İbrahim Balaban.
Meyve Toplayan Kız, kağıt, çini mürekkebi,
34x24 cm. (çerçeveli, 47x38 cm.), imzalı, 1955.
Sertifikalı.
Değerlendirme notu:
İbrahim Balaban (1921? – 2019), sosyalist sanatçı… Anadolu insanın toprakla ilişkisini anlatan eserleriyle tanınır.
Balaban, sanat hayatına Nazım Hikmet’in teşvikiyle başlar. İkili Bursa Cezaevi’nde karşılaşır. Nazım, komünizm propagandasından, Balaban ise hint keneviri yetiştirdiği iddiasıyla hapis yatmaktadır.
Balaban, 7 yıl süren Nazım’lı yılları “Şair baba ve damdakiler” kitabında çok dokunaklı anlatır. Nazım da Balaban’ın eserleri üzerine “İbrahim Balaban’ın Bahar Tablosu Üstüne”, “Mapushane Kapısı” ve Harman şiirlerini yazar.
Balaban, ilk sergisini 1953 yılında Fransız Kültür Merkezi’nde açar. 1961 yılında Yeni Dal grubuna katılır. Grup sergisindeki bir eserinden dolayı yargılanır. 1968 yılında Gazi Dergisi’nde yayınlanan bir başka eser yüzünden yine kovuşturmaya uğrar. 70’li yıllarda Almanya ve Hollanda’da sergiler yapar.
80’li yıllardaki sergilerinden “Erenler ve Evliyalar” ile “Bereket Anaları” büyük yankı uyandırır. Son sergisi ise 2005’de İstanbul’da gerçekleştirir. Desenlerin yeraldığı sergiyle birlikte serigrafi baskılara ağırlık verir.
-
İmzalı, 2000 tarihli, kağıt üzerine suluboya. 33 x 47 cm.
Kondisyon: 10/8
Provenance: H. G.
Değerlendirme notu: Sabri Akça (1936-2022) Köy Enstitülü ressamlardan birisidir. 1948 yılında Çifteler Köy Enstitüsü'nü (Hamidiye Yerleşkesi) bitirdi. 1951 yılında yetenek sınavını kazanarak İstanbul Çapa Resim Bölümü’ne başladı. Burada Hasan Kavruk ve İlhami Demirci ile çalışan Akça, Selahattin Taran'ın yanında eğitimini sürdürdü. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’ne devam etti ve 1957 yılında mezun oldu. Kastamonu’da ve Yozgat Akdağmadeni, Şereflikoçhisar ve Aydınlıkevler Lisesi’nde resim öğretmenliği yaptıktan sonra 1978 yılında da Gazi Üniversitesi’ne geçti. İlk kişisel sergisini 1982 yılında açan Sabri Akça’ya 1984 yılında Kültür Bakanlığı tarafından “Sanata Hizmet Takdirnamesi” verilmiştir. Ayrıca Avrupa, Amerika ve Türkiye'de özel koleksiyonlarda eserleri ve çok sayıda ödülleri bulunmaktadır. 1984 yılına kadar Gazi Üniversitesi’nde görev yapan sanatçı, emekli olduktan sonra sanatsal çalışmalarını sürdürmüştür. Sanatsal yaşam çizgisinde köy enstitüsünde geçirdiği yılları ayrı bir yere koyan sanatçı, bu dönemini “Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsüne girmek hayatımın en önemli başlangıcıdır.” sözleriyle anlatmaktadır. Suluboya ve yağlıboya tekniğinde yaptığı, sert ve hızlı firça kullanımıyla uzaktan geniş açıyla ele aldığı eserleri dikkati çeker. Eserleriyle ve yetiştirdiği öğrencileriyle Türk resminde ayrıcalıklı bir yeri vardır.
Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...- İmzasız
- Tuval, yağlı boya
- 33x30cm.
- İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
- 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
- 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
- Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
İmzalı. Duralite marufle kağıt üzerine suluboya. 50 x 34 cm. (59 x 44 cm.)
Kondisyon: 7/10. (Kağıt yaşına bağlı hafif sararma mevcut...)
Provenance: G. G. Koleksiyonu
Değerlendirme notu: Cafer Bater (1913-1994), İstanbul Boyacıköy'de doğan tanınmış bir Türk sulu boya ressamıdır. Türk resim profesörü ve tarihçi Celal Esat Arseven'in "Ülkenin sayılı suluboya ressamlarından biri" olarak nitelendirdiği Bater'in suluboyalarında İstanbul'dan manzaraların yanı sıra Fransa, İspanya, İtalya ve Mısır'dan manzaralar da yer alır. İlk sergisini 1957 de İstanbul’da açtı. Ayrıca Fransa, İspanya ve İsviçre’de sergiler düzenledi. Sanatçı, 1970’lerde Suluboya Ressamları arasındaki ilk gruplaşma hareketinin öncüsü oldu. Kendisi gibi Suluboya üzerine yoğunlaşan Ressam arkadaşlarıyla “Suluboya Ressamları grubu” nu kurdu. 5 Aralık 1970 de ilk ortak sergilerini Ankara’da açtılar. Sanatçı 1994 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.
Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...- İmzalı
- Tuval, yağlı boya
- 33x30cm.
- İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
- 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
- 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
- Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
İmzalı, tarihsiz, tuval üzerine yağlıboya. 40 x 30 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance: A. Ç. koleksiyonu
Değerlendirme notu: 1955 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Cemal Tollu Atölyesi'nden mezun olan ve o günden bu güne resim çalışmalarını aralıksız sürdüren Güler Aras, 60’tan fazla kişisel sergi açtı. Resimlerinde gerçeklerden ayrılmamaya çalıştığını ve doğanın tadını, ışık ve renk sentezinde bulduğunu ifade ediyor.
İmzalı, tuval, yağlı boya. Geniş fırça tuşları... 60 x 50 cm. (76 x 65 cm.)
Kondisyon: 10/10
Provenance:
Haluk Evitan (1952- )Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde lisans eğitimini tamamladı. 1983 yılından beri çalışmalarını profesyonel olarak sürdürüyor. Özgün soyut formları ve geniş fırça tuşlarıyla tanınıyor. Çalışmalarına Ankara’daki atölyesinde devam ediyor ve Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sulu boya teknikleri üzerine ders veriyor.
Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...- İmzalı, 2007
- Gravür, 7/50
- 33x30cm.
- İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
- 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
- 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
- Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
Y. K. koleksiyonu. (*) Rus Çarı 1. Nicholas: "Ayvazovski, ben dünyanın, sen de denizin kralısın!" Emsalsiz, çok nadir... (**)- Ivan Konstantinovich Aivazovsky (Ayvazovski)
- İmzalı, 1884
- Tuval, yağlı boya
- 88x132cm.
- Restorasyon görmüştür. (Haliyle fotoğraflarda detayıyla görülmektedir)
- Tuvalde çatlaklar mevcuttur.
- Amidst the waves. 20 fascinating facts about Ivan Aivazovsky, the artist most loved by the Russians | Arthive
- Ivan Aivazovsky - "King of the Sea" - Draw Paint Academy
İmzalı. Duralit üzerine yağlıboya. 24 x 17 cm. (28 x 22 cm.)
Kondisyon: Çok iyi.
Provenance: G. G. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Asıl adı Yusef Gerez'dir (1926-2022). Kabataş Lisesini bitirdi. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini sağlık sorunları nedeniyle yarım bıraktı. 1961-96 yılları arasında Hahambaşı David Asseo’unun özel kalem müdürlüğünü yaptı. Yayınlanmış 13 şiir kitabı vardır. Şiirlerinin bir bölümü İtalyanca ve Fransızcaya çevrilerek basıldı. Değişik gazete ve dergilerde altı yüzden fazla yazdığı makalelerin bir bölümü, "Rüzgâra Söylenenler" ile "Yaşamın Tadı Tuzu Sanat" adlı kitaplarında yer aldı. 33'ü yurt dışında olmak üzere 142 kişisel sergi açtı. Katıldığı yarışmalardan resim ve şiir dallarında 63 ödül aldı. Eserleri Fransa'da "Arsonval Müzesi" ile "Troyes Güzel Sanatlar Müzesi"'nde, Belçika'da "Herstal Müzesi"'nde ABD’de "Judah Magnes Müzesi"'nde, İsrail'de "Jewish Art" ile "Ben Ari" Müzelerinde, Türkiye'de Selçuk Yaşar Müzesi, Edirne Modern Sanatlar Müzesi ve 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi'nde sergilenmektedir. Habib Gerez'in evi ve stüdyosu 2014 ayından itibaren 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi'nin bir şubesine dönüştürüldü.
Mukavva üzerine yağlı boya, imzalı, 2007, 99 x 68 cm. (108 x 78 cm.)
Provenance: M. P. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Tanju Demirci, 1961 yılında Keşan’da doğdu. 1984’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl İtalya’da araştırmalar yaptı. 1986 yılında Mirmar Sinan Üniversitesi'nde Devrim Erbil atölyesinde yüksek lisans eğitimini ve 1991 yılında aynı fakültede Sanatta Yeterlilik alarak Doktorasını tamamladı. Katıldığı bir çok yarışmada ödül alan sanatçı, simge ve geometrik şekillerden oluşan biçim repertuarını, soyutçu bir renk ve kompozisyon anlayışı ile dengeleyen çalışmalar yaptı. Çeşitli koleksiyonlarda yapıları bulunan Tanju Demirci Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde uzun yıllar araştırma görevlisi olarak görev yaptı. Katıldığı karma sergilerin yanı sıra 1989’da Lami Sanat Galerisinde (İstanbul), 1991’de ve 1993’te Galeri Baldemde (İstanbul) üç adet kişisel sergi düzenledi. Sanatçı 2016 yılında vefat etti.
