncel haritalara erişim imkanı ile neredeyse kusursuz haritalar, atlaslar basılmasına olanak sağlandı. Blaeu'nun haritaları; doğrulukları, ayrıntılı dekoratif unsurları ve titiz haritacılık özellikleri ile büyük saygı görüyordu. Genellikle Blaeu'nun hem bilimsel hassasiyete hem de estetik çekiciliğe olan bağlılığını sergileyen süslü kartuşlar, illüstrasyonlar ve süslemeler içeriyordu. Referans: Van der Krogt 2, 8100:2.
     
  • Nadir, İslami el sanatı... Beş bölmeli, bakır işlemeli, sekizgen şekilli antika betel kutusu. 22 x 15,5 x 10,5 cm. Güneydoğu Asya kökenli. Kutunun dış yüzeyi noktalı ve taramalı zemin üzerine çiçek resimleri ile işlenmiştir. Aynı işlemeler, kutunun içinde bulunan tepsi ve bölme kapaklarında da devam etmektedir. İç kısımda, betel quid'in çeşitli bileşenlerini almaya yönelik 5 bölme bulunur. Menteşeli kapak üzerinde yaprak şeklinde dökülmüş sağlam bir kulp bulunmaktadır. Kapağın ayrıntılı bir mandalı vardır. Kutunun içinde üzerine betel yaprağının koyulduğu ve betel quid'in hazırlanabileceği bir tepsi vardır. Tepsi kaldırılınca, kapakları çiçek bezemeleri ile süslü beş kap (betel cevizi, limon ve diğer çeşniler için) çıkmaktadır.
    Provenance: S. G. koleksiyonu.
    Kondisyon: Çok iyi (10/10)
    Değerlendirme notu: Müzayedeye sunduğumuz kutu, İslam'ın yayılması ve İslami el sanatlarına dair ilginç bir hikaye barındırıyor. Kutunun üzerinde bulunan metal kakma işçiliği Suriye kökenlidir. Ancak zanaatkarlar güneydoğu Asya’daki İslami ülkelerdendir. Güneydoğu Asya ülkelerinde kullanılan betel quid üç temel unsurdan oluşur: betel yaprağı, betel (areka) fındığı ve limon. Bölgeye ve kullanıcının damak zevkine göre sönmüş kireç, kimyon, zencefil, biber, kakule, kişniş, kaju ezmesi, tarçın, karanfil, nane özü, safran, meyan kökü, hatta tütün tozu ve sandal ağacı kabuğu bile eklenir. Tedavi edici özelliği, canlandırıcı uyarıcı etkisi ve aynı zamanda keyif verici özellikleri nedeniyle kullanılır. Güney Asya'dan Pasifik'e kadar bir önemli bir gelenek ve ritüel; aynı zamanda popüler bir kültürel etkinliktir. Metal kutular, gerekli olan yaprakları ve diğer malzemeleri tutmak için kullanılır. Küçük biblo kutuların yanı sıra küçük iç bölmeli daha büyük kutular da kullanılmaktadır. Müzayedeye sunduğumuz bu kutu büyüklüğündeki bir betel kutusunun amacı misafirlere ikram yapmaktır. Kutunun büyüklüğü ve işlemeleri, onun bir soylu tarafından veya bir soylu için yaptırıldığını göstermektedir. Sömürge döneminde güneydoğu Asya’daki betel quid çiğneme alışkanlığı, batılı sömürgeciler tarafından da benimsenmiş ve malzemelerin saklanacağı zarif kutular özellikle Hollandalılar tarafından sipariş edilmiş ve kullanılmıştır. Benzer bir betel kutusu Rita Wassing-Visser’ın, “Royal Gifts From Indonesia” isimli kitabında gösterilmekte ve Prenses Juliana ve Hollanda Prensi Bernhard’ın 1937'deki düğünlerinde kendilerine hediye edildiği ifade edilmektedir.
     
  • Abdullah Biraderlerden nadir "albümin gümüş baskı" Osmanlı dönemi İstanbul fotoğrafları (1880-1900). 25x18 boyutlarında üç fotoğraf, 76x33 dönem çerçevesi içine yerleştirilmiş. Abdullah Freres imzalı. Yukarıdan aşağıya ilk fotoğraf,  Atmeydanı ve Sultan Ahmet Camii’nin geniş kadrajlı çekimidir. Fotoğrafta meydanın sol tarafında Dikilitaş ve çevresinde sahipleri tarafından gezdirilen iki at görünmektedir. İkinci fotoğraf Rumeli Hisarı’ndan Aşiyan’a inen ve “Aşiyan Yolu” olarak bilinen yolu göstermektedir. Üçüncü fotoğraf ise Sultan II. Mahmut Türbesi’nin içinde bulunan II. Mahmut ve Abdülaziz’in sandukaları ve rahle başında arkası dönük olarak Kuran okuyan molla kavuklu şahsı göstermektedir.
