- Voyage au Levant Reizen van Cornelis de Bruyn door de vermaardste deelen van Klein Asia...
- Felemenkçe, 1698, 1. baskı
- Gravür 38: Türklerin günlük kıyafeti
- Gravür 39: Yeniçeri ve kıyafeti
- Çok nadir
- Bakır baskı
- El (kök) boyası (*)
- 31x 19 cm (çerçeveli 46 x 33.8 cm)
-
Cornelis De Bruyn (1652-1727) -
- Gravür, 19/100
- İmzalı
- Anadolu İzlenimleri Üstüne Çeşitlemeler, A
- 45x35cm.
- Profesör, Balıkesir doğumlu.
- İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü (1955-1959)
- Galeride Halil Dikmen’in, atölyede Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi oldu.
- Bedri Rahmi’nin gözlem, izlenim ve sabır telkinlerine son derece bağlı olan Erbil, resim yüzeyini hep bir deneme alanı olarak görecektir.
- Erbil, Bedri Rahmi’yi şöyle anlatır: “Ailesi ile iç içe yaşadım. Asistanıydım. Çok yakınındaydım. Nedim Günsür, Turan Erol, Orhan Peker onun atölyesindendik.”
- Devrim Erbil, 1963 yılında Altan Gürman, Adnan Çoker, Sarkis ve Tülay Tura (Börtecene) ile birlikte “Mavi Grup”u kurar. Mavi Grup, 1963 yılındaki tek serginin ardından dağılır.
- 60’lı yılların ortalarına kadar Paul Klee etkisini taşıyan eserler ortaya çıkarır. Bu döneminde düz yüzeyler kullanır ve soyutlamacı anlayışla ilerler.
- Doçent (1970), profesör (1981).
- İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü (1979-1982), Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Başkanlığını 1985-1988), Yıldız Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Bölüm Başkanlığı (1988 ile 1990), Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcılığı (1990).
- Devlet sanatçısı (1991)
- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden emekli (2004)
- Devrim Erbil Atölyesi’nden mezun olan öğrencileri arasından rastgele seçtiğimiz isimler şöyle: Murat Akagündüz, Merih Akçam, Muzaer Akyol, Mehmet Alagöz, Cihat Aral, Bala Arıduru, Memiş Aslan, Nüvit Artu, Tomur Atagök, Aydın Ayan, Can Ayan, Faruk Cimok, Sibel Çakar, İsmet Çavuşoğlu, Yıldız Çiftçi, Emin Çizenel, Tanju Demirci, Selçuk Fergökçe, Bahri Genç, Umut Germeç, Selçuk Günay, Türksal İnce, Kemal İskender, Alp Tamer Ulukılıç…
- Devrim Erbil’in Türk sanat tarihindeki yeri şöyle anlatılır: ”Akademi, 1970 yılında dönüşüm geçirir. Çünkü o yıl Cevat Dereli, Nurullah Berk, Ali Çelebi ve Zeki Faik İzer emekli olur. Boşalan atölyelere Devrim Erbil, Adnan Çoker, Özdemir Altan ve Dinçer Erimez atanır ve bu dört yeni doçent yeni bir eğitim sistemi kurmak için araştırmalara yönelir.”
- Gravürden tuvalden baskıya, ahşaba, seramiğe, vitraya, mozaiğe, halıya kadar çok çeşitli malzemeyle çalışır.
- Türkiye’de adına ilk monografik müze kurulan sanatçıdır. (2004, Balıkesir)
- Eserleri çok sayıda müzede sergileniyor.
-
19. yüzyıl sonu, müzik kutusu mekanizmalı, alarm fonksiyonlu masa saati. El oyması ceviz kasa, sırlı pirinç çerçeve, pirinç süslemeler, porselen kadran. Saat ustası L. Alexandre tarafından Fransa'da imal edilmiştir. Arka kapağında Fransızca kullanım kılavuzu ve garanti şartları yer alıyor. 45 x 25 x 12 cm.
Kondisyon: 9/10
Provenance: V. A. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Müzayedeye sunduğumuz antika saatin arka kapağında "Horlogerie de Besançon" ibaresi yer alıyor. Besançon Fransa'nın doğusunda bulunan bir şehirdir. Besançon, Cenevreli Laurent Mégevand'ın 18. yüzyıl sonlarında şehire yerleşerek saat fabrikası kurmasıyla saat teknolojisinin merkezi haline geldi. 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde Fransız saatlerinin yüzde 99'u bu fabrikada üretiliyordu. İşgücünün kalitesi ve olağanüstü saatlerin üretimi , Besançon şehrini Fransız saatçiliğin başkenti haline getirdi. Yine arka kapakta, saatin müzik kutusu mekanizmasının çaldığı iki şarkının ismi bulunmaktadır: "Partons mon amour" ve" Elle pensait a autre chause"
-
19. yüzyıl sonu, Viktoryen altın kaplama Lorgnette katlanır okuma gözlüğü. Lorgnette'in kulp ve kenarında minimal tasarımlı desenler bulunmaktadır. Kolay saklama için katlanır ve yan tarafındaki yaylı hareket düğmesiyle açılır. Katlandığında 10 cm. Açıldığında 15 cm. Ağırlık 20 gr.
Kondisyon: 9/10
Değerlendirme notu: Lorgnette gözlükler, kulak çevresine veya buruna takılmak yerine, sapla yüzün önünde tutulacak şekilde tasarlanmış antika çerçevelerdir. İlk imalatı 1700'lü yıllara tarihlenirken, popülerleşmesi 1800'lü yıllara uzanır. Lorgnette, Fransızca yan gözle bakmak anlamına geliyor. Bazı kaynaklara bu gözlüklerin mucidi İngiliz bilim adamı George Adams'dır. Alternatif bilgiler ise küçük oğul George Adams'a işaret etmektedir. Lorgnetteler 18. yüzyılda daha çok aksesuar olarak kullanılmıştır. Modaya uymaya çalışan kadınlar Lorgnette'leri normal gözlüklere tercih etmiştir. Aralarında Windsor düşesi Wallis Simpson'un da olduğu pek çok ünlü Lorgnette koleksiyonu yapmıştır. Hatta bu koleksiyonlardan kaynaklı olarak 1950'lerde Cartier gibi önemli moda tasarımcıları lüks Lorgnette'ler üretmiştir.
-
Kauffer'in 1776 tarihli astronomik Efes haritası... (*)- Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul Gouffier (1752 – 1817)
- Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 120. plan, 1782, Paris
- Harita: François Kauffer (1758-1801) (**)
- Gravürcü: J.Perrier
- Nadir…
- 35 x 22.5 cm.
- Bakır baskı
- Döneminin el (kök) boyası
- Kondisyonu: Çok iyi
-
Osmanlı tapu...- Nazaroğlu Hacı Karabet kızı Serbuhi Hatun'a ait tapu (*)
- Tekirdağ (Filyos) tarla tapusu 1/6 hisse
- 59.5 x 33 cm.
- Kondisyonu çok iyi durumdadır.
-
Waterman Serenite dolma kalemi, dengeli çizgisi, kıvrımlarının uyumu, tasarımı, masif gümüş yüzüğü ve lüks kaplamalarıyla benzersiz teknik özelliklere sahiptir. Siyah değerli reçine, som gümüş. Uç malzemesi: 18 Karat, 18 K 750 - Waterman-Paris. 14,30 x 1,40 cm Orijinal kutusunda, belge ve sertifikaları tam. 2x8 (siyah ve mavi) yedek kartuş mevcut. Gümüş menteşeli klips ve özel geçmeli kapak. (Başlık gövdenin arka kısmın tam yerleştirilebilir)
Kondisyon: 10/10
Provenance: M. Ü.
Değerlendirme notu: Waterman, 1883'ten beri Paris'te faaliyet gösteren lüks kalem üreticisi olarak dünya çapında tanınıyor. Her kalem elle monte edilmektedir. Kuruluşundan bu yana çıkarttığı her koleksiyon Paris kültürünün özelliklerini yansıtır. Müzayedeye sunduğumuz kalem, 2008 koleksiyonunun bir parçasıdır.
-
II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 30. yıldönümüne atıfla Bursa'da 19 Ağustos 1322 (31 Ağustos 1906) tarihinde "Mamulât ve Mahsûlât Sergisi" düzenlenir. (*) Müzayedeye sunduğumuz deri cüzdanın, Mamulat Sergisi için özel olarak imal edildiği tahmin edilmektedir. Mamulat Sergisi’nde şekercilik ve pastacılıktan, mücevherata, dericilikten orman ve maden işlerine, güzel sanatlardan Kütahya çinilerine kadar 21 farklı alanda ürün sergilenerek satış yapılır. (**) Sergiyi, Almanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya gibi ülkelerden çok sayıda kişinin gezdiği belirtilmektedir. (***)- Dana derisi cüzdan üzerinde Osmanlıca şu ifadeler yer alıyor:
- Latin harfleriyle yeralan ifade ise şöyle:
- Dana derisi
- Deri iple tırtıl işleme benzeri yöntemle dikilmiştir. Sonrasında yapılan tadilatta pamuk ipliği kullanılmıştır.
- Çıt çıtları makinasız - elle basılmıştır.
- Kapalı hali, 117 mm. x 180 mm. / Açık hali: 270 mm. x 180 mm.
