• Sultan Reşad'a atıfla Osmanlı devlet arması: "Çok yaşa Padişahım"
    • II. Meşruiyetin anısına... Osmanlı arması
    • 55x48cm.
    • İpek atlas dival işlemeli, altın klaptan… Nakışlar, pirinç çekilerek altın yaldız vurulmuş ince metal iplikle yapılmıştır.
    • Dönemi tespit edilemedi.
    • Eserde, "Çok yaşa Padişahım ve Reşad" ibareleri dikkat çekiyor.
    • Osmanlı arması versiyonları vardır. Müzayedeye sunduğumuz versiyon 1909 - 1910 yılları arasında kullanılmıştır.
    ______________ Provenance Koleksiyon A.Ş tarafından 1999 Nisan ayında düzenlenen müzayededen satın alınmıştır. Fatura bilgilerine göre esere karşılık KDV dahil 85 milyon 230 bin lira ödenmiştir. ______________ Osmanlı İmparatorluğu arması (1882-1922) 19. yüzyılda Birleşik Krallık geleneğindeki nişanlardan etkilenilerek Osmanlı Devleti için hazırlanmıştır. Öncesinde, padişah tuğraları devlet nişanı yerine geçiyordu. Osmanlı arşivlerinde yapılan araştırma sonucu armanın yapılışı hakkında şu bilgilere rastlanmıştır: Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı sırasında, Fransızların Sultan Abdülmecid'e verdiği Légion d'honneur nişanı, Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan İngiltere'yi harekete geçirir. İngiltere Kraliçesi Victoria, Fransa'nın verdiği nişana karşılık Kasım 1856'da Dizbağı Nişanı'nı Osmanlı Sultanı'na sunar. 1346'da Kral III. Edward tarafından ortaya çıkarılan Dizbağı Nişanı'nın geleneğinde şöyle bir uygulama vardır: Nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra'da Windsor Sarayı'nda bulunan Saint George Kilisesi'nin duvarında asılmaktadır. Ancak Osmanlı Padişahı'nın arması bulunmamaktadır. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını Osmanlı için arma tasarlamak üzere görevlendirir. İstanbul'a gelerek araştırmalarda bulunan Young'a, Etyen Pizani isminde bir tercüman yardımcı olur. İngiliz tasarımcı, padişahlık alameti olan saltanat kavuğunu, sorgucu, ay-yıldızlı sancağı ve tuğrayı ön plana çıkararak bir arma hazırlar. Bir yılda hazırlanarak İstanbul'a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdülmecid de beğenir. Bu şekilde oluşan Osmanlı Devleti arması İngiltere'nin Saint George Kilisesi'ndeki yerini alır. Osmanlı nişanının son hali, 17 Nisan 1882'de Sultan II. Abdülhamid tarafından yürürlüğe konmuştur. _____________ Neden Sultan Reşad? İkinci Meşrutiyet'in (1908) ilanından sonra seçimlere gidildi. Seçimleri ittihatçılar kazandı. Seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908'de çalışmalarına başladı. 6 Nisan 1909 günü muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey'in bir İttihat ve Terakki fedâisi tarafından öldürülmesi, İstanbul'da büyük bir protesto gösterisine yol açtı. Ve sonunda 13 Nisan 1909'da bazı askerî birliklerin ve medrese öğrencilerinin katıldığı ayaklanma başladı. Bazı subaylar ve milletvekilleri linç edildi. İttihatçı olarak bilinen gazeteler yağmalandı. Eski takvimle yeni takvim arasındaki 13 günlük farktan dolayı 31 Mart Vakası olarak anılan bu ayaklanma, Selanik'ten gelen (Atatürk'ün de subay olarak katıldığı) Hareket Ordusu tarafından 24 Nisan'da bastırıldı. 27 Nisan'da yeniden toplanan Meclis, II. Abdülhamid'i bu ayaklanmadan sorumlu tutarak tahttan indirilmesine ve yaşlı şehzade Mehmed Reşâd Efendi'nin V. Mehmed adıyla yerine geçirilmesine karar verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine damgasını vuran başlıca unsurlardan olan İkinci Meşrutiyet, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına da büyük etkiler yaptı.
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzasız
    • Tuval, yağlı boya
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • İmzalı. Duralite marufle kağıt üzerine suluboya. 50 x 34 cm. (59 x 44 cm.)
    Kondisyon: 7/10. (Kağıt yaşına bağlı hafif sararma mevcut...)
    Provenance: G. G. Koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Cafer Bater (1913-1994), İstanbul Boyacıköy'de doğan tanınmış bir Türk sulu boya ressamıdır. Türk resim profesörü ve tarihçi Celal Esat Arseven'in "Ülkenin sayılı suluboya ressamlarından biri" olarak nitelendirdiği Bater'in suluboyalarında İstanbul'dan manzaraların yanı sıra Fransa, İspanya, İtalya ve Mısır'dan manzaralar da yer alır. İlk sergisini 1957 de İstanbul’da açtı. Ayrıca Fransa, İspanya ve İsviçre’de sergiler düzenledi. Sanatçı, 1970’lerde Suluboya Ressamları arasındaki ilk gruplaşma hareketinin öncüsü oldu. Kendisi gibi Suluboya üzerine yoğunlaşan Ressam arkadaşlarıyla “Suluboya Ressamları grubu” nu kurdu. 5 Aralık 1970 de ilk ortak sergilerini Ankara’da açtılar. Sanatçı 1994 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.
     