Soyut figüratif, duralit üzeri yağlıboya, imzalı, 96 x 68 cm. (109 x 80 cm.)
Provenance: M. P. koleksiyonu
Değerlendirme notu: 1984 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. Herhangi bir gruba ya da sanat akımına bağlı kalmadan çalışmayı tercih eden ressam, toplumsal dinamizmin etki alanlarını özgün bakış açısıyla ele alır. Boyaya müdahale etmeyen, özgürlükçü yöntemiyle devinimi farklı bir boyuta taşıyan sanatçının gerçekçiliğin reddine yönelmeyen bir sorgulamayı önemsediği anlaşılır. Sanatçı, resimlerinin sanatseverlerle buluşmasını, ‘söz söylemenin zorlaştığı, çığlıkların tutuculuğun arasında kaybolduğu bir yaşamda sıradanlığa düşmeden, ama gücünü içyapısından alan, dışıyla rahatsız ve tedirginliğin verdiği bir direnci paylaşmak’ olarak yorumlar. Bugüne kadar 50'den fazla kişisel sergi açan Ali Kotan, önemli bir bölümü yurtdışında olmak üzere 150’yi aşkın etkinliğe katılmıştır. 1986-1988 arasında 7 ulusal ödüle layık görülen ressam, 2017 Ankara Sanat Kurumu Övgüye Değer Sanatçı, 2018 Ankara Sanat Kurumu Yılın Sanatçısı ödülleri almıştır. Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.
İmzalı, 2014 tarihli, tuval üzerine yağlı boya. 26 x 20 cm. (39 x 33 cm.) Çerçevesinin sol ve sağ alt kısımlarında küçük kayıplar mevcut.
Kondisyon: 10/10
Provenance: A.Ç koleksiyonu.
Değerlendirme notu:Kayhan Aybatlı (1959) Yerköy'de doğdu. 1977 yılında Kuleli Askeri Lisesini, 1981 yılında Kara Harp Okulunu bitirdi. İzlenimciliğin geleneksel takipçilerinden olan Aybatlı, bugüne kadar 21 kişisel sergi açtı, Pek çok karma sergiye katıldı. Oyak´ın düzenlediği resim yarışmalarında iki kez birincilik ödülüne layık görüldü. Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar derneği üyesi olan sanatçı, Kültür Bakanlığının 1995 yılında yayınladığı “Ressamların Fırçasından İstanbul” isimli katalogda ve yine Kültür Bakanlığının 2006 yılında düzenlediği “Türkiye Resimleniyor” ve “İstasyonlar” projelerinde yer aldı. Çalışmalarını emekli olduktan sonra yerleştiği Ankara´da kendi atölyesinde sürdürmektedir.
Mehmet Dölek, Kemancı, tuval , yağlı boya, 50x70 cm. (çerçeveli 66x86 cm.), imzalı.
Değerlendirme notu: Mehmet Dölek'in takipçi ve koleksiyonleri Dölek'i "naif ressam" olarak tanımlıyor. Koleksiyonerleri arasında Sunay Akın gibi meşhur isimler de bulunuyor. Dölek'in biyografisi hakkında pek fazla bilgi bulunmuyor.
Nazım Hikmet Ran’ın 1940 yılında Çankırı Cezaevi'nde, koğuş arkadaşı fırıncı İbrahim Efendi'yi çizdiği resim. Tuval üzerine yağlı boya, 32.5 x 44 cm. imzalı, 1940
Provenance: Fatma Tuna (Galeri Z)
Kondisyon: (6/10)
Değerlendirme notu: Yağlı boya resmin sahibi Fatma Tuna'ya göre Nazım Hikmet, Çankırı Cezaevi'nde kaldığı günlerde koğuş arkadaşı fırıncı İbrahim Efendi'yi çizdiği yağlı boya resim ile birlikte bir de el yazması şiir defterini İbrahim Efendi'ye hediye etti. Hikmet'in sağlık sorunları nedeniyle Bursa'ya nakledilmesinden kısa bir süre sonra İbrahim Efendi, Çankırı Cezaevi'nden tahliye oldu. İbrahim Efendi, resmi dörde katlayarak bir kitap arasında bir süre sakladı. Tavan arasında sakladığı şiir defteri ise bina yıkılırken inşaatın molozları arasında kayboldu. Bu resim, Nazım'ın çizmiş olduğu 15 ya da 16 resimden birisidir. video için tıklayınız: https://www.youtube.com/watch?v=hTqW4qq4WH0 Resim saklanma koşulları nedeniyle üzerinde katlama yerlerinin izini taşımaktadır. Ressam Hasan Pekmezci, Sanatım dergisinde yayınlanan bir yazısında, bu resmin Çankırı'da öğretmenlik yaptığı dönemde ilk kez kendisine teklif edildiğini belirtmektedir.