-
Smart Set, Williams Electronic Games Inc. tarafından 1969’da üretildi. Model: 363 Limited... Üretilen 4500 makineden birisi. Norm Clark tarafından tasarlandı ve Christian Marche tarafından resimlendi. . Elektro - mekanik, tropikal temalı, 4 oyunculu tilt (pinball) makinesi. Ön panelde yer alan plakalar (kullanım kılavuzu - mode d'emploi ve jeton bilgileri içeren plakalar) Fransızca. 178 x 135 x 77 cm.
Kondisyon: 9/10
Değerlendirme notu: Tilt makineleri, bir topun özel olarak tasarlanmış bir masaya fırlatıldığı, burada çeşitli engellerden sektiği, yolda veya durduğunda puan kazandığı bir oyun ailesidir. Topun içinde durması halinde puan kazandıran oyuklar veya cepler vardır. Günümüzde tilt, en yaygın olarak, topun tilt makinesi olarak bilinen özel olarak tasarlanmış bir kabine ateşlendiği, tasarımına bağlı olarak çeşitli ışıklara, tamponlara, rampalara ve diğer hedeflere çarptığı bir oyundur. Oyunun amacı genel olarak top düşmeden önce bu hedefleri vurarak ve paletlerle çeşitli atışlar yaparak mümkün olduğu kadar çok puan toplamaktır. Tarihsel olarak en büyük tilt makinesi üreticileri arasında Bally Manufacturing, Gottlieb, Williams Electronics ve Stern Pinball bulunmaktadır. Tilt makinelerinin tarihi, tilt makinesinin tanımına bağlı olarak değişir, örneğin: Steven L. Kent gibi bazı araştırmacılar, tarihin 1930'larda Gottlieb'in Baffle Ball'u ve Raymond Maloney'nin Ballyhoo'sunun büyük miktarlarda üretilmesiyle başladığını iddia etmektedir. Tilt tarihçisi Roger Sharpe, kökeninin Montague Redgrave'in yaylı piston ve oyun alanı zilleri (1871) patentlerinde yattığını ileri sürer. Richard M. Bueschel'in yazdığı tilt oyunları tarihi ise, bowling oyunlarının masa versiyonlarının icat edildiği 1500'lü yıllara kadar uzanır. Ancak 1930'larda elektrifikasyonun dahil olmasıyla bildiğimiz tilt makineleri tasarımı olanaklı hale gelmiştir. Los Angeles, California'daki Pacific Amusements, 1933'te topu oyun alanının ortasındaki bir bonus delikten dışarı itmek için elektrikle çalışan bir iticiye sahip olan Contact'ı üretti. Contact'ın tasarımcısı Harry Williams, daha sonra 1944'te kendi şirketi Williams Manufacturing'i kurdu. Diğer üreticiler de benzer özelliklerle hızla aynı yolu izledi. 1930’ların başında çoğu Chicago, Illinois'de olmak üzere yaklaşık 150 şirket tilt makinesi üretiyordu. Chicago o zamandan beri tilt üretiminin merkezi oldu. Rekabet güçlüydü ve 1934'e gelindiğinde geriye yalnızca 14 şirket kaldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, jetonla çalışan oyunların tüm büyük üreticileri, tilt makinesi üretimini durdurdu. Williams gibi bazıları, operatörlerden eski oyunları satın aldı ve onları yenileyerek vatansever temalı hale getirdi. Savaşın sonunda, tilt makineleri yeni bir altın çağını yaşadı. Eğim algılama mekanizması ve ücretsiz oyunlarla (tekrar oynatma) ödüllendirilme gibi iyileştirmeler ortaya çıktı. 1947'de tanıtılan Gottlieb's Humpty Dumpty ile topu daha uzun süre oyunda tutmak için oyuncu kontrollü paletler tilt makinelerine eklendi. Tilt makinelerinin bir şans oyunu mu dolayısıyla kumar mı yoksa bir beceri oyunu mu olduğu hep tartışma konusu oldu. 1940'ların başından 1976'ya kadar tilt makineleri New York’ta yasaklandı. New York belediye başkanı Fiorello La Guardia, tilt makinelerinin okul öğrencilerinin harçlıklarını çaldığını iddia ederek bu yasağı savundu. La Guardia, şehir genelinde büyük baskınlarla binlerce makineyi topladı ve polisle birlikte makinelerin imhasına nezaret etti. İmha edilen makinelerin kalıntıları nehre atıldı. Yasak, Roger Sharpe'ın Nisan 1976'da Manhattan'daki bir mahkeme salonunda, heyetin önünde tam olarak neyi nasıl yapacağını anlatarak tilt oynaması ve bunun bir şans oyunu değil beceri oyunu olduğunu ifade etmesiyle sona erdi. (Sharpe yıllar sonra yaptığı bir açıklamada, kendisinin tilt oynama konusunda üst düzey beceriye sahip olduğunu belirtse de mahkeme salonundaki atışının tamamen şans eseri olduğunu kabul edecekti.) Bu tartışma çerçevesinde ABD’nin pek çok eyaletinde yasaklar gündeme geldi ve mahkeme kararları ile bu yasaklar iptal edildi. En son yasak iptali 2016 yılında gerçekleşti. Williams Manufacturing, 1943'te Stanford mezunu bir mühendis olan Harry E. Williams tarafından kuruldu. Williams başlangıçta tilt makineleri üreticisiydi. 1964 yılında Williams, müzik kutusu üreticisi Seeburg Corp. tarafından satın alındı ve Williams Elektronik Üretim Bölümü olarak yeniden düzenlendi. 1973 yılında şirket, Pong klonu Paddle Ball ile jetonla çalışan atari video oyunu pazarına daldı ve sonunda Defender ve Robotron: 2084 dahil olmak üzere bir dizi video oyunu klasiği yarattı. 1974 yılında Williams Electronics, Inc. Seeburg'un yüzde yüz iştiraki olup, adı 1977'de Xcor International olarak değiştirildi. Williams Electronics, 1981'de bağımsız bir şirket olarak kuruldu. 25 Ekim 1999'da tilt bölümünü kapattı. 2013 yılında WMS, Scientific Games'in bir yan kuruluşu haline geldi. 2016 yılında WMS, Scientific Games ile birleştirildi ve 2022'de Light & Wonder adını aldı. Norm Clark (1912-2009) Moulin Rouge, Blast off/Apollo, Spanish Eyes, Travel Time, Fantastic, OXO, StratoFlite ve diğerleri gibi oyunların tasarımcısı. 1962'den 1977'ye kadar 65 oyun tasarladı. 1954'ten 1975'e kadar Williams'ta, ardından 1975'ten 1985'e kadar Bally'de tilt bölümünün başkanı olarak çalıştı. Christian Marche (1935-2008), Fransız sanatçı, teknik ressam ve ressam. 1960'lı ve 1970'li yıllarda 150'den fazla tilt makinesi resimledi. Cezayir'deki askerlik hizmetinin ardından 1964'te Chicago'ya taşındı ve Advertising Posters’de grafik tasarımcı olarak işe girdi. Bu şirkette birçok Williams, Bally ve Chicago Coin tilt makinesini (ama çoğunlukla Williams'ı) resimledi. 1970'lerin sonunda, tekrar Fransa'ya döndü ve kendini kübist tarzda resim yapmaya adadı.
-
İbrahim Safi'nin yeğeni Leyla Vekilli'nin davasını takip eden Avukat Kemal Körezlioğlu'na yazdığı mektuplar. 13 Aralık 1973, 24 Aralık 1973, 30 Ocak 1974 ve 19 Şubat 1974 tarihli, imzalı orjinal mektuplar. Birisi Atina'dan, diğer üçü İstanbul'dan gönderilmiş. Kağıt üzerine dolma kalem.
Kondisyon: 9/10
Provenance: Körezlioğlu koleksiyonu
Değerlendirme notu: İbrahim Safi, Paris'te yaşayan gazeteci Leyla Vekilli'nin annesi Safiye Vekilli'nin (Madam Sofi) kuzenidir. Safiye hanım 16 Kasım 1973 tarihinde bir araba kazası sonucunda vefat eder. Tek varisi olan Leyla Vekilli Paris'te yaşamaktadır. Veraset işleri ve Safiye hanımın kiracı olarak oturduğu evin boşaltılması ile kayınbiraderi Ankara'lı avukat Kemal Körezlioğlu ilgilenmektedir. Ancak dönemin koşullarında Leyla Vekilli ile haberleşmek zor olduğundan o dönemde İstanbul'da bulunan İbrahim Safi, hem ev sahibi ile hem de Leyla ile iletişimi kolaylaştırmak için devreye girer. Bulunan dört mektup, bu süreçte İbrahim Safi'nin avukat Kemal Körezlioğlu'na yazdığı mektuplardır. İbrahim Safi mektuplarında Safiye hanımın evinin boşaltılması, Leyla Vekilli'nin Kemal Körezlioğlu'na göndermesi gereken vekaletname vb. konular dışında açmayı düşündüğü Atina sergisinden bahsetmekte ve aynı zamanda da Atina izlenimlerini aktarmaktadır. Atina'dan yazdığı 24 Aralık 1973 tarihli mektubunda: "Son zamanda burası 6 sene disiplinli çalışmadan sonra ... ... çok ilerlemiş, ... cihetinden Münih, Paris ve Roma gibi büyük şehirlerin şeklini almaya başlamış. Darısı bizimkilerin başına." demektedir. 30 Ocak tarihli mektubunda ise "3 1/2 asır idaremizde yaşayan Yunanlılar bizden daha iyi şehirlerine bakıyorlar. Atina olsun, Pire olsun Selanik dahil sokaklar temiz, cadde kaldırım kenarları mandalin, narinç, portakal ağaçları, dalları salkım salkım meyve." diyerek gördüklerini tasvir etmektedir. Leyla Vekilli (1932-2107), 1920 yılında Azerbeycan'dan Türkiye'ye gelen Hasanali Sultan-Bey Vekilov ile Kırım Tatarı Sophia'nın kızıdır. Hasanali Sultan-Bey Vekilov ve Sophia hanım, 1932'de Paris'e taşındılar. Leyla orada dünyaya geldi. Aile Türkiye'ye geri döndükten sonra Vekilli soyadını aldı. Leyla Vekilli, Notre Dame de Sion Lisesini bitirdikten sonra Paris Sorbonne'da sosyoloji eğitimi aldı. Kariyerine bağımsız gazeteci olarak başladı. Çok geçmeden gazeteci ve foto muhabir olarak olarak Sipa-Press'e geçti. Filistin , Nikaragua ve Cezayir'de gazeteci olarak bulundu. Asya, Afrika ve Güney Amerika'da pek çok ülkeyi ziyaret etti. Ernesto Che Guevara'nın 1964'te Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Leyla Vekilli'de orada bulunuyordu ve Che Guevara ile 3 saati aşan bir röportaj yaptı. 1962 yılında Fransa'da Nazım Hikmet ile tanıştı ve şairin Paris günlerine tanıklık etti. Nikaragua-Sandinist belgeselinin yapımcılığını üstlendi. Fransa'da Türk Film Festivali'nin kurucuları arasında yer aldı. 2017'de Bodrum Türkbükü'nde yaşama veda etti.