    Kondisyon: 7/10
    Değerlendirme notu: Abdullah Biraderler / Freres ticari unvanıyla anılan Ermeni asıllı Viçen (1820–1902), Hovsep Abdullahyan (1830–1908) ve Kevork (1839–1918) kardeşler, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk fotoğrafçılarındandır. Dönemi itibariyle ressam olarak anılan Biraderler, Osmanlı’da Harem’e girme imtiyazına ve “Ressam-ı Hazret-i Padişahî” unvanına sahiptir. Abdullah Kardeşler, 40 küsür yıl boyunca İstanbul ve Anadolu’da tarihî eser ve manzaralar ile insan portrelerini fotoğrafladılar. Halkın mahallî kıyafetlerini ihtiva eden albümlerini 1867 yılında Paris Sanat Sergisi’ne yolladılar. Maarif koleksiyonunun ayırt edici özelliklerinden biri de 150 yıl önce Paris Sergisi’ne gönderilen insan portrelerini ihtiva etmesidir. Sultan Abdülmecid, fotoğraf çektiren ilk Osmanlı padişahı olarak bilinir. Resmi Abdullah Biraderler çekmiştir. Abdullah Biraderler fotoğraflarını çektikleri ecnebi hükümdarlardan 8 nişan ve 3 madalyadan başka çok sayıda tebrik ve takdir alırlar. Sultan 2. Abdülhamit Abdullah Biraderler fotoğraflarının önemli kısmını Yıldız sarayındaki fotoğraf albümlerinde toplar. Osmanlı’nın tanıtımı ve devlet siyasetinde fotoğrafı etkin şekilde kullanan 2. Abdülhamit, 51 albümü 1893 yılında Amerikan Kongresi’ne gönderdi. Amerikan Kongre Kütüphanesi de Abdullah Biraderler arşivini ilk kez 2015 yılında dünya kamuoyuna açtı. Abdullah Biraderler başta olmak üzere Sebah & Joillier gibi sanatçılara ait 911 albüm ve 36 bin 585 kare fotoğraftan oluşan Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu 2019 yılı için ’UNESCO Dünya Belleği Mirası Listesine’ Türkiye’nin iki adayından biri olarak belirlendi.
     
  • Osmanlı'nın ilk jeoloji kitabı... (*) Çok nadir (**)... Kitabın girişinde bulunan ve yerkürenin kesitini gösteren renkli levhanın kondisyonu çok iyidir. Eserin naif cildinde olması ayrıca önem arzetmektedir.
    • Arapçadan Osmanlıcaya çeviren: Seyyid Mehmed Ali Fethi (***)
    • Yayınevi: Dar üt-Tıbaat ül-Amire, 1853
    • Yayın Yeri: İstanbul
    • 142, 9, 6 s.
    • 22 x 15 cm.
    • Özege-09015
    • Sırtı deri, altın varaklı, gofre baskılı cilt... (Cilt ön yüzünde soyulma vardır.)
    (*)  "(Prof. Dr.) Kemal (Erguvanlı) Bey’den geriye proje ile ilgili daktiloyla yazılmış ve yer yer el yazısıyla düzeltilmiş “Türkiye’de İlk Jeoloji Kitabı” başlıklı dört sahife not kalmıştı." (Prof. Dr. Celal Şengör, Osmanlı Bilimi Araştırmaları XI/1-2 [2009-10]) (**) "Kemâl Bey bu bilgiyi o sırada yeni bitirmiş olduğu bir makaleye bir dipnot olarak koymak için iznimi istedi. Olumlu cevabım üzerine bu bilgi, rahmetlinin “Dünyada mühendislik jeolojisi kitapları ve dergileri” başlıklı makalesinin sonunda benim buluşum olarak yer aldı." (Prof. Dr. Celal Şengör, Osmanlı Bilimi Araştırmaları XI/1-2 [2009-10]) (***) Prof. Şengör'ün buluşunun tescil edildiği makale için bkz. Erguvanlı, “Dünyada mühendislik jeolojisi kitapları ve dergileri,” Mühendislik Jeolojisi Türk Milli Komitesi Bülteni, VII, 7 (1985): 28-32. Erguvanlı’nın makaledeki notu (s.32) şöyledir: “Şubat 1985’te jeoloji ve kitapları tutkunu Dr. A. M .C. Şengör’ün İstanbul’da sahaflardan aldığı ‘Géologie Elémentaire Appliquée à l’Agriculture et à l’Industrie avec un Dictionnaire des Termes Géologiques ou Manuel de Géologie’ adlı kitabının ilk baskısının Paris’te 1832’de, elimizdeki bu 4. baskısının ise 1843’te yapıldığı, ... şekil ve içeriğinin incelenmesinden bu kitabın Fransızca’dan Arabça’ya ve Arabça’dan Türkçe’ye çevrilen ilk jeoloji (ilmü tabakatülarz) kitabının Fransızca orijinali olduğu tespit edilmiştir. Buradan, bugün kullandığımız ‘jeoteknik’ teriminin bu kitapta ilk kez kullanıldığı ve ilk yayımlanan kitabın da mühendislik jeolojisi olduğu belgelenmiştir.”    