Tuval üzeri akrilik boya, imzalı, 2011 tarihli. 100 x 50 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance:
Değerlendirme notu Fatih Urunç , iki yıl Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü'nde öğrenim gördükten sonra ayrıldı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü'nden mezun oldu. İskoçya'da kabul edildiği yüksek lisans programını yarıda bırakıp Türkiye'ye döndü. İlk kişisel sergisini Ankara'da 1991 yılında Milli Piyango Sanat Galerisi'nde açtı. 12 yıl Ankara'da kendi atölyesinde resim çalışmalarına devam etti. Yaşamı boyunca 100'den fazla sergi açtı. Urunç 7 Ağustos 2012'de kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Urunç’un resimleri imgeler, motifler, tekrarlanan tiplemeler ve çağrışımsal olduğu düşünülen sözcükleriyle son derece özgün ve yaratıcıdır. Figürleri genellikle deformasyona uğramış ve kompozisyonları ise naif ve sadedir. Bu özellikler, Urunç resimlerini resim sanatı açısından yenilikçi kılmıştır. Gündelik yaşamı ve duyarlılıklarını neredeyse bir çocuk saflığıyla resimlerine aktaran Urunç, her şeyin ötesinde “farklıdır”.
İmzalı, kağıt sulu boya, 2005, 23 x 23 cm. _____________ Işıl Özışık (1939- ) Turgut Zaim, Cemal Bingöl ve Eşref Üren’in öğrencisi oldu. 1963’de arkeoloji öğrenimini tamamladı. Üç yıl süren asistanlık tecrübesinin ardından tamamen sanata odaklandı. 1991 yılından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington kentinde yaşıyor. Londra, Marsilya gibi pek çok kentte sergiler açtı.
Erol Evgin, ilk defa müzayedeye çıkıyor. Mardin, tuval, yağlı boya, 80x60 cm. (çerçeveli 91x71xcm), imzalı, 2006. Sertifikalı.
Değerlendirme notu: Mehmet Erol Evgin (1947, İstanbul), ülke genelinde beste ve solistlik kariyeriyle tanınır. Oysa Evgin'in profesyonel seviyede resim çalışmaları da vardır. Müzayedeye sunduğumuz eseri 2023 Ağustos ayında Bodrum - Touch Sanat Galerisi'nden satın alınmıştır. İlk defa bir Evgin eseri müzayedeye çıkmaktadır. Evgin, İstanbul Erkek Lisesi ve devamında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi) Yüksek Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. Akademide resim hocaları Cemal Tollu, Neşet Günal ve Devrim Erbil’di. Bir süre akademi öğretim kadrosunda da yer alan sanatçı, 2001 – 2005 yılları arasında Mahir Güven Atölyesi’ne devam etti. Erol Evgin, Artcontact İstanbul 2022 yılı “Sanata Katkı Onur Ödülü” sahibidir.
İmzalı, kağıt, sulu boya, 2005, 23 x 23 cm. _____________ Işıl Özışık (1939- ) Turgut Zaim, Cemal Bingöl ve Eşref Üren’in öğrencisi oldu. 1963’de arkeoloji öğrenimini tamamladı. Üç yıl süren asistanlık tecrübesinin ardından tamamen sanata odaklandı. 1991 yılından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington kentinde yaşıyor. Londra, Marsilya gibi pek çok kentte sergiler açtı.
Kanlıca, imzalı, kağıt, sulu boya, 43 x 33 cm. (çerçeveli, 56 x 46 cm.), 1985.