-
20. yüzyıl'ın ilk yarısında imal edilmiş ikonik üç sandalye... Tasarımcı Michael Thonet 'in (1796-1871) 56 numaralı sandalyelerinin üç versiyonunu bir arada satışa sunuyoruz. Sandalyelerin biri kolçaklı olup oturakları el örmesi orjinal bambudur. Koltuk yükseklikleri 47 cm., sırt yükseklikleri 88 cm.'dir. Üç sandalye de cevizden imal edilmiştir.
Kondisyon: Sandalyeler bakımlı ve ağaç kondisyonları çok iyi durumdadır (9/10). Kolçaklı sandalyenin hazeran örgüsü oturanları rahatsız etmeyecek ölçüde gevşemiştir (7/10) Kolçaksız sandalyelerin hazeranları gayet iyi durumdadır. (8/10)
Değerlendirme notu: Michael Thonet (1796-1871), bükme ahşap mobilyaları ilk yapan tasarımcı olarak kaydedilir. Alman-Avusturyalı olan Thonet 1830'lu yıllarda yapıştırılmış ve bükülmüş ahşap çıtalardan mobilya yapmaya başladı. Adını ilk duyurduğu model 1836'daki Boppard Schichtholzstuhl'dür (Boppard katmanlı ahşap sandalye). Thonet, 1837'de bu işlem için tutkal üreten tutkal fabrikası Michelsmühle'yi satın alarak üretim bandını kendine özel hale getirir. Ne var ki başta Almanya olmak üzere patent alma girişimleri değişik ülkelerde başarısız olur ( 1840). Thonet, ahşabı sıcak buharda kavisli şekillerde bükmeyi başarırken, hafif, güçlü, dayanıklı ve konforlu modeller imal eder. Geçmişin ağır, oymalı tasarımlarından tamamen farklı olarak yüksek estetikle birlikte işlevsel çekicilik elde eder. Thonet'in kendi adıyla anılan bu tarz, günümüze kadar güncelliğini korumayı başarır. Thonet, 1850'de tasarlayıp üretimine geçtiği No:1 modeliyle 1851'de Londra'daki Büyük Sergi’de bronz madalya alır. 1855'te Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı’nda gümüş madalya ile ödüllendirilir. Kahveci sandalyesi olarak bilinen No: 14 modelini 1859’da üretir. 50 milyon civarında üretilen ve hâlâ üretimi süren 14 numaralı model sandalye, dünya çapında satılır. No: 14 modeli birkaç parçaya ayrılarak basit paketler halinde dünya ihraç ürünü hale gelmesi nedeniyle mobilya üretiminde devrimi temsil eder. Thonet'in bir yandan satışları artarken, model çeşitlemeleri de 1867 Paris Dünya Fuarı'nda altın madalya ile ödüllendirilir. Bazı modeller tasarım tarihinin ikonları haline gelir. 1900’den itibaren üretilmeye başlanan No:56 bu ikonik modellerin baştacı gibidir.
-
Gabriel Florent Auguste de Choiseul-Gouffier’nin, Voyage pittoresque de la Grèce (1782-1822) adlı eserinde yayınlanmış üç parça bakır baskı gravür. Aeolis’in sikkeleri (Médailles des Villes d'Eolide) (1809), Abydos antik kentinin yanındaki cami (Mosquée de Nagara) ve Eksamil’de (Çanakkale-Gelibolu yakınlarında) (1822), Lisimahos’un mezarı olduğu varsayılan tepe (Tombeau de Lysimaque) (1822). Kök boyayla elle renklendirilmiş. 44 x 28 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance: S. E. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Müzayedeye sunduğumuz gravürlerde adı geçen Aiolis (Eolide), Batı Anadolu'nun kabaca kuzey bölgesinin antik adıdır. Yerleşim, Gediz Nehri kuzeyinden Bakırçay güneyine uzanan bölgedir. Doğusu Yunt Dağları ve Dumanlı Dağ, batıda ise Çandarlı Körfezi ile sınırlanır. Ayrıca Midilli Adası da bölgenin sınırlarına girer. Herodotos, 12 adet Aiol kenti sayar: Kyme, Larissa, Neonteikhıs, Temnos, Killa, Notion, Aigiroessa, Pitane, Aigai, Myrina, Grynaion, Smyrna. Bu kentlerin, MÖ 1050 yılı civarında Yunanistan'dan bölgeye gelen Aioller tarafından kurulduğu söylenmektedir. Bölge coğrafi konum olarak Adramyttenos Kolpos (Edremit Körfezi) ve güneye doğru İzmir körfezine kadar uzanan sahil şeridini içine almaktadır. Aeolis’in başkenti Kyme’dir. Bu yerleşim Aelois kentlerinin en büyüğüdür. Abidos veya Abydos ise Çanakkale Boğazı'nda Nara Burnu'nun doğusunda yer alan antik kenttir. Sestos antik kenti ile karşılıklı olarak boğazın dar bir noktasına kurulmuştur. Kent, Hero ile Leandros'un hikâyesiyle bilinir. Abydos kenti, bir Miletos kolonisi olarak kurulmuştur. Antik Çağ’ın Hero ile Leandros arasındaki efsanevi aşk hikâyesi Abydos’ta geçmiştir. Efsaneye göre, Abydoslu genç Leandros karşı kıyıda yaşayan sevgilisi rahibe Hero’ya kavuşmak için boğazı yüzerek geçiyordu. Leandros rüzgârlı ve fırtınalı bir gecede meşalenin ışığı söndüğünden boğazın azgın sularına kapılıp can vermiştir. Bu sahne Abydos’un Roma İmparatorluk dönemi sikkeleri üzerinde de betimlenmiştir. Lisimahos (Lysimachus, MÖ 360 - MÖ 281) Büyük İskender döneminde Makedonya Krallığı'nda İskender'in valilerinden biri olarak görev yapmış olan Teselyalı bir general ve yöneticidir. Büyük İskender'in ölümünden 15 yıl sonra, MÖ 306'da Trakya, Anadolu ve Makedonya'da hüküm sürmeye başlamıştır. Büyük İskender ile Lisimahos arasındaki ilişkilerin betimlendiği tarihi kaynaklarda İskender'in bir sebepten ötürü Lisimahos'u cezalandırmak için, onu bir aslanın karşısına atıp kilitlediği ve Lisimahos'un bu vahşi hayvanı çıplak elleriyle öldürdüğü ifade edilmektedir. Bu olay akabinde Lisimahos, Büyük İskender'in saygısını kazanmış ve yakın koruması olmuştur. Büyük İskender’in ölümünden sonra Trakya'nın yöneticiliğine getirilmiştir. MÖ 309'da Chersonese'yi [Gelibolu Yarımadası] anakaraya bağlayan bölgede komuta konumunda antik kentini kurmuş ve Odrysses'e karşı bir siper oluşturmuştur. Ordusu ile Anadolu’ya giren I. Seleukos’un karşısına çıkan Kral Lisimahos MÖ 281’de Korupedyon Muharebesi’nde yenilmiş ve öldürülmüştür. Gravürlerin yapımcısı Kont Marie-Gabriel-Florent-Auguste de Choiseul-Gouffier (1752-1817), 1789 Fransız Devriminden önceki son İstanbul büyükelçisidir. Antik çağ arkeolojisi ve tarihine âşık olan Kont Gouffier, aralarında Fransız ressam Jean-Baptiste Hilair’in de bulunduğu bir grup sanatçı ve bilim insanıyla 1776 yılında Ege seyahatine çıkar Seyahatin amacı bir yandan antik harabelerin görünümünü çizmek öte yandan çağdaş yunanlıların yaşam biçimlerini kaydetmektir. Ayrıca bu seyahatin Ege Denizinde uzun süredir devam eden Osmanlı-Rus gerginliğine dair durumu yerinde gözlemlemek gibi bir siyasi amacı da vardı. On iki ay süren bu ilk yolculuğun meyvesi olarak 1782’de hayranlık uyandıran gravürlerle bezeli anıtsal bir eser yayınlandı. Doğu'nun büyüleyici evreni bu eserin başlıca unsuru olan görüntünün yenilikçi tekniği aracılığı ile Avrupalı okurun gözünde capcanlı olarak sergilenmiştir. Gouffier, “Voyage-Pittoresque de la Grèce (1782)” adını verdiği kitabının yayınlanmasından iki yıl sonra (1784’de) İstanbul’a büyükelçi olarak atanır ve Temmuz 1785’te İstanbul’a varır ve daha sonra büyükelçi unvanıyla Anadolu, Ege, Kıbrıs, Suriye, Filistin ve Mısır’ı kapsayan seyahatine çıkar. Hilair’in yanısıra Fransız ünlü suluboya ressamı Cassas’ı da himayesine alır. Bu gezilerin sonunda Voyage-Pittoresque de la Gréce kitabına ek olarak Voyage-Pittoresque en Syrie, de la Phoénicie, de la Palaestine, et la Basse Aegypte kitabı Cassas’ın imzasıyla yayınlanır. Büyükelçi Gouffier, Cassas’ın resimlediği Atina Akropolünü ziyaret eder ve akropolün kabartma ve heykelleri (Hilar’in betimlediği gibi) İstanbul’dan gemiye yükleterek Fransa’ya gönderir. 