  • Harp bitmeden inmeyen tuğ... Gövdesi el oyması ve pirinç kakmalarla işlenmiş masif ağaç üzerine pirinç giydirme, el yapımı üç ay tuğu. Uçlar ve bağlantı noktaları pirinçten. 132 x 69 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: S. Güven koleksiyonu.
    Değerlendirme notu: Türk tarihinde tuğ hükümranlık ve bağımsızlık anlamları taşıyan, bayrak, sancak, alem gibi askerî ve siyasî bir güç ve yetki işaretidir. İslâmiyet’in kabulünden önceki devirlerde sancakla beraber ve aynı makamda kullanılır, bayrakla birlikte ordu ve birliklerin önünde taşınarak yol gösterir. Tuğ kaynaklarda tepesine at kuyruğu bağlanmış, ucuna altın yaldızlı top geçirilmiş, mızrak türünden bir alâmetin adı olarak açıklanır. Kâşgarlı Mahmud’un sözlüğünde tuğ, davul (kös), bayrak aynı anlama gelmekte ve bağımsızlık alâmeti kabul edilmektedir ve bu nedenle de bir hâkimiyet ve tanınma sembolü olarak kullanılmış ve özellikle beyliğin tanınması aşamasında tuğ, davul beraber bir sembol değer ifade etmiştir. Bu uygulama Osmanlı dönemine kadar devam etmiştir. Savaş ilânı, tuğ veya bayrak merasimi ile başlamıştır. Bundan sonra artık savaş hazırlıkları yapılır ve akına çıkılır. Tuğlar savaşlar başladığında kaldırılır ve savaş bitmeden indirilmez. Osmanlı geleneğinde Padişah yedi, sadrazam beş, vezirler üç, beylerbeyi iki, sancak beyleri ise bir tuğ sahibi olurlar. Müzayedeye sunduğumuz tuğ ise geleneklere uygun olarak yeniden üretilmiş, Osmanlı’nın kullandığı Üç Ay Tuğu’nun türevlerinden birisidir. Üç Ay Tuğuna yıldızlar eklenmiş, Türklerin en eski tuğ geleneklerinden biri olan at kuyruğu bağlanarak oluşturulmuş, benzersiz bir parçadır.
     
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzalı
    • Tuval, yağlı boya
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • İmzalı, tarihsiz, tuval üzerine yağlıboya. 40 x 30 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: A. Ç. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: 1955 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Cemal Tollu Atölyesi'nden mezun olan ve o günden bu güne resim çalışmalarını aralıksız sürdüren Güler Aras, 60’tan fazla kişisel sergi açtı. Resimlerinde gerçeklerden ayrılmamaya çalıştığını ve doğanın tadını, ışık ve renk sentezinde bulduğunu ifade ediyor.
     
  • İmzalı, tuval, yağlı boya. Geniş fırça tuşları... 60 x 50 cm. (76 x 65 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Haluk Evitan (1952- )Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde lisans eğitimini tamamladı. 1983 yılından beri çalışmalarını profesyonel olarak sürdürüyor. Özgün soyut formları ve geniş fırça tuşlarıyla tanınıyor. Çalışmalarına Ankara’daki atölyesinde devam ediyor ve Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sulu boya teknikleri üzerine ders veriyor.
     