Kondisyon: 10/10
Provenance: M. P koleksiyonu
Değerlendirme notu: Vahap Demirbaş (1957-2021) lisansını İnönü Üniversitesi’nde tamamladı. Siyah toz boya İle ışık, gölgeye dayalı portre çalışmalarıyla dikkat çekti. Bu ilk çalışmalarından sonra bütünüyle sulu boyaya yöneldi. ABD'de ve Stockholm Etnografya Müzesi’ndeki sergileri Demirbaş’ı, Türkiye’deki diğer sulu boya sanatçılarından ayıran bambaşka bir perspektif kazandırdı. Sulu boya tekniğinde ilk defa rengin ve saydamlığın ön plana çıktığı şiirsel bir naif doku elde etti. Sulu boyanın kontrolsüz yayılma ve renk sorununu tamamen ortadan kaldırdı. Konuları arasında Anadolu kültürü, çocuk oyunları, geleneksel düğünler, eğlenceler, eski evlerin değişmeyen estetik formları öne çıktı. Sanatçı A.B.D. Sulu boya Ressamlar Birliği üyesiydi. 2021 yılında Ankara’da vefat etti. Vahap Demirbaş (1957 - 2021) Malatya doğumludur. İnönü Üniversitesi’nden mezun olan sanatçı, önce siyah toz boya ile ışık, gölgeye dayalı portre çalışmaları yaptı. Bu ilk çalışmalarından sonra bütünü ile suluboyaya yöneldi. Daha sonra A.B.D.'de açılan sergiler ve İsveç enstitüsü tarafından desteklenen Stockholm Etnografya Müzesi sergileri ve yurt dışı sergileri devam etti. Eserlerinde Anadolu kültürünü ve mimarisini ön plana çıkaran sanatçı, suluboyanın akıcı, ışıklı ve saydam yapısını ustaca kavrayarak kendine özgü biçemini yarattı. Böylece düşle gerçek arasında gezinen günlük yaşam resimlerini ustaca kağıda aktarabildi. 2021 yılında Ankara'da yaşama veda etti.
Asırlık sanatçının uzay soyutlaması- İmzalı, 1984
- Duralit, karışık teknik
- 80x59cm.
Tuval üzerine yağlı boya, imzalı, arkasında “Sevgili Eriş ailesine Keçi çerçeveyi yemez, 2001” notu yer almaktadır. 60 x 50 cm. (76 x 66 cm. )
Kondisyon: 10/10
Provenance: G. B. Koleksiyonu (Anatolia Müzayede’den alınmıştır.)
Değerlendirme noyu Fikret Otyam (1926-2015), Aksaray doğumludur. İlk ve orta öğretimini Aksaray’da okudu. Ortaokulda iken Fransızca öğretmeni olan Emekli Albay Lüleci Haşim Bey “Lenduha ayaklı, cama çeken fotoğraf makinesini” sanatçıya armağan etmiş sanatçının resim ve fotoğraf tutkusu bu şekilde başladı. Lise öğretimini kesintili olarak Ankara ve Kayseri de öğrenim gördü. Liseden sonra İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümü’nde eğitime başladı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde resim öğrenimini ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun atölyesinde aldı. Bu yıllarda gazeteciliğe de başladı. 1953 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümü’nde mezun oldu. Fikret Otyam’ın gazetecilik hayatı, Son Saat gazetesinde başlayıp, Cumhuriyet gazetesinden emekli olana dek elli sekiz yıl devam etti. Emekli olduktan sonra Antalya’ya yerleşti ve resim yapmaya ağırlık verdi ve kitap çalışmaları ile uğraştı. Fikret Otyam Antalya'da 9 Ağustos 2015'te yaşamını yitirdi. Resimlerinde ağırlıkla Anadolu insanını resmetti. Akademiden, fotoğrafçılıktan, gazetecilikten biriktirdikleri, Anadolu sevgisiyle birleşerek, Otyam’ın resimlerinde yeni görsel imgelere bürünür. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resim öğretileri, Anadolu-Batı sentezi aktarımları onun resimlerinde benzer bir anlayışla insan duyarlılığı ve kişiliği ile birleşir. Resimlerinde keçiyi ve başı örtülü Anadolu kadınlarını figür olarak sık sık kullanır. Anadolu’yu, insanlarını, hayvanlarını, bitkilerini ve mahalli unsurları işlemeyi seven bir ressam olarak dikkat çeker. Resimlerinde özellikle gözleri iri ve dikkat çekici olarak betimler. Fikret Otyam’a göre “ dünyada üç tane güzel göz vardır. Birincisi; doğu Anadolu kadını gözü, ikincisi; eşek sıpası gözü ve üçüncüsü; ceylan gözü.”
Derici tuval üzerine yağlı boya, imzalı, 2000, 52 x 35 cm. (63 x 50 cm.)
Kondisyon:10/10
Provenance: M. P. koleksiyonu
Değerlendirme notu: 1945 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Kayıhan Keskinok, öğrencilik döneminde Refik Epikman, Cevat Dereli ve Malik Aksel’den etkilenmiştir. 1946-1955 yılları arasında çeşitli ortaöğretim kurumlarında resim öğretmeni olarak çalışmıştır. İlk kişisel sergisini 1956 senesinde Ankara’da açmıştır. 1960 yılında İsviçre hükümetinden burs alan ressam, Lozan Güzel Sanatlar Okulu’nda bir yıl öğrenim görmüştür. Yurda döndükten sonra 1963-1968 yılları arasında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim dersleri vermiş, TRT’nin Artistik Hizmetler Birimi’nde dekoratör ve müdür olarak çalışmıştır. 1973 ve 1976’da Devlet Resim Heykel Sergileri’nde başarı ödülleri alan Keskinok, Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği 50.Yıl Resim Yarışması (1973) ile Atatürk ve Devrimleri Yarışması’nda (1981) da ödüle layık görülmüş, 1998 yılında da devlet sanatçısı unvanını almıştır. Plastik Sanatlar Derneği (1994) ve Çağdaş Sanatlar Vakfı’ndan da (2006) onur ödülleri alan ressamın yapıtları özel koleksiyonlar yanında İzmir ve Ankara Resim Heykel Müzeleri’nde, çeşitli devlet kuruluşlarının koleksiyonunda ve Pociteli Sanatçılar Kolonisi Müzesi’nde (Bosna-Hersek) yer almaktadır. 2015 yılında hayatını kaybetmiştir.