  • Lot 19
    FORCHINO
    The Duchess, 2006

    Forchino, limited, 00529, heykel (figür), erken dönem imalatı, "The Duchess (Düşes)". Ünlü karikatürist ve heykeltıraş Guillermo Forchino tasarımı, el yapımı, el boyaması. Genişlik: 40 cm. Figürün taban damgasında, Fransa’da tasarlandığı belirtilmiştir. “00529” ibaresi, eserin sınırlı sayıda üretilen bir seriye ait olduğunu gösterir. Alt kısımda ayrıca “G. Forchino – Paris” imzası ile birlikte, “© 2006 Veronese” telif bilgisi yer alıyor. Kondisyon: 10/10 Provenace: M. Ünlü koleksiyonu
    Figürlerin yüz ifadeleri, şoförün abartılı bıyığı, yolcunun gözlüğü ve sigarası gibi detaylar, Forchino’nun mizah anlayışını ve karakter yaratma becerisini öne çıkarır. Reçine kalıbın detay hassasiyeti sayesinde araç üzerindeki çizgiler, kaporta formu ve iç donanım unsurları belirgin bir netlikle işlenmiştir. Bu seri, Forchino’nun lüks otomobil estetiğini insan figürleriyle ustalıkla harmanladığı dönemi temsil eder. Figürün ana malzemesi, dayanıklılığı ve ince detayları başarıyla yansıtma kabiliyetiyle bilinen polyresin veya benzeri yüksek kaliteli bir sentetik reçinedir. Figür, çok katmanlı ve elle boyanmış bir yüzeye sahiptir. Klasik otomobilin ön ızgarası, tamponları ve far kasaları gibi detaylar, parlak metalik boya veya ince kaplama ile vurgulanmıştır. Lastikler mat siyah, karoser ise kremsi beyaz tonlardadır; iç bölüm ve figürlerde canlı bir renk paleti tercih edilmiştir. Bu eser, Karikatürize Sanat (Caricature Art) ve Modern Figüratif Heykel anlayışının birleşimini temsil eder. Forchino, Art Deco, klasik veya vintage otomobil tasarımlarını mizahi bir dille abartır ve insan figürlerini bu lüks temalara entegre eder. Eserin üretim yılı 2006 olup, otomobil tasarımı 1930’lu ve 1940’lı yılların lüks Avrupa ya da Amerikan cabriolet (roadster) modellerini çağrıştırır.
    Günler
    Saat
    Dakikalar
    Saniyeler
    Müzayede biter:
    Details
  • J. D. Barbie du Bocage’ın “Voyage du Jeune Anacharsis” kitabı için yapılmış Karadeniz ve Azak Denizi haritası. Le Palus-Meotide et le Pont-Euxin, Pour le Voyage du Jeune Anacharsis, Par J. D. Barbie du Bocage Yapım yılı 1781, basım yılı 1799’dur. 40,5 x 25,5 cm. Nadir bulunan orijinal antika harita.
    Kondisyon: 8/10 (kağıt yaşına bağlı sararmalar var.)
    Provenance:S. E. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: J. D. Barbie du Bocage tarafından “Voyage du Jeune Anacharsis” kitabı için yapılmıştır. Palus-Meotide Azak Denizinin antik adıdır. Pont Euxin ise ilk defa Homeros tarafından kullanılan ve büyük su kütlelerini tanımlamak için başvurulan Pontos kelimesi ile antik dönemde Yunanlıların Kuzey Anadolu bölgesini ve orada yaşayan insanları tanımlamak için kullandıkları Euxinos kelimelerinin birleşiminden oluşur. Zamanla Karadeniz’in adı Pont-Euxin’e dönüşür. Sağ üstte çerçevenin dışında “Chap. 1er in 8 Tome y page 7” ifadesi bulunmaktadır. Bu haritanın kitap içindeki yerini ifade etmektedir. Ayrıca haritada “Stades Phytiques”, “Stades Olympiques”, “Lieues communes de France” ve “Myriametres Republicaines”* olmak üzere 4 ayrı çizgi ölçek vardır. Haritanın sağ üst köşesinde “Le Palus-Meotide et le Pont-Euxin, Pour le Voyage du Jeune Anacharsis, Par J. D. Barbie du Bocage”  ifadesi ve hemen altında Juin 1781 – Pluviose An VIIe  tarihleri yer almaktadır. Bu tarih, “Myriametres Republicains” ölçeği ile birlikte haritayı eşsiz kılmaktadır. Çünkü ölçek Cumhuriyetçi Hükümetin Paris Bilimler ve Sanatlar Akademisi'nin tavsiyesi üzerine, 1793'te kabul ettiği yeni ondalık metrik sisteme göre hazırlanmış bir ölçektir Tarih ise “Fransız Cumhuriyet Takvimi’ne** uygun olarak verilmiştir. Fransız Devrim takvimi (Calendrier Révolutionnaire Français) olarak da adlandırılan Fransız Cumhuriyet takvimi (Calendrier Républicain Français), Fransız Devrimi sırasında oluşturulan ve uygulanan ve Fransız hükümeti tarafından 1793'ün sonlarında yasal olarak kabul edilen takvimdir. 1805 yılının sonuna dek yaklaşık 12 yıl boyunca kullanıldı. Daha sonra 1871'de Paris Komünü tarafından 18 gün süreyle ve Gregoryen takviminin yerini alması amaçlanarak yeniden canlandırıldı. Haritanın basım tarihini gösteren “Pluviôse An VIIe” Gregoryen takvime göre 1799 yılının Ocak ayına işaret etmektedir. Barbié du Bocage olarak bilinen Jean-Denis Barbié, 28 Nisan 1760'ta Paris'te doğdu ve 28 Aralık 1825'te aynı kentte öldü. Fransız coğrafyacı ve haritacı, Paris Edebiyat Fakültesi dekanı ve Fransız Enstitüsü (L’Institut de France) üyesidir. Antik Yunan kültürü üzerine derin bilgisi olan Barbié kendisini özellikle Yunanistan'ın coğrafya ve harita araştırmalarına adadı. Coğrafya bilimine tarihçi bir haritacı olarak ve matematik coğrafyası gibi yeni yöntemler kullanarak hizmet etti. Antik çağ kaynaklarının betimlerini çağdaş verilerle bağdaştırarak inceledi ve Yunan kültürü alanında en önemli haritacı olarak ünlü oldu. 1780’de henüz 20 yaşında olmasına rağmen Antik dönem haritaları konusundaki uzmanlığı ile Peder Barthélémy tarafından yazılan “Le Voyage du Jeune Anachrasis” kitabına eşlik eden Atlas’ın haritalarını hazırlamak işini üstlendi. Defalarca baskısı yapılan Le Voyage du Jeune Anachrasis’in Atlas’ı her yeni baskı da yeni bilgilerle zenginleştirildi. Pierre François Tardieu ise 1711-1771 arasında yaşamış Fransız haritacı ve gravürcüdür. Geniş ve üretken Tardieu ailesinin bir üyesidir.  