1789’daki Fransız Devrimine karşı çıkan Gouffier geri çağırılmasına karşın Paris’e dönmez (1792’de) Rusya’ya kaçar. 1802 yılına yani Paris’e dönene kadar II. Katerina’nın himayesinde Sanat Akademisi ve İmparatorluk Kütüphanesi’nin yöneticiliğini yapar. 1785 yılının Temmuz ayında İstanbul'a varan Comte de Gouffier Fransa hükümdarının kendisine verdiği Babıali ile ilişkin diplomatik görevle Doğu'ya ikinci seyahatini gerçekleştirmiş olur. Kendisine eşlik eden yada onun hesabına görevler üstlenen arkeolog, ressam, çizer, gökbilimci, gravürcü ve daha birçok bilimadamı ile birlikte Yunanistan'ın hem anakara hem adalar kısmında yıllarca sürecek olan son derece zahmetli bir araştırmaya koyulurlar. Gouffier bu defa büyükelçi unvanıyla Anadolu, Ege, Kıbrıs, Suriye, Filistin ve Mısır’ı kapsayan seyahatine çıkar. Hilair’in yanısıra Fransız ünlü suluboya ressamı Cassas’ı da himayesine alan Gouffier, Voyage en Syrie, de la Phoénicie, de la Palaestine, et la Basse Aegypte ve Voyage-Pittoresque de la Gréce adını verdiği kitabını yayınlar. Büyükelçi Cassas’ın resimlediği Atina Akropolünü ziyaret eder ve akropolün kabartma ve heykelleri (Hilar’in betimlendiği gibi) İstanbul’dan gemiye yükleterek Fransa’ya gönderir. 1789’daki Fransız Devrimine karşı çıkan Gouffier geri çağırılmasına karşın Paris’e dönmez (1792’de) Rusya’ya kaçar. 1802 yılına yani Paris’e dönene kadar II. Katerina’nın himayesinde Sanat Akademisi ve İmparatorluk Kütüphanesi’nin yöneticiliğini yapar. Gouffier, Fransa'ya ancak Restorasyon döneminde döner ve Eşitler Meclisi (Chambre des Pairs) üyesi olarak bakan mevkiine gelir. Evini Akropolis'teki Erechtheion tapınağı uslubunda yaptırır, "Yunan dili oteli" adlı devrim öncesi gizli örgütte başkanlık yapar ve 1809'da eserinin ikinci cildini yayınlar. 1817'de üçüncü cildin hazırlığını bitiremeden ölür. Özellikle Truva yöresi ile ilgili topoğrafya, tarihî anıtlar, buluntular, yazıtlar ve sikkelere ayrılmış olan üçüncü cilt, tamamen Barbié du Bocage ve Letronne'un editörlüğünden geçerek 1822 yılında yayınlanır. Osmanlı İmparatorluğunun başkentinde kaldığı süre içinde Choiseul-Gouffier bir yandan gezilerinde yaptığı eskiz ve desenleri tamamlayacak mimar, arkeolog, çizer, edebiyatçılardan meydana gelen koca bir ekip kurmuş, öte yandan ise özellikle Atina ve etrafındaki geniş çevreden büyük sayıda arkeolojik eserin elde edilmesi, paketlenmesi ve taşınması için sayısız seferler düzenlemişti. Zengin arkeolojik koleksiyonu Louvre müzesi ve özel koleksiyonculara satıldı. Çağdaş araştırmacılar tarafından kişiliği pek tartışılan Choiseul-Gouffier bir yandan antik yunan görkeminin büyük bir hayranıdır, öte yandan siyasi kariyeri süresince Babıali ile Fransa ve öteki siyasal güçler arasındaki dengenin sağlanabilmesi uğruna gitgide çağdaş Yunanlıların sert bir eleştirmeni konumuna gelir. Bu tavrı yapıtının 1842 yılında ölümünden sonra yapılan yeni baskısında da ortaya çıkar. Yeni baskının başlığı Voyage pittoresque dans l’empire Ottoman, en Grèce diye değiştirilir.
-
Meşe taban üzerine oturtulmuş ve meşe kapaklı, şaryolu, QWERTY klavyeli, yuvarlak siyah tuşlu daktilo. Hammond Daktilo Şirketi tarafından ABD'de, 1900 yılında üretilmiştir. No: 2 olarak adlandırılır ve kendisinden önceki modellerden klavyenin alt tarafında yer alan uzun boşluk tuşuyla farklılaşır. 36 x 35 x 18 cm.
Kondisyon: 8/10 (faal)
Provenance: E.U. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Hammond No. 2 Daktilo 1893'de James Bartlett Hammond tarafından geliştirildi. No:2'nin 1900 yılında üretilen son versiyonudur ve 1893'te geliştirilen modele boşluk çubuğunun eklenmesiyle bilinir. Daktilonun öncülerinden biri olarak kabul edilen ve öğretmen, gazeteci ve mucit olan James Bartlett Hammond, 1880 yılında The Hammond Typewriter Company'yi kurdu ve şirket, daktilo üretiminin yanı sıra daktilo ile kullanılmak üzere tasarlanmış masalar da üretti. Hammond daktilolar önce sadece Hammond'a özgü olan kavisli klavye ile üretildi. Fakat daha sonra kavisli klavye yerini aşamalı olarak standart klavyeye terketti. Rakiplerinden farklı olarak Hammond No. 2 daktilo, daktilonun farklı yazı tiplerini kullanmasına olanak tanıyan değiştirilebilir bir şaryoya sahiptir: geleneksel tip, el yazısı tipi, Latin alfabesi olmayan alfabeler veya matematiksel semboller. Zira oldukça ilginç bir öyküsü olan ilk Osmanlıca daktilo da Hammond şirketi tarafından üretilmiştir. Bu öyküyü okumak için: https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/mersin/ilk-osmanlica-daktilonun-filmleri-aratmayan-oykusu-12151945 -
(G.B. koleksiyonu)- Porselen, çok nadir...
- Karl Ens kuş figürleri 80- 100 yaş civarındadır. Yeşil rüzgar gülü damgalarıya dikkat çekmektedir. Marka kataloğuna göre yeşil rüzgar gülü, 1919 - 1945 yılları arasındaki kullanılmıştır.
- Figürler, 8 ve 10 cm. yüksekliktedir.
- Figürler numaralıdır.
-
Astronomik iki harita... Carte des environs de Palatsha - Mileti vicinia variis temporibus. (**) Balat / Bafa Gölü civarı haritası – Muhtelif dönemlerde Milet.- Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul Gouffier (1752 – 1817)
- Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 1. cilt, 111. plan, 1782, Paris
- Harita: François Kauffer (1758-1801) (**), Jean-Denis Barbie du Bocage (1760-1825)
- Gravürcü: J.Perrier
- Nadir…
- 39.2 x 27.2 cm.
- Bakır baskı
- Döneminin el (kök) boyası
- Kondisyonu iyi (Baskıda, ortalama 1.5 - 2 cm uzunluğundaki 5 adet kesik tespit edilmiş ve onarılmıştır.)
Balat - Millet haritası, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz. -
Nadir kondisyonda, bakımlı, ikonik, kırma ceviz takım... Takım, iki kişilik bank (bench), kolçaklı sandalye ve 2 adet sandalyeden oluşuyor. Bankın koltuk yüksekliği 45 cm., sırt yüksekliği 94 cm.'dir. Sandalyelerin koltuk yüksekliği 45 cm., sırt yüksekliği 87 cm.'dir
Kondisyon: Bakımlı ve hatasız (9/10)
Değerlendirme notu: Bench, kolçaklı sandalye ile iki parça kırma sandayenin 1940'lı yıllarda imal edildiğini düşünülmektedir.
-
1950’lerde üretildiği tahmin edilen menevişli gümüş sigara kutusu. 835 ayar gümüş, 168 gr. İç kısmında Celal Bayar’ın imzası oyulmuştur. Yapan usta adına PV inisiyali mevcut İçindeki küçük gümüş menevişli çubuk, sigara muhafazası olarak tasarlanmıştır. Yaylı düğme mekanizması ile kapanır. 12,5 x 8 x 1 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance:
Değerlendirme notu Kutunun Celal Bayar tarafından mı kullanıldığı, yoksa imzalanarak birisine mi hediye edildiği tespit edilememiştir.