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzalı, 2007
    • Gravür, 7/50
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • Gravür... Marchant Ragusej - Ragusalı tacir (*)
    İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Döneminde elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (**)
    • 340 x 230 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm.)
    • Monogram: Iiij
    (*) "Ragusalı tacir" gravürü Nicolay'ın dördüncü kitabında yeralıyor. Model temininde Barbaros Hayreddin Paşa’nın eski hadımlarından Ragusa’lı Zafer Ağa'nın desteğini aldığı belirtilmektedir. Ragusa, 14. yüzyılın başlarında (1358) bugünkü Hırvatistan'ın Dalmaçya kıyısındaki Dubrovnik şehrinde kurulmuş, 1808 yılından I. Napolyon döneminde Fransız ordularınca zapt edilinceye dek Osmanlı himayesinde kalmış şehir devletidir. (**) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre kitap eline geçtiğinde, gravürün orijinal hali renkliydi. Kitap satışa sunulmadan önce – muhtemelen 1650 öncesi – elle renklendirilmiştir. —+— Ragusalı tacir gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Y. K. koleksiyonu. (*) Rus Çarı 1. Nicholas: "Ayvazovski, ben dünyanın, sen de denizin kralısın!" Emsalsiz, çok nadir... (**)
    • Ivan Konstantinovich Aivazovsky (Ayvazovski)
    • İmzalı, 1884
    • Tuval, yağlı boya
    • 88x132cm.
    • Restorasyon görmüştür. (Haliyle fotoğraflarda detayıyla görülmektedir)
    • Tuvalde çatlaklar mevcuttur.
    (*) Eser, sahibinin verdiği bilgiye göre Antik A.Ş'nin 1990 sonlarında Ankara'da Kent Otel'de düzenlediği müzayededen satın alınmıştır. (**) Rusya Federasyonu Kültür Bakanlığı’nın orijinalliği teyit eden yazısı (ekspertiz raporu) ve yeminli tercümesi mevcuttur. Rapor, 894/01.08.1996 tarih ve sayılı olup Devlet Müzesi Bölüm Şefi Kosoladov tarafından hazırlanmıştır. _________________ Ayvazovski (1817-1900) Kırım doğumlu Ermeni asıllı ressam Ivan Ayvazovski (Hovhannes Ayvazyan) Rus resim sanatının belki de en tanınmış ismidir. Büyük çoğunluğu deniz manzaralarından oluşan  beş bin civarında eseri bulunduğu tahmin edilmektedir. Romantik sanatçı, döneminde Rus çarılarından  Osmanlı Sultanlarına,  Papa 16. Gregor'dan İngiliz dahi William Turner'a uzanan geniş hayran kitlesine sahip olmuştur. Eserleri Louvre Müzesi'nde sergilenen ilk Rus ressam Ayvazovski'dir. Üstün yeteneği Simferopol lisesinde okurken keşfedilen Ayvazovski, 16 yaşındayken  Çar'ın emriyle St. Petersbourg Akademisi'ne kabul edilir. Dönemdaşlarından iki yıl erken bitirdiği eğitiminin ardından devlet tarafından Avrupa'ya gönderilir. 1844'te  (27 yaşında) bir çok ülkede sergi açmış,  uluslararası ün kazanmış bir sanatçı  olarak Rusya'ya döner. Rus filosuyla birlikte yelken açmasına, donanmanın faaliyetlerini belgelemesine fırsat veren "Donanma Ressamlığı”na atanır. Uzun sanat yaşamı boyunca 135 kent gezen 120 kişisel sergi açan Ayvazovski'nin Rusya dışında en sevdiği kentin İstanbul olduğu söylenir. 1845-1890 arasında defalarca ziyaret ettiği Osmanlı başkentinde Abdülaziz, Abdülmecit ve 2. Abdülhamid tarafından saraylarda ağırlanır. “Osmanlı liyakat beratı” verilir. Ayvazovski’nin eserlerinin büyük bir kısmı St. Petersburg, Moskova ve Erivan devlet müzelerinde sergilenmektedir. Dolmabahçe Sarayı, Deniz Müzesi, Askeri Müze, Cumhurbaşkanlığı, Fener Rum Patrikhanesi ve İstanbul Kumkapı Ermeni Patrikhanesi’nin koleksiyonlarında da 30 civarında eseri bulunmaktadır. Kaynakça
    • Amidst the waves. 20 fascinating facts about Ivan Aivazovsky, the artist most loved by the Russians | Arthive
    • Ivan Aivazovsky - "King of the Sea" - Draw Paint Academy
     
  • İmzalı, 1999 tarihli gravür, 31/200. 36 x 25 cm. (49 x 38 cm.)

    Kondisyon: 10/10
    Provenance: A. Ç koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Hayati Misman, 1945 yılında Konya’da doğdu. 1961-1964 yılları arasında Konya Akşehir Öğretmen Okulu’nda öğrenim gördü. 1964-1965 yıllarında Erzincan Tercan’da ilkokul öğretmenliği yaptı. 1965-1968 yılları arasında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim İş Eğitimi Bölümü’nde öğrenim gördü. 1970-1975 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldığı bursla Almanya’ya gönderildi ve Kassel Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde “Graphic Design” alanında ihtisas yaptı. 1975 yılında yurda döndü ve Gazi Eğitim Enstitüsü Resim İş Eğitimi Bölümü’nde göreve başladı. 1984 yılında aynı üniversitede sanatta yeterliliğini, 1987 yılında da doçentliğini aldı. 1987-2001 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi’ne geçerek profesör oldu. 2005 yılında emekli olan sanatçı, halen Ankara'da kendi atölyesinde sanat çalışmalarına devam etmektedir. Aralarında 1992 Yunanistan - Türkiye Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü ve Mısır’da düzenlenen 16. Uluslararası Akdeniz Bienali Ödülü de olan, on beş ödül kazandı