Aile yaklaşık 200 yıl boyunca Paris’te gravürcülük işi ile uğraşmış ve önemli çalışmalara imza atmıştır. P. F. Tardieu’nun Rue de la Cordoniere’de bir ofisi vardı. Haritanın sol alt köşesinde yer alan P. F. Tardieu ise hem tarih itibariyle hem de ismin yanında yer alan adres (Rue Estrapade) göz önüne alındığında asıl adı Pierre Antoine François olan oğludur. P. F. Tardieu de l;estrapade olarak bilinen oğul Tardieu uzun yıllar kazıdığı haritaları babasının adıyla imzalamıştır. Kaynak Genç Anacharsis'in Yunanistan'da Seyahatleri (Fransızca: Voyage du jeune Anacharsis en Grèce), Jean-Jacques Barthélemy tarafından yazılan ve ilk olarak 1788'de yayınlanan Anacharsis adlı İskit'in MÖ 4. yüzyılın ortalarında Yunanistan'daki seyahatlerini konu alan kurgusal bir eserdir. Antik Çağ'da Yunanistan'daki yaşamı anlamak için gerekli tüm bilgileri sunan bu eser 19. yüzyıl edebiyatı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. 1788 Fransızca baskısı, bir atlas ve madeni para reprodüksiyonu cildiyle birlikte altı cilt halinde yayınlandı. Roman oldukça popüler hale geldi ve sonraki yüzyılda, sürekli genişletilerek yaklaşık seksen baskı yaptı. İngilizceye, İspanyolcaya, Almancaya, İtalyancaya, Dancaya, Felemenkçeye, modern Yunancaya ve hatta Ermeniceye çevrildi. Bununla birlikte, on dokuzuncu yüzyıl sona ererken, Anacharsis çekiciliğini kaybetti - modası geçmiş görünmeye başladı ve sonuç olarak unutulmaya yüz tuttu. Günümüzde oldukça unutulmuştur. Haritanın içinden çıktığı 1799 baskısı 7 cilt ve 1 cilt Atlas’tan oluşmaktadır. Bu nedenle haritanın sağ üst köşesinde 8. Cilt, Bölüm 1, sayfa 7 ifadesi yer almaktadır. (*) Haritanın 4 farklı çizgi ölçeğinden en altta yer alan “myriametres republicains” ölçeği 1789 Fransız devrimi sonrası kurulan Cumhuriyetçi Hükümetin Paris Bilimler ve Sanatlar Akademisi'nin tavsiyesi üzerine, 1793'te kabul ettiği yeni ondalık metrik sisteme göre hazırlanmış bir ölçektir. Bu ondalık metrik sistem, ortalama güneş gününün 24 saat yerine her biri 100 dakika 1000 saniyeden oluşan on saate bölündüğü yeni bir zaman düzenlemesi üzerine kuruldu. Zaman düzenlemesinde bu değişikliğe bağlı olarak dairenin ve karasal meridyenin kadranı da her biri 60 dakika ve 3600 saniye olan 90 derece yerine, her biri 100 dakika ve 1000 saniye olan 100 dereceye bölündü. Karasal meridyenin ortalama uzunluğunun 10 milyonda biri de, tüm çizgisel ölçülerin birimi olarak belirlenerek tüm önceki standartlarla kıyaslanamaz bir metrik sistem oluşturuldu. Ancak bu yeni “devrimci” metrik sistem bir standart oluşturmak yerine denizcilik, mimari ve mekanik sanatlar açısından olduğu kadar astronomi alanında da inanılmaz bir kafa karışıklığına neden oldu. Devrim öncesinin tüm zaman ve mekân algısını değiştirmeye yönelik bu girişim toplumsal olarak reddedildiği için bir süre sonra işlevsiz hale geldi. 1812’de Napolyon döneminde bu ondalık metrik sistemden vazgeçildi. Daha sonra 1840’da yeniden düzenlenerek metrik sisteme geçildi ve bugün bildiğimiz, evrensel ölçü birimi olan metrik sistem oluşturuldu. Evrensel metrik sistem güneş gününün 24 saat, saatin 60 dakika, dakikanın 60 saniye olarak kabul edildiği bir zaman bölünmesine dayanıyordu. Tüm çizgisel ölçülerin birimi, bir günün 24 saat olarak kabul edildiği zaman bölümlemesine bağlı olarak tanımlanan karasal meridyenin uzunluğunun 10 milyonda biri olarak standartlaştı. **Fransız Cumhuriyet takvimi, devrim sonrasında zamanı ve mekanı yeniden düzenleme gereğinden hareket ederek tasarlanmıştır. Ulusal Kurucu Meclis, ilk başta, Bastille Baskını tarihi olan 14 Temmuz 1789'dan başlayarak "Özgürlük çağını" işaret eden yeni bir takvim oluşturmayı amaçladı. Ancak, 2 Ocak 1792'de halefi Yasama Meclisi, IV. Yıl'ın önceki gün başladığına karar verdi. Bu nedenle yılı 1 Ocak 1789'da başlattı. Ancak 1792'de Birinci Fransız Cumhuriyeti ilan edilince yeni Ulusal Konvansiyon, 1792'nin Fransız Cumhuriyeti'nin I. Yılı olarak bilinmesine karar verdi ve Ekim 1793'te Konvansiyon tarafından kabul edilen yeni takvim, 22 Eylül 1792'yi birinci yılın ilk günü yaptı. Cumhuriyet takvimi, Napolyon'un kaldırıldığını ilan ettiği 1 Ocak 1806'ya kadar kullanılmaya devam etti.