-
Cilalı pirinç kaplama. Ayaklı dekoratif taban. Çift ampul. Pirinç gölgelik, kaz boynu gövde, ışığı yönlendirmek için gövdede ve gölgelikte iki ayrı ayarlanabilir bağlantı noktası. Açma, kapama için makaralı anahtar. Faal, 46 x 35,5 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance:İ. K. koleksiyonu
Değerlendirme notu: İngiliz pirinç banker lambasının patenti, 1929 yılında alındı. Yeşil cam gölgelikli Amerikan versiyonundan farklı olarak İngiliz versiyonu, masif pirinç gölgeliğe sahipti.
-
(G.B. koleksiyonu)- Porselen, nadir…
- Karl Ens kuş figürleri 50 - 80 yaş civarındadır. Mavi (Delf çinisi) rüzgar gülü damgasıyla dikkat çekmektedir. Marka kataloğuna göre mavi rüzgar gülü 1945 - 1972 yılları arasında kullanılmıştır.
- Tek dal üzerine yerleştirilen kuş figürleri, 9 ve 14 cm. yüksekliktedir.
- Figürler numaralıdır.
-
E.T. koleksiyonu. Osmanlı Yunanistanı'nın en büyük ölçekli modern askeri haritası (çok nadir...) Harita, 1308 (1892) yılında Erkan-ı Harbiye-i Umumiye matbaasında basılmıştır.- Askeri harita
- 90x150cm.
- El boyası mevcuttur
- Fiziki gösterimleri son derece detaylıdır.
- 1/300.000 ölçek
-
İmzalı, 2005 tarihli, kağıt üzerine sulu boya 23 x 23 cm. (42 x 42 cm.)
Kondisyon: 10/10
Provenance:
Işıl Özışık (1939- )Turgut Zaim, Cemal Bingöl ve Eşref Üren’in öğrencisi oldu. 1963’de arkeoloji öğrenimini tamamladı. Üç yıl süren asistanlık tecrübesinin ardından tamamen sanata odaklandı. 1991 yılından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington kentinde yaşıyor. Londra, Marsilya gibi pek çok kentte sergiler açtı.
-
İmzalı, kağıt üzerine kara Kalem, 16.9.1999 tarihli, Ölçüler??
Kondisyon: 10/10
Provenance: Bigalı aile koleksiyonu
Değerlendirme notu: Şeref Bigalı İlk ve ortaöğrenimini İzmir’de tamamladı. 1944 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümüne girdi. Burada altı yıl Cemal Tollu Atölyesinde öğrenim gördü. 1950 yılında akademiden mezun olarak Afyon ve İzmir Karşıyaka’da resim öğretmenliği yaptı. 1959-78 tarihleri arasında İzmir Eğitim Enstitüsünde çalıştı. Resim-İş Bölümünün kuruluşunda görev aldı. 1962 yılında Paris’e giderek Ressam Henri Goetz Atölyesine devam etti. Elliye yakın kişisel sergi açtı. Çok sayıda eseri, müzelerde, yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlarda yer almaktadır. Adına Ankara’da Şeref Bigalı Sanat Galerisi açılan ressam, ayrıca 1986 yılında Devlet Resim Büyük Ödülü, daha sonra ise Türkiye İş Bankası Büyük Resim Ödülünü kazandı. 1976 yılında ilk baskısı yapılan Resim Sanatı adlı kapsamlı kitabı, plastik sanatlar alanında ülkemizde yayımlanan önemli çalışmalardan biri oldu. Biga’da (Çanakkale) toprağa verildi.
-
Mustafa Kemal Atatürk hayatta iken yayınlanan ilk biyografi kitabı Bozkurt'un ilk Almanca baskısı. Çok nadir...- Der Graue Wolf (Das Leben Des Diktators, Mustafa Kemal)
- Harold Courtenay Armstrong (1891-1943) (*)
- 1933, 'S.Fıscher Verlag' yayınevi
- 14x21cm, keten kumaş ciltli
- 322 sayfa
-
1930 - 40'lı yılların rafine işçilikli makyaj (şifonyer) takımı... (*)- Tamamı el işçiliği ayna, tarak, elbise fırçası...
- Uzunluk: 35.5 cm.
- Toplam ağırlık: 418 gr.
- Sap kısım pirinç üzeri gümüş kaplamadır.
- Sap yekpare olup, işlemeler el işidir.
- Sap kısmı gümüş parlatıcısıyla silindiğinde, fırça sapından farklı renk almıştır. Bunun nedeni sapa uygulanan altın varağın on yıllar içinde zayıflaması, silindiğinde varağın kaybolmasıdır.
- Marka: Apollo
- Ayna, eğik tasarlanmış ve tam kristaldir.
- Ayna haznesi - çerçevesi pirinçtir.
- Ayna arka yüzü sıcak mineli, kusursuz guilloché - aznavur (**) işçiliklidir. Çiçek ve yaprak desenleri glaze boyadan yapılmış olup tamamen el işçiliğidir.
- Uzunluk: 19.5 cm.
- Gömlek ağırlığı: 37 gr.
- Tarak gömleği pirinç olup, 8 ayrı parçanın pürmüz marifetiyle bir araya getirilerek imal edilmiştir. Her parçada olağanüstü el işçiliği mevcuttur.
- Gömlek iç kısmı oksitlenmiş durumdadır.
- Tarak orijinal değildir. Gömlekten çıkarılabilir. Değiştirmek ve temizlemek mümkündür. Gizli tırnaklar sayesinde gömlek içinde sabit tutulmaktadır.
- Uzunluk 26 cm.
- Toplam ağırlık: 252 gr. (Fırçasız ağırlık 127 gr.)
- Sap kısmı pirinç üzeri gümüş kaplama.
- Sap, yekpare olup işlemeler el işidir.
- Fırça haznesi el işi ve pirinçtir.
- Fırça, döneminin ilerisinde tasarımla, gizli - küçük pirinç çiviler sayesinde hazneye sabitlenmiştir. Fırça temizlik için çıkarılabilir durumdadır.
- Fırça kılları, sert plastikten imal edilmiş olması hasebiyle hijyeniktir.
- Fırça arka yüzü, sıcak mineli, kusursuz guilloché - aznavur işçiliklidir. Çiçek ve yaprak desenleri glaze boya ve el işçiliğidir.
-
1910'da Metallwerke Otto Scharlach firması tarafından üretilmiş karpit lambası. Nikelajlı, hazneler teneke levhalardan, bazı aksamlar ise cilalanmış pirinçten. Ürün no: 22 87 x 180 cm.
Kondisyon: 8/10
Değerlendirme notu: Metallwerke Otto Scharlach Almanya'nın Nürnberg kentinde faaliyet gösteren bir şirketti. Motorlu taşıtlar ve bisikletler için her türlü lambanın yanı sıra gaz jeneratörleri, akü kutuları ve dinamolar üretti. 1950'lere kadar varlığını sürdürdü. Karpit lambası veya asetilen gaz lambası, kalsiyum karbürün (CaC2) su (H2O) ile reaksiyonu sonucu oluşan asetileni (C2H2) üreten ve yakan basit bir lambadır. Bu lambalar binaları aydınlatmak için, deniz fenerlerinde, motorlu araçlarda ve bisikletlerde far olarak kullanıldı. Şapkaya takılan veya elde taşınabilir karpit lambaları, yirminci yüzyılın başlarında madencilikte yaygın olarak kullanılıyordu. 1892'de Thomas Wilson tarafından geliştirilen Karpit lambasının patenti, 1895'te Union Carbide tarafından satın alındı. Asetilen gazıyla ev aydınlatması 1894'te, bisiklet lambaları ise 1896'dan itibaren kullanılmaya başlandı. Amerika Birleşik Devletleri'nde geliştirilen ilk karpit bisiklet lambasının patenti 28 Ağustos 1900'de Frederick Baldwin tarafından New York'ta alındı. Karpit lambalarının kullanımına yönelik icatlar ve iyileştirmeler onlarca yıl devam etti. 1932 yılında 54 madencinin ölümüne neden olan Moweaqua Kömür Madeni kazasına karpit lambalarının açık alevlerinin neden olduğu anlaşıldığı için ABD kömür madenlerinde bu tarihten itibaren kullanımı azaldı. Ancak diğer ülkelerin kömür ocaklarında uzun yıllar kullanılmaya devam edildi. Ülkemizde ise bütün diğer kullanımları yanında geceleri açık havada satış yapılan tezgahlarda ve gece çıkılan balık avlarında uzun yıllar kullanıldı. "Gecenin ortasında, bembeyaz dolaşıyorsunuz. Aksaray’da, bulvarın köşesindeki karpuz sergisinde, korkusundan ürperen karpit lambasını üfleyebilirsiniz. üflersiniz ve karpit lambası sönmez: çünkü onun, böyle her geçene bitiverecekmiş hissini veren fakat asla bitmeyen, yürek bayıltıcı bir türküsü vardır. " Attilâ İlhan, Sokaktaki Adam "Bulutlar tedirgin, kadınlar güzel.../Gecemi sen ışıt karpit lambası/Gelmiş geçmiş aşkların saçağından." Turgut Uyar, Karpit Lambası, Büyük Saat. "Sırtımı verdiğim elektrik direğine bir tekme... Kendimi köprü üstünde buldum. İndim köprü altına, oturdum bir kenara. Önümde karpit lambası yanan pırıl pırıl bir sandal, kenarda ispirto içen bir ihtiyar, onun yanında bir uykusuz, benim yanımda hayal gibi dikilmiş perişan, zayıf bir çocuk." Sait Faik Abasıyanık, Son Kuşlar.