     
  • Mukavva üzerine yağlı boya, imzalı, 2007, 99 x 68 cm. (108 x 78 cm.)
    Provenance: M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Tanju Demirci, 1961 yılında Keşan’da doğdu. 1984’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl İtalya’da araştırmalar yaptı. 1986 yılında Mirmar Sinan Üniversitesi'nde Devrim Erbil atölyesinde yüksek lisans eğitimini ve 1991 yılında aynı fakültede Sanatta Yeterlilik alarak Doktorasını tamamladı. Katıldığı bir çok yarışmada ödül alan sanatçı, simge ve geometrik şekillerden oluşan biçim repertuarını, soyutçu bir renk ve kompozisyon anlayışı ile dengeleyen çalışmalar yaptı. Çeşitli koleksiyonlarda yapıları bulunan Tanju Demirci Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde uzun yıllar araştırma görevlisi olarak görev yaptı. Katıldığı karma sergilerin yanı sıra 1989’da Lami Sanat Galerisinde (İstanbul), 1991’de ve 1993’te Galeri Baldemde (İstanbul) üç adet kişisel sergi düzenledi. Sanatçı 2016 yılında vefat etti.
     
  • 1960'lı yıllarda imal edildiği tahmin edilmektedir. (*)
    • Toplam yükseklik: 50 cm.
    • Küre yüksekliği: 40 cm.
    • Küre çapı: 33 cm.
    (*) İçki kavı olarak kullanılabiliyor; dekoratif...
    • İmzalı, 1986
    • Duraliit, yağlı boya
    • Çerçevesiz: 60x40 cm.
  • Soyut figüratif, duralit üzeri yağlıboya, imzalı, 96 x 68 cm. (109 x 80 cm.)
    Provenance: M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: 1984 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. Herhangi bir gruba ya da sanat akımına bağlı kalmadan çalışmayı tercih eden ressam, toplumsal dinamizmin etki alanlarını özgün bakış açısıyla ele alır. Boyaya müdahale etmeyen, özgürlükçü yöntemiyle devinimi farklı bir boyuta taşıyan sanatçının gerçekçiliğin reddine yönelmeyen bir sorgulamayı önemsediği anlaşılır. Sanatçı, resimlerinin sanatseverlerle buluşmasını, ‘söz söylemenin zorlaştığı, çığlıkların tutuculuğun arasında kaybolduğu bir yaşamda sıradanlığa düşmeden, ama gücünü içyapısından alan, dışıyla rahatsız ve tedirginliğin verdiği bir direnci paylaşmak’ olarak yorumlar. Bugüne kadar 50'den fazla kişisel sergi açan Ali Kotan, önemli bir bölümü yurtdışında olmak üzere 150’yi aşkın etkinliğe katılmıştır. 1986-1988 arasında 7 ulusal ödüle layık görülen ressam, 2017 Ankara Sanat Kurumu Övgüye Değer Sanatçı, 2018 Ankara Sanat Kurumu Yılın Sanatçısı ödülleri almıştır. Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.
     
  • İmzalı, 2014 tarihli, tuval üzerine yağlı boya. 26 x 20 cm. (39 x 33 cm.) Çerçevesinin sol ve sağ alt kısımlarında küçük kayıplar mevcut.
    Kondisyon: 10/10

    Provenance: A.Ç koleksiyonu.

    Değerlendirme notu:
    Kayhan Aybatlı (1959) Yerköy'de doğdu. 1977 yılında Kuleli Askeri Lisesini, 1981 yılında Kara Harp Okulunu bitirdi. İzlenimciliğin geleneksel takipçilerinden olan Aybatlı,  bugüne kadar 21 kişisel sergi açtı, Pek çok karma sergiye katıldı. Oyak´ın düzenlediği resim yarışmalarında iki kez birincilik ödülüne layık görüldü. Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar derneği üyesi olan sanatçı, Kültür Bakanlığının 1995 yılında yayınladığı “Ressamların Fırçasından İstanbul” isimli katalogda ve yine Kültür Bakanlığının 2006 yılında düzenlediği “Türkiye Resimleniyor” ve “İstasyonlar” projelerinde yer aldı. Çalışmalarını emekli olduktan sonra yerleştiği Ankara´da kendi atölyesinde sürdürmektedir.

  • Osmanlı tekke işi sarık maşası. Bronz tutamaklı, demir dövme tekniği ile yapılmış, iç kısmı iki adet demirden yapılmış maşa formunda. Eserin kın kısmı demir dövme tekniği ile yapılmış geometrik dekorludur. Uzunluk, 50 cm
    Kondisyon: 8/10
    Provenance: S. G. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Benzeri Konya Mevlana Müzesi'nde bulunuyor. Mevlevilikte, pazara alışveriş için çıkan pazarcı derviş maşayı belinde taşır. Bu nedenle "pazarcı maşası" da denilirdi. Maşayı gören esnaf, pazarcıyı sohbete tutup oyalamaz, işini çabucak bitirip geri dönmesini sağlarken, aynı zamanda Dergâha satacağı malzemeyi de daha ucuza verirdi..
     