     
  • Üç perdelik opera (Osmanlıca) ... Çok nadirdir... (*)
    • Beste: Camille Saint-Saens (1835 - 1921) (**)
    • Fransızca libretto: Ferdinand Lemaire (1832 - 1879)
    • Osmanlıca libretto: Dr. Rıza Nur (1879 - 1942) (***)
    • Baskı tarihi: 1921 (R. 1337)
    • Yayın yeri: Sinop
    • Özege - 17491
    • 92 sayfa.
    • 195 x 125 mm.
    • Kondisyonu iyi durumda...
    (*) Naif kağıt kapağında Camille Saint-Saens'ın fotoğrafı yeralmaktadır. (**) “Saint-Saens’ın 3 perdeden ibaret olan Samson ile Dalila Operası’nın librettosu Ferdinand Lemaire tarafından hazırlanmış ve eser ilk olarak Almanya’da Weimar’da 20 Aralık 1877 yılında oynanmıştır” (Altar, 1989 s. 490). (***) Tıp doktoru olan Rıza Nur, II. Abdülhamid'in iltifat ettiği aydınlar arasındadır. Müzayedeye sunduğumuz Samson ile Dalila çevirisinin (1921) önsözünde (s. 14 -15) dünya görüşünü şöyle anlatır: "Bir milletin bir-iki ferdini ölümden kurtarmakla ömür tüketecek yerde onu bırakıp, milletin içtimaî derdine derman bulmaya savaşacak bir zamandayız. Millet giderse, kurtarılmış birkaç fertten ne çıkar. Millet kalırsa giden fertleri yeniden doğurur."
    Samson ile Dalila operası hakkında kısa bilgi: "M.Ö. 1136 yılında Filistin’in Gazze bölgesinde geçer. İsrail’in ünlü kahramanı uzun saçlı, güçlü Samson halkının özgürlüğü için valiyi öldürüp zafer kazanmıştır. Ancak güzel Filistinli kız, Dagon Tapınağı’nın Rahibesi Dalila, Samson’u kendisine âşık ederek onun gücünü nereden aldığını öğrenir. Uzun saçları kesilince gücünü yitiren Samson’un gözleri de oyularak hapse atılır. Son perdenin ikinci sahnesinde Dagon Tapınağı’ndaki halk sevinç içinde şarkı söylemekte, adını şarap tanrısı Baküs’tan alan ve giderek bir orjiye dönüşen Bakanal (Bachanal) dansıyla zaferlerini çılgınca kutlamaktadır. Samson’un Tanrı’ya yakarışının kabul edilmesi ve Dagon Tapınağı’nın yıkılmasıyla biten opera..." (Aktüze, Eylül 2003, s.1969).
  • Dört ayaklı bir kaide üzerine oturan, Kütahya çinili bir haznesi bulunan, gövdesi hilaller ile süslenmiş kahve köz ocağı. Y. 52 x Ç.18 cm.
    Provenance: S. G. koleksiyonu (S.G 11 yıl önce vefat ettiği halde ailesi bugüne kadar koleksiyonu muhafaza etmiştir.)
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: Osmanlı madeni el sanatı ürünlerini mükemmel bir işçilikle yeniden canlandıran Kahramanmaraşlı Cemil Sarılmış’ın bir diğer eseri. Cemil Sarılmış, ne yazık ki 2020'de vefat etmiştir.
     
  • Theo Sarmas koleksiyonu. Sıradışı, çok nadir, en uzun Çanakkale. (*) Yükseklik, 55 cm. 20’nci yüzyıl başları… Kondisyonu çok iyi. (*) Tespit edilebildiği kadarıyla Türkiye’de ilk defa bu kadar uzun boylu (55 cm.) Çanakkale çömlek – seramik müzayedeye sunuluyor. Çanakkale (çömlek) davulun, Yunan işgal ordusunun Anadolu’dan çekilmesine müteakiben 1922 – 23 mübadelesinde Yunanistan’a götürüldüğü düşünülmektedir.  (Elizabeth French, Hatıra Eşyalar ve Yeni Fikirler… ‘Seeking the Collectors: Çanakkale Jugs in UK Collections’ in Souvenirs and New Ideas…; derleyen Diane Fortenberry, Oxford, 2013, s. 39 – 43) _____________ Provenance: 1960 başlarından beri Theo Sarmas koleksiyonunda tutuluyordu. Londra merkezli Chiswick Auctions şirketinin, 3 Mayıs 2019 tarihli İslam ve Hint Sanat Müzayedesinde (Islamic and Indian Art Auction) lot95 numarasıyla el değiştirdi.
    Değerlendirme notu: Çanakkale davulun karakteristik özellikleri özetle şöyle:
    • Geleneksel şekle sahip küresel gövde.
    • Sırlı, düşük ateşte pişirilmiş.
    • Çanakkale yöresine özel kırmızı kil kullanılmıştır.
    • Uzun konik ayak.
    • Davul ayak kısmına gerilmiş deri dönemine ait olup mükemmel kondisyondadır.
    • Bezeme ve motifler kök boya.
    • Ağız kenarında, stilize rozet ve çapraz spiral bantlardan oluşan kalıplı bezeme.
    • Ayağa doğru, üstte ve ayağın kenarında bakır yeşili (polikarbon) boyalı motifler.