-
Kirman ile eğrilmiş yün ve doğal boya kullanılarak, sine düğümü tekniğiyle dokunmuş, bölgesel motifler ile bezenmiş taban halısı. Çapı olmayan, desen simetrisi ve renk geçişleri mükemmel bir halı. 1970'li yıllardan... Döneminde kaçak yollardan Türkiye'ye sokulan, ipek hissi veren Gazne halısı. 248 x 208 cm.
Kondisyon: Çok iyi (9/10)
Değerlendirme notu: Sine düğümü, İran, Türkistan, Hint ve Çin halılarında yaygın olarak, Türk halılarında ise zaman zaman kullanılan bir düğüm tekniğidir. Adını batı İran’daki bir şehirden almıştır. Bu teknikte renkli yün ilme ipliğinin yalnızca bir ucu çözgü teline bağlanır. Öbür ucu diğer çözgü teline dolandıktan sonra önde sağa ya da sola doğru yatık şekilde bırakılır. Bu teknikle kadife gibi yumuşak bir dokuma ortaya çıktığı gibi desimetrekareye de daha çok düğüm sayısı düşer. Bu yüzden ince, zarif, yumuşak halıların dokunmasına müsait bir tekniktir.
-
Viktoryen tarzda kübik marküterili, Avusturya yapımı tuvalet masası ve komodinleri. Tasarım 1880-1890 dönemine aittir. Masif ceviz arpa büküm destekli üçlü boy aynası ve orijinal bronz kulplu marküterili üç çekmece, bronz kulplu iki kapaklı dolap, bronz giydirmeler. Komodinler, aynı marküteri ile süslenmiş, bronz kulplu ve giydirmeli, bir kapaklı dolap, bir çekmece ve biri kapaklı olmak üzere iki raftan oluşmaktadır. En yüksek standartlarda üretilmiştir. Malzemelerin, tasarımın ve işçiliğin kalitesi açıkça görülmektedir 120 x 80 x 50 cm. (Tuvalet masası.) 97 cm. (Ayna yüksekliği.) 122 x 42 x 35 cm. (Komodinler.)
Kondisyon: 10/10
-
Şadırvan, kağıt üzerine sulu boya, Osmanlıca imzalı, 36 x 27 cm. (57 x 48 cm. ), 1928. İmzaya ilave olarak Osmanlıca harflerle 1928 - 3 Temmuz Salı tarihi ve Üsküdar-Çinili Camii notu kaydedilmiş.
Kondisyon: 10/10
Provenance: G.B. Koleksiyonu
Değerlendirme notu: Osman Asaf (Bora) (1868-1938) Saraybosna’da doğdu, 20’li yaşlarında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydoldu. İlk öğrencileri arasında bulunduğu Sanay-i Nefise’den mezun olan sanatçı, Osmanlı’daki ilk sanatçı topluluğu olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulundu. Cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti mecmuasının sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Savaşın yaşandığı dönemde, Balıkesir, Bandırma’da Belediye Başkanlığı yaptı. Cumhuriyet döneminde Numune-i Terakki Mektebi’nden başlayarak birçok rüştiye ve lisede resim öğretmenliği yapan sanatçı, 1932 yılında Pertevniyal Lisesi’nden emekliye ayrıldı. Osman Asaf, ölümüne yakın çıkarılan soyadı kanunu gereği Bora soyadını aldı. 1935 yılının Kasım ayında, Kadıköy Kızıltoprak’taki evinde vefat etti. Osman Asaf Bora’nın resimlerinde konularının çıkış kaynağı doğadır. Manzaralarını açık havada gözlemleyerek resmetmektedir. Bu bakımdan, Hoca Ali Rıza kuşağının tarihsel ve kırsal doğayı betimleme eğilimine Osman Asaf’ın da kendine özgü renk zenginliği ile katıldığı söylenebilir. İstanbul’un doğasından yapmış olduğu manzaralar, Osman Asaf’ın en önemli yapıtlarını oluşturmaktadır. Sanatçı İstanbul semtlerini, eski konakları, ağaçlı yolları, kayalıkları titiz bir tasvir duygusuyla saptamıştır. Genellikle çalışmalarında figüre çok az yer verir. Sınırsız bir boşluk içinde uzayıp giden doğa kadar cami, türbe, çeşme, harabe, köprü, konak, kız kulesi gibi mimari yapılara da resimlerinde yer verir. Yağlıboya tekniğini erken dönemde çalıştığı eserlerinde daha çok tercih etmiştir. Sağlık sorunları sebebi ile daha sonraki eserlerinde suyla karıştırılan ve kokusu yağlıboya kadar yoğun olmayan guaj ve suluboya tekniğinde çalışmalar yapmıştır. Uyguladığı teknikler her biri kendi içinde ayrı bir değer taşımakla birlikte suluboya tekniğinde yapmış olduğu eserlerle farklı bir yetkinlik gösterir.
-
Atatürk'ün çağdaş Türk kadınına rol model seçtiği Nimet Alisbah'ın eseri... (*) Eser, Türkiye'de ilk kez müzayedeye çıkıyor.- Nimet Alisbah (1912 - 2001)
- Eser, 1969 yılında Türk - Amerikan Derneği'nde düzenlenen sergiden satın alınmıştır. (*)
- Duralit üzerine yağlıboya
- İmzalı
- 38 x 43.5 cm. (çerçeveli 50.5 x 55.5 cm.)
- Çilingiroğlu, aynı zamanda aile dostu olan Nimet Alisbah’dan dinlediği anıları şöyle naklediyor: “Mustafa Kemal Atatürk, modern Türk kadını için rol model olabilecek genç kızlar belirlenmesini istemişti. Seçtiği 5 - 6 genç kızdan biri de Nimet hanımdı. Nimet hanım bu çerçevede Atatürk'ün seyahatlerine katıldı."
- Çilingiroğlu, 12 Mart Muhtırasını takip eden Nihat Erim Hükümetinde (1971) Meclis dışından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (26.3.1971 - 11.12.1971) görevine getirildi. Sonraki yıllarda Dünya Bankası ve OECD'de çeşitli görevlerde bulundu.
- Nimet (Bilsel) Alisbah: Cumhuriyetin kurucu kadroları arasında yer alan Ord. Prof. Mehmet Cemil Bilsel'in kızıdır. Bilsel, bizzat Atatürk tarafından 1925 yılında Ankara Hukuk Mektebini kurmakla görevlendirildi. Burada dekan vekilliği ve devletler hukuku alanında öğretim üyeliği yaptı. 1934 yılında yeni kurulan İstanbul Üniversitesinin rektörlüğüne getirildi. Emekliye ayrıldığı 1943 yılında CHP’den Samsun milletvekili seçildi. 1949 yılında vefat etti. (Ref: Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler , c. II, 1968)
- Orhan Alisbah (1910 - 1989): Nimet Alisbah'ın eşi olup. Türkiye ve dünyanın önde gelen matematikçileri arasındadır. Çalışmalarıyla dikkat çeken Alisbah, 1955 yılında Princeton Üniversitesi'ndeki İleri Araştırmalar Enstitüsü'ne davet edilir. Enstitü de Einstein ve Oppenheimer'la birlikte çalışır. Einstein'ın çok önem atfettiği arkadaşı ve meslektaşıdır.
- Einstein'le fotoğraf (1953): Aşağıda yer alan fotoğraf, Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde çekildi. Fotoğrafta Orhan Alisbah’ın oğlu Bilsel Alisbah ile Albert Einstein görülmektedir. Bilsel Alisbah'ın aktardığına göre 1950'li yıllarda Enstitü’nün şehre ulaşımı bir arabayla sağlanıyordu. Ön koltukta oturmak için iki kişi hep ısrar ederdi; Bilsel ve Albert. İkili, bu hoş çekişme neticesinde arkadaş oldu. Fotoğraf, Ağustos 1953’te çekildi. Einstein tarafından 1954’te imzalandı.
- Annesi Nimet hanımın kızlık soyadını isim olarak alan Prof. Dr. Bilsel Alisbah'da (1937 - 2017) babası gibi uluslararası üne sahip bir matematikçi oldu. Bilsel Alisbah'ın girişimiyle 1998’dan beri her yıl Bilkent Matematik Bölümü’ndeki başarılı öğrencilere Prof. Alisbah bursu verilmektedir.
-
"Laterne Einheits mit Zubehör." II. Dünya Savaşı döneminde Alman Ordusunun kullandığı askeri aydınlatma ünitesi. Haki metal kutusunun içerisinde karpit lamba, gaz lambası, ışık filtrelemek için renkli cam plakalar, mum vs. ile birlikte... 35,5 x 21,5 x 13,5 cm. 5,8 kg. ağırlığında.
Kondisyon: 8/10 (kutu üzerinde ve iç malzemelerde düşük yoğunlukta paslanma)
Provenance: F.B.
-
İki adet Collignon tarzı katlanabilir sandalye - koltuk. ABD menşeili... Masif ceviz. Çiçek desenli goblen döşeme kumaş. 92 x 46 cm.
Kondisyon: 9/10
Değerlendirme notu: Collignon Sandalye - Koltuk Fabrikası, Nicholas Collignon tarafından 1857 yılında ABD- New Jersey'de kuruldu. Fabrika yönetimi 19. yüzyıl sonuna kadar aile içinde el değiştirdi. Ancak imalat 1904 yılındaki büyük yangında fabrikanın yanmasıyla son buldu. Müzayedye sunduğumuz Collignon çift koltuk ABD'den getirildiği halde imalat tarihi bilinmemektedir.