    • K.İncenian imzalı, Japon
    • 900 ayar
    • 978 gram
    • Yükseklik, 247 mm. / Çap: 132mm
  • Nadir, Sivas Cezaevi halısı...
    • Yaklaşık 11 metrekare (382x286cm.)
    • Kondisyonu 10/8-9.
    • El dokuması, (tahm. 1960'lı yıllar)
    • Pamuk üzeri yün
    ---------------------- (Anadolu Ajansı'nın 26 Şubat 2019 tarihli haberi) Siparişleri 32 yıl önce verilen halıları dokuyorlar Sivas'ta açık cezaevinde kurulan atölyedeki kadın mahkumlar, en son 32 yıl önce siparişleri alınan, her biri yaklaşık 2 yıl emek verilerek hazırlanan halıların dokunup sahiplerine teslim edilmesi için çalışıyor. 200 halı dokunmayı bekliyor Sivas Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Tahsin Yalçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cezaevindeki halı atölyesinin 1982'de faaliyete geçtiğin söyledi. Atölyeye 1985-87 arasında "aşırı" halı sipariş verildiğini belirten Yalçın, "Bu nedenle 1987'den sonra artık sipariş alınmamış. Halen 1987'ye kadar alınan 550 halı siparişin tamamlamaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar bu halılardan 350'sini sahiplerine teslim edildi. 200 halı da dokunmayı bekliyor" diye konuştu. Tezgah ve mahkum sayısı azaldı Atölye ilk kurulduğunda 150 tezgahta halı dokunduğunu dile getiren Yalçın, "Ancak yıllar geçtikçe tezgah ve mahkum sayısı azaldı. Şimdi 8 tezgahta halı dokuma çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi. Metrekare fiyatı Halının metrekaresine göre her yıl yeni fiyat belirlendiğini kaydeden Yalçın, "Şu andaki satış fiyatımız, metrekaresi bin 600 lira artı yüzde 8 KDV olarak belirlendi. Atölyemizde 7 ve 10 metrekare arasında halı dokuyoruz" diye konuştu.  
    • İmzalı, 1994
    • Tuval, yağlı boya
    • 40x25cm.
  • Nazım Hikmet Ran’ın 1940 yılında Çankırı Cezaevi'nde, koğuş arkadaşı fırıncı İbrahim Efendi'yi çizdiği resim. Tuval üzerine yağlı boya, 32.5 x 44 cm. imzalı, 1940
    Provenance: Fatma Tuna (Galeri Z)
    Kondisyon: (6/10)
    Değerlendirme notu: Yağlı boya resmin sahibi Fatma Tuna'ya göre Nazım Hikmet, Çankırı Cezaevi'nde kaldığı günlerde koğuş arkadaşı fırıncı İbrahim Efendi'yi çizdiği yağlı boya resim ile birlikte bir de el yazması şiir defterini İbrahim Efendi'ye hediye etti. Hikmet'in sağlık sorunları nedeniyle Bursa'ya nakledilmesinden kısa bir süre sonra İbrahim Efendi, Çankırı Cezaevi'nden tahliye oldu. İbrahim Efendi, resmi dörde katlayarak bir kitap arasında bir süre sakladı. Tavan arasında sakladığı şiir defteri ise bina yıkılırken inşaatın molozları arasında kayboldu. Bu resim, Nazım'ın çizmiş olduğu 15 ya da 16 resimden birisidir. video için tıklayınız: https://www.youtube.com/watch?v=hTqW4qq4WH0 Resim saklanma koşulları nedeniyle üzerinde katlama yerlerinin izini taşımaktadır. Ressam Hasan Pekmezci, Sanatım dergisinde yayınlanan bir yazısında, bu resmin Çankırı'da öğretmenlik yaptığı dönemde ilk kez kendisine teklif edildiğini belirtmektedir.
     
  • Tuval üzeri akrilik boya, imzalı, 2011 tarihli. 100 x 50 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu Fatih Urunç , iki yıl Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü'nde öğrenim gördükten sonra ayrıldı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü'nden mezun oldu. İskoçya'da kabul edildiği yüksek lisans programını yarıda bırakıp Türkiye'ye döndü. İlk kişisel sergisini Ankara'da 1991 yılında Milli Piyango Sanat Galerisi'nde açtı. 12 yıl Ankara'da kendi atölyesinde resim çalışmalarına devam etti. Yaşamı boyunca 100'den fazla sergi açtı. Urunç 7 Ağustos 2012'de kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Urunç’un resimleri imgeler, motifler, tekrarlanan tiplemeler ve çağrışımsal olduğu düşünülen sözcükleriyle son derece özgün ve yaratıcıdır. Figürleri genellikle deformasyona uğramış ve kompozisyonları ise naif ve sadedir. Bu özellikler, Urunç resimlerini resim sanatı açısından yenilikçi kılmıştır. Gündelik yaşamı ve duyarlılıklarını neredeyse bir çocuk saflığıyla resimlerine aktaran Urunç, her şeyin ötesinde “farklıdır”.
     