İmzasız, tarihsiz, tuval üzeri yağlıboya. Ahşap, gümüş varaklı çerçeve içinde.. 31 x 22 cm. (38 x 30)
Kondisyon: 3/10 (Boya kayıpları var.)
Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
Türk Empresyonist Ressam İbrahim Safi (1898-1983) Kafkasya Nahcivan’da doğdu. İlk sanat eğitimini Erivan Lisesi’nde okuduğu yıllarda resim öğretmeni Kolzsa’dan ve Akademi mezunu akrabalarından aldı. Genç yaşlardaki eğitimini Moskova Güzel Sanatlar Akademisi’nde alan İbrahim Safi, I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul’a geldi ve burada yerleşti. İstanbul’da Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi ve Namık İsmail Atölyesi’nde çalıştı. 1923 yılında buradan mezun oldu. Namık İsmail’in yanındaki çalışmalarını 1930’a kadar sürdürdü. İlk sergisini 1946’da İstanbul’da açtı. 1955’ten sonra İsviçre, Münih, Köln, Frankfurt, Bonn, Viyana, Roma, Paris, Marsilya, Atina olmak üzere yurtdışında 10 yıl süreyle araştırmalar yaptı. Naci Kalmukoğlu ile birlikte çalışıp, yurtiçi ve yurtdışında birçok sergi düzenledi. Geçimini resim aracılığı ile sağlayan sanatçı aynı zamanda bir çok öğrenci yetiştirdi. İngiliz ressamlardan Johnson Baker öğrencilerinden biridir. Klasik ekolde bir çok portre çalışmaları bulunmakla birlikte empresyonist üslupta eserler vermiştir. Çalışmaları natürmort ve manzara ağırlıklıdır. Gerçek bir usta olan İbrahim Safi, empresyonist, realist çalışmaları ile tanınır. Eserlerinde canlı renkler kullanan sanatçı konu olarak daha çok peyzajları seçmiştir. Eserleri birçok özel koleksiyonda yer almaktadır.
- İmzalı
- Tuval, yağlı boya
- 53x59cm.
- İmzalı, 1978
- Kağıt, pastel
- 24x32 cm.
- İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim bölümünden 1955 yılında mezun oldu.
- Kütahya Devlet Güzel Sanatlar Galerisini kurdu ve burada 8 yıl müdürlük yaptı.
- 1971 yılında kendi isteği ile izmir resim ve heykel müzesine müdür yardımcısı olarak atandı, kuruculuğunda bulundu.
- 1976-1981 yılları arasında Buca Eğitim Fakültesi'nde (eğitim enstitüsü resim bölümü'nde) öğretim görevlisi olarak çalıştı.
- 1981'de emekli oldu.
- 1991 yılında Londra ve Paris'de ünlü müze ve galerilerde incelemelerde bulunan önde gelen Türk ressamlarındandır.
- İmzalı
- Kağıt, pastel
- 30x20 cm.
- İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim bölümünden 1955 yılında mezun oldu.
- Kütahya Devlet Güzel Sanatlar Galerisini kurdu ve burada 8 yıl müdürlük yaptı.
- 1971 yılında kendi isteği ile izmir resim ve heykel müzesine müdür yardımcısı olarak atandı, kuruculuğunda bulundu.
- 1976-1981 yılları arasında Buca Eğitim Fakültesi'nde (eğitim enstitüsü resim bölümü'nde) öğretim görevlisi olarak çalıştı.
- 1981'de emekli oldu.
- 1991 yılında Londra ve Paris'de ünlü müze ve galerilerde incelemelerde bulunan önde gelen Türk ressamlarındandır.
İmzalı, tarihsiz, duralit üzerine yağlıboya. 64 x 39 cm. (79,5 x 55 cm.)
Kondisyon: 8/10 (Resmin bazı yerlerinde boya çatlamış. Çok küçük boya kayıpları var.)
Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
Değerlendirme notu: Portre ressamı olarak tanınan Rahmi Pehlivanlı (1926-1992), Ankara Keskin’de doğdu. Sanatçıya ödül kazandıran eserlerinin bir bölümü Avrupa, Amerika, Ortadoğu ve Afrika’ya kadar dünya müzelerinde, özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Türkiye’de ve dünyada 60’ın üzerinde düzenlediği kişisel sergileri devlet başkanları tarafından açılmıştır. ABD Başkanı John F. Kennedy, Prens Phillip, Lüksemburg Dükü Jean Adelhaid, Mısır Devlet Başkanı Enver El Sedat ve Türk Cumhurbaşkanları Celal Bayar, Cevdet Sunay, Kenan Evren ve Turgut Özal’ın da aralarında bulunduğu kral, kraliçe ve devlet başkanları tarafından davet edilmiş ve portrelerini çalışmıştır. 1952 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından, Erzurum’da Aziziye Kahramanı Nene Hatun’un portresi yaptırılmış ve İstanbul Askeri Müzesi’ne alınmıştır. 1953 yılında Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından görevlendirilerek Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin teşrifi çalışmalarında bulunmuş ve evin resmini yapmıştır. 1967 yılında Papa IV. Paul tarafından Vatikan’a alınan “Zina” adlı tablosu nedeniyle kendisine madalya verilmiştir. 1969’da Cote D’Azure’da düzenlenen uluslararası sergide Portre Dünya Birincilik Ödülü’nü almıştır. 1978’de uluslararası sanat çalışmalarındaki başarısı nedeniyle Pan Haber Ajansı tarafından sanat dalında “Yılın Adamı” seçilmiştir. 1926-1938 yılları arasında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı devlet adamlarını Atatürk ile gösteren bir dizi tablo çalışmıştır. 1981 yılında Roma, Accademia Universale tarafından, Accademica Benemerito” diploması ve fahri hocalık unvanı verilmiş, adına kürsü ayrılmıştır. 1984 yılından başlayarak eşi Nurhan Pehlivanlı ile sürdürdüğü “Renk Renk Türkiyem Koleksiyonu” projesini planlamış ve projenin büyük bölümünü gerçekleştirmiştir. Adına kurulan bir vakıfla (PEKSAV) eserleri korumaya alınmıştır. 2019 yılında Keskin’de doğduğu ev restore edilerek adına bir müzeye dönüştürülmüştür.
İmzasız, tarihsiz, duralit üzerine yağlıboya. Ahşap, altın varak çerçeveli. 53 x 38 cm. (65 x 50 cm.)
Kondisyon: 9/10 (Çerçevenin alt kısmında kısmi kayıplar var)
Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
Değerlendirme notu: Ressam Edip Hakkı Köseoğlu (1904-1990) İstanbul’da doğdu. 1877-1878 Osmanlı – Rus savaşı sırasında Filibe’den gelerek İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin oğludur. Önce Frerler Mektebi’ne devam etti. Aynı okulda arkadaşları Fikret Mualla ve Hadi Bara idi. Numune Mektebi ve Kadıköy Sultanisi’ ni bitirdikten sonra Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (Güzel Sanatlar Akademisi) girerek İbrahim Çallı‘nın yanında çalıştı. 1927’de Akademi’yi bitirerek devlet hesabına gittiği Fransa’da Arts et Metiers’ de dekorasyon ve fresk öğrenimi gördü. Andre Lhote atölyesinde sanat eğitimini geliştirdi. Paul Dumas fabrikasında, duvar kâğıdı ve kumaş desenleri üstünde çalıştı.1932’de yurda dönünce Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne öğretim üyesi olarak atandı. 1968’de bu görevinden emekli oldu. Devlet sergilerine ve bazı karma sergilere katılan sanatçı, uzun süre kişisel sergi düzenlemedi. 1976’da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin girişimiyle bütün dönemlerini kapsayan geniş bir sergisi yapıldı. 1977 ve 1979’da gene İstanbul’da yağlı boya, guaj ve suluboya resimlerini içeren iki ayrı sergisi daha düzenlendi. 1978’de Chicago’da açılan bir grup sergisinde yapıtlarına yer verildi. Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’ne katıldı.1943’te düzenlenen 5. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde beş yapıtının yanı sıra İshak Hoca adlı tablosuyla birincilik ödülünü kazandı. Sanatçının başlıca yapıtları yurt içinde İstanbul ve Ankara Resim ve Heykel müzelerinde, Emniyet Sandığı, Akbank, Yapı ve Kredi Bankası, İş Bankası ve Ankara Devlet Kitaplığı koleksiyonlarında yurt dışındaysa A.B.D., Fransa, İngiltere ve İsveç’teki özel koleksiyonlarda yer almaktadır.
İmzalı, duralit üzerine yağlıboya. Siyah ahşap çerçeve içerisinde. 29 x 28 cm. (38 x 30 cm.)