    • Orta alt kısımda üç ayrı bitkisel fisto.

    A Canakkale Pottery drum property from the Theo Sarmas Collection Ottoman – Turkey or Provinces, early 20th century of traditional shape, the globular body resting on a tall conical foot, stepped to the edge, the circular mouth still covered with the original leather, the body with moulded decoration near the mouth consisting of a band of stylised rosettes and diagonal spiralling bands, towards the foot three V-shaped moulded vegetal festoons, painted in copper green at the top and on the foot’s edge, with a later rope used as shoulder strap, 55cm high. Provenance: Theo Sarmas collection in London since early 1960s. Of clear ethnographic interest, this drum is a rare and unusual survivor of the early 20th-century Canakkale pottery production. Provenance: Chiswick Auctions, “Islamic and Indian Art Auction”, 3 May 2019, lot95
  • Denizatı biçiminde üç ayak üzerinde duran, haznesi hindistan cevizinden yapılmış, gövdesi stilize yaprak bezemeleri ile süslü, gövdesi yapraklara uyumlu desenlenmiş, akik taşları ile süslenmiş nargile Osmanlı dönemi saray nargilelerinin reprodüksiyonu. Y: 53,5 x Ç: 25 cm.
    Provenance: S.G. koleksiyonu (S.G 11 yıl önce vefat ettiği halde ailesi bugüne kadar koleksiyonu muhafaza etmiştir.)
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: Kahramanmaraşlı bakırcı ustası Cemil Sarılmış tarafından yapılmıştır. Osmanlı madeni el sanatlarının nadide örneklerindendir.
     
  • A Map of the Parts of Europe and Asia, adjacent to Constantinople
    • Gravür: Henry Mutlow (1756-1826) (*)
    • 18'inci yüzyıl (**)
    • Çelik baskı, 19 x 25 cm. (Çerçeveli: 28.7 x 35 cm)
    • Döneminin el boyası, pigment...
    • Kondisyonu çok iyi (9/10)
    (*) Ünlü İngiliz haritacı, gravürcü, yayıncı... H. Mutlow, İngiliz Kralının icazetiyle banknot basma yetkisi vardı. Firma adresleri şöyle:
    • Russell Court, London (1791)
    • 13 Russell Court, Covent Garden, London (1794-1818)
    • 3 York Street, Covent Garden (1817-26)
    Ref: Worms and Baynton-Williams, 'British Map Engravers' (2011) (**) Müzayedeye sunduğumuz haritanın 18. yy sonlarında yapılan ilk baskının sonraki yıllardaki tekrarı olduğunu tahmin ediyoruz. Tespit edilebilen ilk nüsha c. 1781 tarihlidir (W. Strahan & T. Cadell, Londra). Mutlow haritasının yeraldığı diğer kitaplar şöyle: Clarke, Edward Daniel (Text), Travels in Various Countries of Europe, Asia and Africa: Part The First, Russia, Tartary and Turkey (1810); Edward Gibbon, The History of the Decline and Fall of the Roman Empire (1838). Her iki kitapta W. Strahan & T. Cadell tarafından yayınlanmıştır.
  • A map of the Holy Land divided into the XII Tribes of Israel wherein is exactly mark'd ye travels of Iesus Christ... (*) (İsa Peygamber’in İsrail’de 12 kabileye bölünmüş kutsal topraklardaki yolculuğunun sarih şekilde işaretlendiği harita...)
    • Haritacı: John Senex (1678-1740) (**)
    • Çok nadir...
    • 36.5 x 46 cm. (çerçeveli: 46 x 55.5 cm.
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (pigment) boyası
    • Kondisyonu çok iyi
    (*) 1716 yılında yayınlanan “ Altı Haritada Kutsal Coğrafya ” adlı yapıttaki dördüncü haritadır. Haritalar, 1723’de Oxford’da basılan ve münhasıran Richard Ware tarafından satılan İncil’e eklenmiştir. Tespitlerimize göre mezkur gravür Ware tarafından satılan 1723 edisyonundan alınmadır. (Ref: The National Library of Israel; dig. code: pal0925; sys. no: 990023690400205171) (**) Eserin müellifi John Senex, erken 18. yüzyıl İngiltere'sinin en önemli haritacı ve yayıncıları arasında kabul ediliyor. Britanya Kraliçesi Anne’ın coğrafyacısı unvanını taşıyan Senex, aynı zamanda astronom, jeolog, topograf, gravürcü,  küresi yapımcısı ve antika harita taciridir. 1728 yılında Londra Royal Society üyeliğine (fellowship) seçilmiştir.
  • Topkapı Sarayı'nda mevcutlu kuş kafesinin reprodüksiyonu... Kahramanmaraşlı bakır sanatçısı / ustası Cemil Sarılmış (1959-2020) tarafından imal edilmiştir. El yapımı, Y. 106 x Ç. 52 cm.
    Kondisyonu: Çok iyi (10/10)
    Provenance: S.G koleksiyonu (S.G 11 yıl önce vefat ettiği halde ailesi bugüne kadar koleksiyonu muhafaza etmiştir.)
    Değerlendirme notu: Osmanlı madeni el sanatı ürünlerinin reprodüksiyonları ne yazık ki giderek daha nadir hale geliyor. Müzayedeye sunduğumuz eser, Cemil Sarılmış'ın mükemmel işçiliğiyle göz dolduruyor.
     
  • İmzalı, duralit üzeri yağlı boya. Ahşap, gümüş varaklı çerçeve içinde.. 43 x 34 cm. (60 x 51)
    Kondisyon: 9/10 (İmza silikleşmiş.)