  • İmzalı, kağıt sulu boya, 2005, 23 x 23 cm. _____________ Işıl Özışık (1939- ) Turgut Zaim, Cemal Bingöl ve Eşref Üren’in öğrencisi oldu. 1963’de arkeoloji öğrenimini tamamladı. Üç yıl süren asistanlık tecrübesinin ardından tamamen sanata odaklandı. 1991 yılından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington kentinde yaşıyor. Londra, Marsilya gibi pek çok kentte sergiler açtı.
  • 23 sıra kum incisi gerdanlık. Çiçek biçimli, ortasında büyük bir inci olan klipsi var.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: S. T.
    Değerlendirme notu: Müzayedeye sunduğumuz gerdanlık çok ince taneli, orjinal tatlı su incisidir.
     
  • H. E. koleksiyonu. Bronz figür...
    • Bill Toma (*)
    • Dragon Flight, bronz
    • Limited 3/75, 2001
    • 45x52x55cm.
    • Dairesel hareketli mekanizma üzerinde...
    • Kondisyon 10/10
    (*) 45 yıl süreyle Walt Disney stüdyoları için çalıştı. Olağanüstü detaylar taşıyan fantastik bronz figürlerin imtiyaz hakları Walt Disney'de kalırken, Toma da uluslararası üne kavuştu. Rivayete göre koleksiyonerleri arasında Michael Jackson da yeralmaktadır.
  • Safkan Misman gravürü...
    • İmzalı, 1985
    • Gravür, 18/50
    • 49x54cm.
  • Altta kime ait olduğu bilinmeyen bir resim daha var. Tuval üzeri yağlı boya, 2008 tarihli, imzalı. 88 x 48 cm. (103 x 62 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu Fatih Urunç , iki yıl Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü'nde öğrenim gördükten sonra ayrıldı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü'nden mezun oldu. İskoçya'da kabul edildiği yüksek lisans programını yarıda bırakıp Türkiye'ye döndü. ilk kişisel sergisini Ankara'da 1991 yılında Milli Piyango Sanat Galerisi'nde açtı. 12 yıl Ankara'da kendi atölyesinde resim çalışmalarına devam etti. Yaşamı boyunca 100'den fazla sergi açtı. Urunç, 7 Ağustos 2012'de kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Urunç’un resimleri imgeler, motifler, tekrarlanan tiplemeler ve çağrışımsal olduğu düşünülen sözcükleriyle son derece özgün ve yaratıcıdır. Figürleri genellikle deformasyona uğramış ve kompozisyonları ise naif ve sadedir. Bu özellikler, Urunç resimlerini resim sanatı açısından yenilikçi kılmıştır. Gündelik yaşamı ve duyarlılıklarını neredeyse bir çocuk saflığıyla resimlerine aktaran Urunç, her şeyin ötesinde “farklıdır”.
     
  • İmzalı, kağıt, sulu boya, 2005, 23 x 23 cm. _____________ Işıl Özışık (1939- ) Turgut Zaim, Cemal Bingöl ve Eşref Üren’in öğrencisi oldu. 1963’de arkeoloji öğrenimini tamamladı. Üç yıl süren asistanlık tecrübesinin ardından tamamen sanata odaklandı. 1991 yılından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington kentinde yaşıyor. Londra, Marsilya gibi pek çok kentte sergiler açtı.
  • Kanlıca, imzalı, kağıt, sulu boya, 43 x 33 cm. (çerçeveli, 56 x 46 cm.), 1985.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. P koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Vahap Demirbaş (1957-2021) lisansını İnönü Üniversitesi’nde tamamladı. Siyah toz boya İle ışık, gölgeye dayalı portre çalışmalarıyla dikkat çekti. Bu ilk çalışmalarından sonra bütünüyle sulu boyaya yöneldi. ABD'de ve Stockholm Etnografya Müzesi’ndeki sergileri Demirbaş’ı, Türkiye’deki diğer sulu boya sanatçılarından ayıran bambaşka bir perspektif kazandırdı. Sulu boya tekniğinde ilk defa rengin ve saydamlığın ön plana çıktığı şiirsel bir naif doku elde etti. Sulu boyanın kontrolsüz yayılma ve renk sorununu tamamen ortadan kaldırdı. Konuları arasında Anadolu kültürü, çocuk oyunları, geleneksel düğünler, eğlenceler, eski evlerin değişmeyen estetik formları öne çıktı. Sanatçı A.B.D. Sulu boya Ressamlar Birliği üyesiydi. 2021 yılında Ankara’da vefat etti. Vahap Demirbaş (1957 - 2021) Malatya doğumludur. İnönü Üniversitesi’nden mezun olan sanatçı, önce siyah toz boya ile ışık, gölgeye dayalı portre çalışmaları yaptı. Bu ilk çalışmalarından sonra bütünü ile suluboyaya yöneldi. Daha sonra A.B.D.'de açılan sergiler ve İsveç enstitüsü tarafından desteklenen Stockholm Etnografya Müzesi sergileri ve yurt dışı sergileri devam etti. Eserlerinde Anadolu kültürünü ve mimarisini ön plana çıkaran sanatçı, suluboyanın akıcı, ışıklı ve saydam yapısını ustaca kavrayarak kendine özgü biçemini yarattı. Böylece düşle gerçek arasında gezinen günlük yaşam resimlerini ustaca kağıda aktarabildi. 2021 yılında Ankara'da yaşama veda etti.
     