-
Gümüş üzerine mine işlemeli, taşlı, el oyması süslemeleri ile boynuzdan mamül avcı bıçağı formunda mektup açacağı. Çok nadir. Sapının bir yüzünde Rus İmparatorluğunun sembolü olan çift başlı kartal, diğer yüzünde 1894-1917 arasında hüküm süren Rus çarı II. Nikolay'ın (1868-1918) rölyefi bulunuyor. Üzerindeki figürler itibariyle 20. yüzyıl başına tarihlenebilir. Fabergé ve 84 zolotniki gümüş damgası taşıyor. Kını olmadan 39 gram, kınıyla birlikte 74 gram ağırlığında. Uzunluk, 16 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance:
Değerlendirme notu: II. Nikolay ya da Nikolay Aleksandroviç Romanov, Romanov hanedanına mensup tüm Rusya İmparatoru, Polonya Çarı ve Finlandiya Büyük Prensi (1 Kasım 1894-15 Mart 1917), Albay (1892), buna ek olarak, İngiliz Filo Amirali (10 Haziran 1908) ve İngiliz Ordusu Saha Mareşali (31 Aralık 1915) idi. Saltanatı başladığında Rus İmparatorluğu, dünyanın önde gelen büyük güçlerinden biriydi ancak kısa süre içerisinde ekonomik ve askeri çöküşe geçti. Bir yandan kurduğu baskı ortamı, diğer yandan askeri yenilgiler, 1905 devrimini getirdi. Anayasal rejime geçme sözünü ise tutmadı. 1916-17 kışına gelindiğinde Çar karşıtı muhalefet Duma'yı aşarak halk ayaklanmasına dönüştü. Sosyalist devrimciler ve sosyal demokratlar tarafından örgütlenen Petrograd halkı ayaklandı. Nikolay, 8 Mart 1917'de Petrograd'da (Saint Petersburg) başlayan ayaklanmanın ardından kentin komutanına sert önlemler almasını emrederek düzeni sağlamak üzere destek birlikleri gönderdi. Ancak, olayların önünün alınamaması sonucunda Nikolay, ordunun da desteğini alan Duma'nın çağrısına uyarak 15 Mart 1917'de Pskov'da kardeşi Mihail lehine tahttan çekildi. Ancak Mihail'in tacı reddetmesiyle Romanovların saltanatı ile birlikte Rusya'da bin yıllık monarşi yönetimi de son buldu. Çarların, kralların ve soylu zenginlerin mücevhercisi olarak tanınan Fabergé alilesi, aslen Fransız Huguenot soyundan olup, 1685 yılında Fransa'dan Almanya'ya göç etmiş, bir süre burada yaşadıktan sonra, 1800'de Rusya'nın St. Petersburg kentine göç ederek Rus vatandaşlığına geçmiştir. 1842 yılında St. Petersburg'ta mücevher dükkanı açmış olan baba Gustav Fabergé, 1814 yılında doğmuştur. Oğlu Carl Fabergé, 1846 yılında dünyava gelmiştir. Almanya'da eğitimini tamamladıktan sonra St. Petersburg'a geri dönmüş ve dönemin en iyi usta sanatçılarının yanında bir süre çalışmıştır. Bu arada Roma, Venedik, Floransa, Londra, Paris, Dresden, Münih ve Berlin'e seyahat etmiş, buralardaki koleksiyonları incelemiştir. C. Fabergé, 1870 yılında babasının kurmuş olduğu atölyeye katılmış, çeşitli yeniliklere öncülük ederek firmayı geliştirmiş ye bugün dünyaca ünlü olan Fabergé firmasının kurucusu olmuştur. C. Fabergé, hiçbir objeyi tezgahın başına oturup üretmemiştir. Kendine bağlı birçok atölye ve sanatçıya tasarımlarını ve fikirlerini aktaran, üretimin her aşamasını kontrol eden, yönetici bir kişiliğe sahip C. Fabergé'nin efsanevi düşüncelerinin gerçekleşmesine 500'ü aşkın bir sanatçı topluluğu eşlik etmiştir. Firmada üretilmiş hiçbir objede tekrara ve seri üretime rastlanmaz. Her parçanın kendine özgü ayrı bir özelliği vardır. Bazı parçalarda Oryantal, özellikle Japon sanatının etkisi gözlemlenir. Romanov hanedanı ve II. Nikolay ile güçlü ilişkiler kuran Fabergé ailesi, Sovyet devrimi sonrasında ülkeyi terketti. C. Fabergé'nin oğulları Eugene ve Alexander Fabergé, 1920'lerin başında Paris'e yerleştikten sonra l924'te Andrea Marchetti ye Guerrieri ile birlikte "Fabergé & Cie, Paris" firmasını kurdular. Bu firma, daha önceki çalışmalara benzeyen ürünler piyasaya çıkarmakla birlikte, nitelik ve estetik açısından daha önceki ürünlerin düzeyine ulaşamamıştır. Firma hala Paris'te etkinliğini sürdürmektedir. Ancak. Fabergé ailesiyle hiçbir ilişkisi kalmamıştır.
-
Zalim Çaycı, tuval üzeri yağlı boya, 2010 tarihli, imzalı. 80 x 85 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance: S. P. koleksiyonu
Değerlendirme notu Fatih Urunç, iki yıl Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde öğrenim gördükten sonra ayrıldı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü'nden mezun oldu. İskoçya'da kabul edildiği yüksek lisans programını yarıda bırakıp Türkiye'ye döndü. İlk kişisel sergisini Ankara'da 1991 yılında Milli Piyango Sanat Galerisi'nde açtı. 12 yıl Ankara'da kendi atölyesinde resim çalışmalarına devam etti. Yaşamı boyunca 100'den fazla sergi açtı. Urunç 7 Ağustos 2012'de kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Urunç’un resimleri imgeler, motifler, tekrarlanan tiplemeler ve çağrışımsal olduğu düşünülen sözcükleriyle son derece özgün ve yaratıcıdır. Figürleri genellikle deformasyona uğramış ve kompozisyonları ise naif ve sadedir. Bu özellikler, Urunç resimlerini resim sanatı açısından yenilikçi kılmıştır. Gündelik yaşamı ve duyarlılıklarını neredeyse bir çocuk saflığıyla resimlerine aktaran Urunç, her şeyin ötesinde “farklıdır”.
-
Miss Pardoe, The Beauties of the Bosphorus; Illustrated in a Series of Views of Constantinople and its Environs; from Original Drawings by W. H. Bartlet. "Miss Pardoe-Boğaziçinin güzellikleri; Konstantinopolis ve Çevresine ait W. H. Bartlet'in Orijinal Çizimlerinden Bir Dizi Manzara ile resimlendirilmiş." Virtue and Co., London, 1838. 164 s., 80 levha gravür. 27 x 21,5 cm, Üstü varak baskılı ve baskı motifli dekoratif bez cildinde. Bütün sayfaları altın varaklı. Cilt, usta mücellit eliyle restore edilmiştir.
Kondisyon: 9/10
Provenance: Y. C.
Değerlendirme notu: Miss Julia Pardoe (1806-1862), Osmanlı İmparatorluğu'nda yüzeyde görünenin altına inerek, özellikle kadınların gündelik yaşamını anlatan ilk kadındır. Yazmaya on dört yaşındayken şiirle başladı. Yazdığı romanlar çok beğenildi. Anılarını ve gezi notlarını yayımladı. Geçirdiği bir hastalık sonucu, güney ülkelerine yolculuklar yapmak zorunda kaldı. İlk gezisini Portekiz’e yapan yazar, bu ülkeyle ilgili gözlemlerini "Traits and Traditions of Portugal" (Portekiz’in Destanları ve Gelenekleri) adlı kitabında topladı. Miss Pardoe, 1835 yılında İstanbul’a geldi. Gerçek amacı Yunanistan, Türkiye ve Mısır’ı görmekti. Ancak, İstanbul’a gelince şehrin büyüsüne kapılarak dokuz ay boyunca İstanbul’da kaldı. Sultan II.Mahmud’un başta olduğu bu dönemde Boğaziçi’ni, halkın eğlence yerlerini, İstanbul'un anıtlarını ve çarşılarını dolaştı, bayram ve Saray’ın düğün alaylarına katıldı,davetlere katıldı. Ayrıca, Bursa ve Uludağ'a gitti. Bütün bu yaşadıklarını ve gözlemlerini büyük bir tarafsızlıkla yazıya döktü. Özellikle Batı’da var olan Osmanlı ile ilgili yanlış ve olumsuz kanıları, haksız önyargıları silmeye katkısı büyüktür. Kitabın gravürlerini çizen William Bartlett (1809-1854) ünlü İngiliz gravür sanatçısıdır. John Britton’un yanında ustalaşmıştır. Bartlett, J. Pardoe’nin kitabını resimlemek için 1835’te İstanbul’a geldi. Hazırladığı 87 gravür İstanbul’un o yıllardaki görünümünü aksettirmesi bakımından bugün birer belge durumundadır. Çeliğe hakkederek basılmış bu gravürler değişik hakkaklar tarafından işlendiğinden kaliteleri farklıdır. Ayrıca hakkaklar gravürleri zaman zaman orijinallerinden değişik biçimde işlemişlerdir. Bartlett’in büyük bir ustalıkla çizdiği resimler ve Miss Pardoe’nin metinlerini birleştiren "The Beauties of the Bosphorus", gravürlü İstanbul kitapları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kitap dönemin veziri Mustafa Reşit Paşa'ya ithaf edilmiştir. -
Müzayedeye sunduğumuz “Yedi Dağın Çiçeği” isimli Hereke halı, Polis Eşleri Derneği adına satılmaktadır. Elde edilecek gelir, Emniyet Teşkilatı mensuplarının öğrenim gören çocuklarına burs ve eğitim desteğinde kullanılacaktır.