    Provenance: G.B. koleksiyonu
    İbrahim Safi (1898-1983) Kafkasya Nahcivan’da doğdu. İlk sanat eğitimini Erivan Lisesi’nde okuduğu yıllarda resim öğretmeni Kolzsa’dan ve Akademi mezunu akrabalarından aldı. Genç yaşlardaki eğitimini Moskova Güzel Sanatlar Akademisi’nde alan İbrahim Safi, I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul’a geldi ve burada yerleşti. İstanbul’da Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi ve Namık İsmail Atölyesi’nde çalıştı. 1923 yılında buradan mezun oldu. Namık İsmail’in yanındaki çalışmalarını 1930’a kadar sürdürdü. İlk sergisini 1946’da İstanbul’da açtı. 1955’ten sonra İsviçre, Münih, Köln, Frankfurt, Bonn, Viyana, Roma, Paris, Marsilya, Atina olmak üzere yurtdışında 10 yıl süreyle araştırmalar yaptı. Naci Kalmukoğlu ile birlikte çalışıp, yurtiçi ve yurtdışında birçok sergi düzenledi. Geçimini resim aracılığı ile sağlayan sanatçı aynı zamanda bir çok öğrenci yetiştirdi. İngiliz ressamlardan Johnson Baker öğrencilerinden biridir. Klasik ekolde bir çok portre çalışmaları bulunmakla birlikte empresyonist üslupta eserler vermiştir. Çalışmaları natürmort ve manzara ağırlıklıdır. Gerçek bir usta olan İbrahim Safi, empresyonist, realist çalışmaları ile tanınır. Eserlerinde canlı renkler kullanan sanatçı konu olarak daha çok peyzajları seçmiştir. Eserleri birçok özel koleksiyonda yer almaktadır.
     
  • Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyıl, saray işi, gelin – çeyiz bohçası.
    Atlas bohça, Abdülhamit dönemi (1876-1909) Anadolu ve Rumeli Kazaskerliği görevlerinde bulunmuş önemli bir devlet adamının aile mirasıdır. Çeyiz sandığından çıkmadır. Ailenin hassasiyeti sebebiyle detaylar sertifika beraberinde sunulacaktır. İpek atlas üzerine, neo barok tarz nakış işlenmiştir. Dival işlemeli, altın klaptan… Nakışlar, pirinç çekilerek altın yaldız vurulmuş ince metal iplikle yapılmıştır. 69 x 72.5 cm. (Maundan imal 87x87 cm. ebadınd,a el yapımı çerçevesiyle satışa sunulmaktadır.)
    Kondisyon: 7/10 (İpekte sıyrılmalar mevcuttur.)
    Değerlendirme notu:
    • İpek atlas üzerine altın klaptan ve dival işlemeli bohça ya da örtüler “saray işi” olarak anılır.
    • “Dival” işi tersi ile yüzü farklı görünümde olan bir nakış türüdür. Cülde veya gergef tezgâhta üstten çok katlı sırma ve sim ile işlenir. Alttan mumlanmış iplikle karşılıklı tutturulur. Dival işleme ön yüzden sarma, tersten hristo teğelini andırır. Alt iplik üstten, üst iplik alttan görünmez.
    • Dival işi nakışın maliyeti yüksektir.  Osmanlı masraf çizelgelerinde ciddi tutarlarda paralar harcandığı görülür. Yapılışı zahmetli olduğu için günlük kullanımdan ziyade düğün gibi özel günlerde tercih edilir.
    • Altın klaptan, pirinç, bakır, kalay vb. madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal ipliktir. Pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilir
    Kaynak:
    • Ayten Sürür, Türk işleme sanatı, Akbank, 1976
    • Burton Berry, Old Turkish Towels, 1938
    • Celal Arseven, Sanat Ansiklopedisi, İstanbul, 1950
  • Carte de l’Ile de Lemnos levee sur les lieux et assujettie aux observations astronomiques... (*) Yerinde toplanan verilere ve astronomik gözlemlere dayalı Lemnos (Limni) Ada haritası...
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul-Gouffier (1752 – 1817)
    • Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 2. cilt, 14. plan, syf. 129, 1809, Paris
    • Gravür: Pierre François Tardieu (1711-1771) (**)
    • Çok nadir...
    • 40 x 58.5 cm (çerçeveli: 47 x 65 cm)
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (kök) boyası
    • Kondisyonu çok iyi.
    (*) Ref: Barselona Deniz Müzesi; kayıt no: 257 C, ölçek: 1: 97.000 (**) Haritanın müellifi P.F. Tardieu, 18. ve 19. yüzyıllarda pek çok ünlü gravürcü yetiştiren Tardieu ailesinin ikinci kuşağına mensuptur. Ailenin ünü sebebiyle Paris’in 18. Bölgesinde bir sokağa Tardieu adı verilmiştir.