  • İmzalı... (*) Cameo (asit indirme, kabartmalı minyatür işleme) tekniği ile yapılmış stilize çiçek, dal motifleri...
    • Yükseklik: 290 mm.
    • Ağız çapı: 104 mm.
    • Taban çapı: 90 mm.
    (*) Emile Galle 1904 yılında vefat ettiğinde, işleri eşi devraldı. 1905 yılından sonra bazı işlerde yıldızlı imza kullanılarak ürünlerin Emile Galle'nin elinden çıkan otantik ürünlerden ayrılması sağlandı. 1919 yılından itibaren işlerin başına Galle’nin damadı Paul Perdizet geçti ve Galle markasıyla üretime devam etti. Otantik formlardaki imalat 1936 yılından itibaren terkedildi.
  • E.T koleksiyonu.
    • 1975 yılında Amerikan Posta Servisi envanterine girmiştir.
    • Triner marka, 1/2 oz model
    • 1 lb (pound) - 0.45kg.
    • 11x24cm.
    • Kondisyonu 10/8 (marka yazısında kullanımdan dolayı kısmi kayıplar vardır.
  • Asırlık sanatçının uzay soyutlaması
    • İmzalı, 1984
    • Duralit, karışık teknik
    • 80x59cm.
    _____________ Sühendan Fırat 1929-2000) İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne bir süre devam eden Fırat, aldığı bursla Fransa'ya gitti ve eğitimini Paris'te sürdürdü. 1960 yılında ilk kişisel sergisini Ankara'da açtı. Aynı zamanda kurucusu olduğu Sanatsal ve Kültürel Kadınlar Birliği-Uluslararası Salonu'nun (UFACSI) başkanlığını 1972-1984 yılları arasında yürüttü, Türkiye kısmının  sergilerine katıldı. Kozmos, yerküre, atmosfer gibi kavramları gerçeküstü ve fantastik bir algıyla yansıttığı resimlerinde artık maddeleri, hazır eşyayı, renk alaşımlarını, plastik eşya kolajlarını kullandı.
  • Tuval üzerine yağlı boya, imzalı, arkasında “Sevgili Eriş ailesine Keçi çerçeveyi yemez, 2001” notu yer almaktadır. 60 x 50 cm. (76 x 66 cm. )
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: G. B. Koleksiyonu (Anatolia Müzayede’den alınmıştır.)
    Değerlendirme noyu Fikret Otyam (1926-2015), Aksaray doğumludur. İlk ve orta öğretimini Aksaray’da okudu. Ortaokulda iken Fransızca öğretmeni olan Emekli Albay Lüleci Haşim Bey  “Lenduha ayaklı, cama çeken fotoğraf makinesini” sanatçıya armağan etmiş sanatçının resim ve fotoğraf tutkusu bu şekilde başladı. Lise öğretimini kesintili olarak Ankara ve Kayseri de öğrenim gördü. Liseden sonra İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümü’nde eğitime başladı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde resim öğrenimini ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun atölyesinde aldı. Bu yıllarda gazeteciliğe de başladı. 1953 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümü’nde mezun oldu. Fikret Otyam’ın gazetecilik hayatı, Son Saat gazetesinde başlayıp, Cumhuriyet gazetesinden emekli olana dek elli sekiz yıl devam etti. Emekli olduktan sonra Antalya’ya yerleşti ve resim yapmaya ağırlık verdi ve kitap çalışmaları ile uğraştı. Fikret Otyam Antalya'da 9 Ağustos 2015'te yaşamını yitirdi. Resimlerinde ağırlıkla Anadolu insanını resmetti. Akademiden, fotoğrafçılıktan, gazetecilikten biriktirdikleri, Anadolu sevgisiyle birleşerek, Otyam’ın resimlerinde yeni görsel imgelere bürünür. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resim öğretileri, Anadolu-Batı sentezi aktarımları onun resimlerinde benzer bir anlayışla insan duyarlılığı ve kişiliği ile birleşir. Resimlerinde keçiyi ve başı örtülü Anadolu kadınlarını figür olarak sık sık kullanır. Anadolu’yu,  insanlarını, hayvanlarını, bitkilerini ve mahalli unsurları işlemeyi seven bir ressam olarak dikkat çeker. Resimlerinde özellikle gözleri iri ve dikkat çekici olarak betimler. Fikret Otyam’a göre  “ dünyada üç tane güzel göz vardır. Birincisi; doğu Anadolu kadını gözü, ikincisi; eşek sıpası gözü ve üçüncüsü; ceylan gözü.”
     