Kondisyonu: 10/10
Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
Empresyonist Ressam Ahmet Fazıl Aksoy 1949’da Samsun’da doğdu. İlk ve ortaöğretimini burada tamamladıktan sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'nde eğitimine devam etti. Mezun olduktan sonra kısa bir süre avukatlık yapan sanatçı, 1980’den sonra tamamıyla resme döndü. Empresyonizmi kendi resim anlayışıyla yorumlayan sanatçı, daha çok İstanbul resimleriyle tanınır. Sanatçının en önemli özelliklerinden biri resim sehpası ile İstanbul köşelerinin izini sürmesi ve günün ışıklarını yakalama çabasıdır. Prof. Tuğray Kaynak’ın ifadesiyle, bu kuşak içinde en içten, duyarlılığı en yüksek, en otantik ve özgün fırça tuşlarına sahip olan sanatçıdır. Eserleri yurt dışında, özellikle İngiltere’de özel koleksiyonlarda, Türkiye’de ise özellikle Banka koleksiyonlarında bulunmaktadır. İstanbul resimleri ile tanınan sanatçı, bu şehrin dünyanın en güzel ve en resimsel şehri olduğunu söylemektedir. Çalışmaları İstanbul Ressamları diye anılan grubun oluşmasına katkıda bulunmuş ve ülkemizdeki empresyonist ressamların gelişmesine neden olmuştur. Sanatçı çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir
İmzalı, tarihsiz, duralit üzerine yağlıboya. Ahşap varaklı çerçeve içerisinde. 30 x 25 cm. (46 x 41 cm.)
Kondisyon: 10/10
Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
Değerlendirme notu: Ressam Nuri İyem (1915-2005) İstanbul’da doğdu. Bulgaristan’dan göç etmiş bir ailenin çocuğudur. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisine giren İyem, Nazmi Ziya Güran, Hikmet Onat, Ibrahim Çallı ve Leopold Lewy atölyelerinde çalışmış ve 1914’de birincilikle mezun olmuştur. Henüz öğrenci iken Avni Arbaş, Agop Arad, Turgut Atalay, Haşmet Akal, Kemal Sönmezler, Selim Turan, Fethi Karakaş, Ferruh Başağa ve Mümtaz Yener gibi genç sanatçılarla birlikte 1941 yılında "Yeniler" grubunu kurdu. Grup, “Liman Kenti İstanbul” konulu ilk sergisini Beyoğlu Matbuat Umum Müdürlüğü binasında açtı. Türkiye’nin ilk özel resim dersanesini Beyoğlu Asmalımescit S. Önay Apartmanı çatı katında Fethi Karakaş ve Ferruh Başağa ile birlikte kurdu. 1951 yılına kadar bu toplulukla birlikte sanat çabalarını sürdüren İyem, genç yaşta kendini kabul ettirmiştir. Bugüne kadar İstanbul ve Ankara’da 25 kadar özel sergi açınış bulunan sanatçı, Hollanda, Venedik, Sao Paola gibi batı sanat merkezlerinde de eserlerini sergilemiştir. İlk dönemlerinde duygusal bir realizm yolunda yürüyen sanatçı, kübizm ve soyut geometrik alanlarda geniş ve başarılı araştırmalarda bulunmuştur. Kendine özgü stili ve kişiliği içinde figüratif alanda doyurucu eserler veren sanatçı, kendi kuşağının en güçlü ressamlarından biridir. İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde, Millî Kütüphane Koleksiyonunda, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde ve daha bir çok resmi ve özel koleksiyonlarda eserleri vardır.
İmzalı, tuval üzeri yağlıboya. 50 x 39 cm. (65 x 54 cm.)
Kondisyon: 10/10
Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
Değerlendirme notu: Yusuf Toprak 1947 yılında Sivas’ta doğdu. Lise eğitiminin ardından girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümünden 1969’da mezun oldu. Bir süre resim öğretmenliği yaptıktan kariyerine profesyonel bir ressam olarak devam etti. Ayrıca şair kimliği ile de bilinir. Toprak sanat yaşamı boyunca birçok karma sergiye katılmış ve kişisel sergi açmıştır. Eserlerinde genellikle Anadolu’dan manzaraları ve atları soyut üslupla işlemiştir. 1984 yılında Devlet Resim Heykel Sergisi Başarı Ödülüne ve Eskişehir Yunus Emre Resim Yarışması Mansiyon Ödülüne; 1985 yılında Selçuk Efes Müzesi Resim Yarışması Başarı Ödülüne; 1986 yılında Eskişehir Yunus Emre Resim Yarışması Başarı Ödülüne; 1988 yılında Orman Genel Müdürlüğü Resim Yarışması 2.’lik Ödülüne layık görülmüştür.