  • Çok nadir... Kesele sandık (*), Osmanlı / Ermeni işi, 60 x 96 x 55 cm. Tay derisi kaplı, önyüzüne halı çakılı, üstü, kenet ve köşebentleri işlemeli pirinç, kapağı dışbükey... İki yanda stilize yaprak desenleri ile işlenmiş hareketli pirinç kulplar. Üst kapakta pirinç üzerine işlenmiş iki hilal ve bir Osmanlı güneşi yer alıyor. İki kademeli, şifreli çalışan üç anahtar + 27 cm uzunluğunda özel tasarım anahtar ve kilit sistemi bulunuyor. Birinci kademe, bütün anahtarları birbirinden farklı olan iki kilit ve bir merkezi şifre kilidinden oluşuyor. Şifre kilidi doğru sayıda çevrilmediği sürece kilit mandalları açılmıyor. İkinci kademede, sandığın ön yüzünde ve kapak kısmında bulunan 4 halkadan geçen ve özel bir anahtarla kilitlenen, üstü Ermenice yazılı devasa büyüklükte üç parçalı bir asma kilit kullanılıyor. Sandığın içi kök boya ile desenlenmiş. Sonradan kadife ile kaplandığı için sadece kenar motifleri görünüyor. Sandığın yapımında kullanılan malzeme, zarif işlemeleri ve yapılışındaki özen önemli birisi için yapıldığını ya da yaptırıldığını ifade ediyor. Tüm anahtarları ve asma kilidi mevcut ve çalışır halde. Eşsiz antika bir parça. (*) Günay, Reha (1999). Türk ev geleneği ve Safranbolu evleri, İstanbul: Yem yayınları
    Provenance: S. G koleksiyonu (aile yadigarı)
    Kondisyon: Tay derisi kısımların bir kısmı kaybedilmiştir. Halı iyi kondisyondadır. Üst dışbükey, kenet ve köşebentlerin kondisyonu iyi durumdadır.
    Değerlendirme notu: Kesele sandık, Osmanlı'da uzun yol seyahatlerinde kıymetli eşya ve materyal taşımakta kullanıyordu. Çok nadir görülmektedir.
     
  • Cristal de Sevres Fransız Fontainebleau, geyik desenli Sherry Karafı (19x8) ve 2 flute kadeh (18 x 6,5).
    Provenance: A. Ç. koleksiyonu
    Kondisyon: Mint (10/10)
    Değerlendirme notu: Louis XV’in gözdesi, Marquise (Madame) de Pompadour, ölene dek, özellikle Fransız Rococo’sunun en belirgin örnekleri ile hem sarayda hem de tüm Fransa’da belli bir etki yaratır ve 1750 yılında, Paris'te bir cam imalathanesi kurar. Paris’te karışıklıklar çıkınca, imalathane, Sevr'deki Bellevue kalesine taşınır. Madame de Pompadour'un kardeşi Marquis de Marigny'nin yönetimi altında, Manufacture Royale de Sèvres Crystals artık yalnızca prestijli müşteriler için zarif dekoratif cam eşya üretimine geçer.
  • Carte de la Greece Ancienne... Antik Yunan haritası...
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul-Gouffier (1752 – 1817)
    • Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 1. cilt, 1782, Paris
    • Çok nadir…
    • 44 x 63.5 cm (çerçeveli: 51 x 70 cm.)
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (kök) boyası
    • Kondisyonu çok iyi.
    (*) Ref: Bibliotheque Nationale de France
    • Coğrafik koordinatları: E 19 ° - E 30 ° 30 '/ N 42 ° - N 36 °;
    • Ölçek: 1 / 1.200.000
    Note for English ----------------------------
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul-Gouffier (1752 – 1817) (*)
    • Voyage-Pittoresque de la Gréce, 1. vol., 1782, Paris
    • Very rare…
    • 44 x 63.5 cm (with frame: 51 x 70 cm.)
    • Copper plate
    • Hand coloured of its time
    • Very good condition
    (*) Ref: Bibliotheque Nationale de France
    • Geographical coordinates returned approximately.
    • Relief expression: molehills.
    • 1776 [spring]: date of the trip to the Mediterranean Sea of ​​Monsieur de Choiseul-Gouffier in the company of the Marquis de Chabert, on board the ship "l'Atalante".
    • Geographic coordinates: E 19 ° - E 30 ° 30 '/ N 42 ° - N 36 °
    • Map scale: 1 / 1.200.000 ca (French Leagues of 3,000 Geometric Steps or 2,500 Toises 20 = [7.2 cm], Sea Leagues of 20 at degree 20 = [8 cm], Miles of 60 at degree 80 = [ 10.8 cm], Roman Miles evaluated at 756 Toises 80 = [8.6 cm], Greek Miles composed of 7 Stages 80 = [7.6 cm], Greek Miles and usage in the Archipelago, reduced to four fifths [sic] of the Roman Mile 80 = [6.9 cm], Olympic Stadiums, valued at 94 and a half Toises 600 = [8.1 cm], Stadiums one fifth [sic] shorter than the Olympic Stadium 600 = [6.5 cm], Stages estimated to be around 1,100 at 600 degree = [4.5 cm) (according to graphic scales).
     
  • Crystal St. Louis  Talma 899, 26 x 7,5 ölçülerinde Sherry karafı ve 13 x 6 ölçülerinde 2 kadeh. Karaf ve bardakların üzerine, klasik 1930 çizimi çiçek gravürü işlenmiştir. (1952-1970)
    Provenance: A. Ç. koleksiyonu
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: Compagnie des Cristalleries de Saint Louis, 1586 yılında Lorraine'deki Münzthal'de (Fransızca Saint-Louis-lès-Bitche) kurulmuş bir şirkettir. Kökleri 1586 yılına dayanan Fransa'nın en eski cam üreticisi ve kıta Avrupası'nın (1781) ilk kristal cam üreticisidir.1995 yılında Saint-Louis, Hermès Grubunun bir parçası oldu ve zaten prestijli markanın ünü, yeni bir yaratıcı ivme ile daha da arttı. a) "Cristal St Louis France" işareti (daire içinde ve büyük harflerle) 1952/3'ten 1970'lere kadar kullanıldı. b) Sonrasında, "SL" işareti (harflerin arasında çift yatay çizgi bulunan bir daire içinde) kullanıldı.