Yedi Dağın Çiçeği tasarımlı Hereke Halı. Seri numarası; 33177. Yüzde 100 saf ipek halı. Sertifikalı (No: 14733). Üretici, Han Halı. Ebat; 85 cm. x 117 cm.= 0,99 m2 Düğüm sıklığı; 10 x 10 100 düğüm /cm2.
Provenance: Polis Eşleri Derneği
Kondisyon: (10/10)
Değerlendirme notu: Yedi Dağın Çiçeği Hereke halılarının en eski ve klasik desenidir. Bazı kaynaklara göre tasarımın sahibi Abdülhamit’tir ve Yedi Dağ aslında İstanbul’un yedi tepesine gönderme yapmaktadır. Bazı kaynaklara göre ise yedinin kutsal rakam olması bu tasarımın isminde etkili olmuştur. Kabul gören açıklama ise yedi rakamının bir insanın yaşam evreleri ile ilişkili olduğu ve yedinin katlarının insanın hem bedensel hem de ruhsal olgunlaşmasının geçiş zamanlarını oluşturduğundan hareketle, halının üzerindeki her çiçek salkımının bu evreleri sembolize ettiğidir.
-
Collignon tarzı katlanabilir çift koltuk - sandalye. Masif ceviz. ABD menşeili. Döşemeleri yenilenmiş. 92 x 46 cm.
Kondisyon: 10/10
Değerlendirme notu: Değerlendirme notu: Collignon Sandalye - Koltuk Fabrikası, Nicholas Collignon tarafından 1857 yılında ABD- New Jersey'de kuruldu. Fabrika yönetimi 19. yüzyıl sonuna kadar aile içinde el değiştirdi. Ancak imalat 1904 yılındaki büyük yangında fabrikanın yanmasıyla son buldu. Müzayedye sunduğumuz Collignon çift koltuk ABD'den getirildiği halde imalat tarihi bilinmemektedir.
-
Damasken işlemeli, 6 panelli, altın emniyet zincirli ve altın kaplama bilezik. Toledo/İspanya üretimi… 18 x 1,3 cm.
Kondisyon: 10/10
Provenance: S.P. koleksiyonu
Değerlendirme notu: "Damasken" karmaşık desenler üretmek için farklı metalleri -tipik olarak, koyu oksitlenmiş çelik bir zemin üzerine altın veya gümüş- kakma yoluyla oluşturulan bir el sanatıdır. Eski Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalıların damascen benzeri tasarımlara sahip eşyalar ürettikleri bilinmektedir. Suriye'nin Şam kentindeki zanaatkârlar, 2000 yıl önce bu süreci yüksek bir sanat formuna dönüştürdükleri için yöntem "Damasken" adını almıştır. Bu metal işleme tekniği 8. yüzyılda Şam'dan "İpek Yolu" aracılığıyla Japonya'ya taşındı. Japon sanatçılar daha sonra kendi tasarımlarını yapmaya başladılar. Aynı dönemde Emeviler İspanya'yı fethetmiş ve bu zanaatı da beraberlerinde getirmişlerdi. İlginç olan, Damasken'in hem Japonya hem de İspanya'da gelişmesi ve Orta Doğu'da kaybolmasıdır.
-
Thomas Allom (1804 - 1872), Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor (1838) "İstanbul-ve Küçük Asya'nın Yedi Kilisesi'nden Görünümler (1838)". Londra: Fisher, Son & Co., tarihli değil ancak 1838 tarihli, birinci baskı. İki cilt. Başlıkları yaldızlı ve sırtında süslemeler bulunan yarı deri dönem cildi. Dört geniş yükseltilmiş yaldızlı bant, tüm sayfa kenarları altın yaldızlı. Cilt I, ilk bölüm, işlenmiş başlık sayfası, 36 sayfa önsöz bir harita, kırk beş levha ve 84 sayfadan oluşmaktadır. Cilt II, ilk bölüm, işlenmiş başlık sayfası, bir harita, kırk beş levha ve 100 sayfadan oluşmaktadır. 28 x 22 cm. İkinci cildi, usta mücellit eliyle restore edilmiştir.
Kondisyon: 8/10 (Sırt İyi durumda, yaldızlı başlıklar ve sırtta dört geniş yükseltilmiş şeritli dekorasyon, çok hafif aşınmış.)
Provenance: Y. C. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Thomas Allom (d. 13 Mart 1804 - ö. 21 Ekim 1872), İngiliz mimar ve ressam. Royal Institute of British Architects'in kurucu üyesidir. Aralarında Notting Hill'deki St Peter's Kilisesi ve Ladbroke Estate'in bazı kısımlarının olduğu, Londra'daki pek çok yapıyı tasarlamıştır. Sir Charles Barry ile birlikte Westminster Sarayı gibi pek çok projede yer almıştır. 1827-1871 arasında Royal Academy’de projelerini sergileyen Allom, Britanya Mimarlar Enstitüsü’nün (Royal Institute of British Architects, RIBA) kurucularındandır. Thomas Allom, Avrupa’nın çeşitli ülkelerini resimledi. 1834-1836 arasında mimarlık bilgi ve görgüsünü artırmak amacıyla uzun bir yolculuğa çıktı. Bu yolculuk kapsamında, II. Mahmud döneminde İstanbul’dan başlayıp Anadolu, Suriye ve Filistin’i gezdiği, buralarda resimler yaptığı bilinmektedir. Taslak halinde çizilen bu resimler, İngiliz hakkâkları tarafından çelik üzerine işlenerek gravür olarak Robert Walsh’ın yazdığı bir metin ile birlikte yayımlanmıştır. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin bazı yerlerini dolaşan ve bu arada İstanbul’da uzunca bir süre kalan ressam pek çok desen yapmış ve bunlar çelik gravür olarak ünlü İngiliz hakkâkları tarafından işlenip İstanbul’da İngiliz elçiliği rahibi Robert Walsh’ın kaleme aldığı açıklamalı bir metinle birlikte Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor (İstanbul ve Küçük Asya’nın yedi kilisesinden görünümler) adıyla iki cilt halinde Londra’da yayımlanmıştır (1838). Aynı gravürler L. Galibert ile C. Pellé’nin hazırladıkları açıklama metniyle üç cilt halinde Constantinople ancienne et moderne, comprenant aussi les Sept Eglises de l’Asie Mineure adı altında Paris’te yayınlanmış, metinlerde farklar olmakla beraber resimler aynı klişeler kullanılarak basılmıştır. Bu kitaplardaki resimler arasında Allom’un İstanbul’dan başka Bursa, Manisa, Bergama, Efes, Pamukkale ve Güzelhisar’la ilgili gravürleri de yer alır. Allom gördüklerini en güzel, en canlı şekilleriyle ve ayrıntılarına önem vererek tasvir etmeye çalışan bir sanatkârdır. Bazı gravürleri arasındaki işleniş ve üslûp farkı, ressamın yerinde çizdiği orijinal resimlerin, bu yerleri hiç görmemiş ve şaşılacak derecede çok sayıda hakkâk tarafından işlenmesinden dolayı olduğu düşünülmektedir. Kitabın içindeki resimlerin hepsi Allom’un değildir; bunlardan tamamen uydurma olduğu hissini veren Silivri Kalesi gravürü F. Hervé adlı bir ressama aittir. Aynı şekilde Rumeli ve bilhassa Arnavutluk’u tasvir eden gravürler de başka ressamlarındır. Fotoğrafın henüz bulunmadığı bir dönemde, Osmanlı Devleti’nin başşehri İstanbul’u ve buradaki hayatı zarif bir üslûpla Batı’ya tanıtan Allom’un gravürlerinin birçoğu bugün birer belge niteliğindedir. -
Güllerle çevrelenmiş, kabaşon kesim yeşil turmalin taşlı yüzük. 925 ayar gümüş, 6 gram. Hamilton & Co.-Calcutta üretimi, orijinal kutusu ile birlikte.
Kondisyon: 10/10
Provenance:M. P. koleksiyonu
Değerlendirme notu Hamilton & Co., 1808 yılında İngiliz vatandaşı Robert Hamilton'ın Kalküta'ya taşınması ve Doğu Hindistan şirketinin lisansı altında mağazasını açmasıyla kuruldu. Üç yıl sonra Robert Hamilton, Old Court House caddesinde bir dükkan açan ilk İngiliz gümüşçü oldu ve işletme 1973'te kapanana kadar orada kaldı. Henry ve James Glazbrook 1811'de işletmeye katıldı ve Bombay, Delhi ve Shimla'da yeni şubeler açıldı. Firma hızla büyüdü ve atölyesinde ülkenin en iyi zanaatkârlarını istihdam etti. Markanın zarif çizgilere ve dekorasyonlara sahip cilalı gümüş ürünleri, Hint aristokrasisinin yanı sıra Avrupalılarında ilgisini çekti. Kısa süre sonra firma, Avrupa’da Tiffany veya Cartier kadar dikkate alınan bir markaya dönüştü. 1817'de Robert Hamilton şirkete olan ilgisini kaybetti ancak yeni ortaklar sayesinde işler devam etti. Hindistan'ın 1947'deki bağımsızlığından sonra işletme 26 yıl daha ayakta kaldı ve 1973'te kesin olarak kapandı.
-
Amerikalı sanatçı...- Kağıt
- Sulu boya
- 17x10cm.