  • Ş. O. koleksiyonu. Mürşide İçmeli'den safkan gravür...
    • Mürşide İçmeli
    • Dünyada Yanan Ateş
    • İmzalı, 1979
    • Gravür, 4/10
    • 42x51cm.
  • Yüksek vasıfta koparma opalin vazo...
    • El işi
    • Yükseklik: 37 cm.
    • Ağız çapı: 12.4 cm.
    • Taban çapı: 7 cm
    • İmzalı
    • Tuval, yağlı boya
    • 70x100cm.
  • Ankara Belediyesi'nint un değirmeninin açılışında Başbakan İsmet Paşa, İçişleri Bakanı Cemil bey ve Şehremini Ali Haydar beyin birlikte olduğu fotoğraf. 28 Aralık 1025 tarihli. 13 x 9 cm. Orijianl, nadir, siyah-beyaz fotoğraf. Arkasına Osmanlıca olarak not düşülmüş: "Şehrameneti un değirmeninin resm-i küşadında Şehremini Haydar Bey, Başvekili İsmet Paşa, Dahiliye Vekili Cemil Bey" "28 Kanunuevvel 341" "Pazartesi"
    Kondisyon: 10/10
    Değerlendirme notu:

    Cemil Bey (1880-1957) asker kökenli bir devlet adamıdır. Soyadı kanunu sonrasında kendisine Uybadın soyadını almıştır.

    Selanik Polis Okulu Müdürü, İstanbul Astsubay Okulu Komutan Yardımcısı, Halep Fırkası Kurmayı, 6. Kolordu Nizamiye 26. Bölük Kurmayı, 6. Kolordu Kurmay Başkan Vekili, 6. Kolordu Kurmayı, 1. Kolordu Kurmay Başkanı, 36-61. Fırka Komutanı, Çatalca Hattı Fasıl Komiseri, Çatalca Bölge Komutanı, Askerî Okullar Müfettişi ve Halk Fırkası Kurucu Üyesi oldu. Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarına katıldı. Yarbay rütbesi ile Çatalca Mıntıka Komutanı iken emekliye ayrıldı. 1923 yılından itibaren 6 kez Tekirdağ milletvekilliğine seçildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel sekreter olarak (1924-25) görev aldı. Fethi Okyar Hükümetinin Şeyh Said isyanı nedeniyle istifa etmesinin ardından İsmet İnönü tarafından 3 Mart 1925'te kurulan  hükümette İçişleri Bakanı olarak (1925-27) bulundu. Milletvekilliği 14 Mayıs 1950 yılı genel seçimlerine kadar sürdü. 5 Temmuz 1957’de öldü.

    Ali Haydar Bey (1878-1937) Mülkiye mezunudur. Soyadı kanunu sonrası Yuluğu soyadını almıştır. İzmir Vilayeti Maiyet Memurluğu, Seferihisar, Foçateyn, Milas, Nazilli, Çorlu Kaymakamlıkları, Trabzon-Canik Bölgesi 2.Sınıf Mülkiye Müfettişliği, Dahiliye Vekaleti Muhacirin ve Aşiret Şubesi Müdür Yardımcılığı, Antep, Urfa, Aydın, Isparta, Çatalca ve Bolu Sancakları Mutasarrıflıkları, Dahiliye Vekaleti Mahalli İdareler Umum Müdürlüğü, 1.Sınıf Mülkiye Müfettişliği, Sivas, İstanbul Valilikleri, Ankara Şehreminiliği yapmıştır. 27 Kasım 1926 tarihinde Ankara şehreminliğinden istifa ederek ayrılan Ali Haydar Bey, yapılan ara seçimler sonucunda Mustafa Kemal Paşa’nın isteğiyle önce ikinci dönem, ardından ise üçüncü dönem TBMM’ye İstanbul milletvekili olarak katılmıştır. Üçüncü dönem TBMM’de görev yaptığı süreçte Ali Fethi Okyar'ın 12 Ağustos 1930’da tesis ettiği Serbest Cumhuriyet Fırkası’na (SCF) kendi isteğiyle geçme kararı alan Ali Haydar Bey, SCF’nin 17 Kasım 1930 tarihinde kapanmasının ardından meclis oturumlarına düzenli olarak iştirak etmemiş ve milletvekilliği de daha dönem tamamlanmadan 19 Ocak 1931’de devamsızlık gerekçesiyle düşürülmüştür. Müzayedeye sunduğumuz bu fotoğraf Cumhuriyet tarihinin bu üç önemli şahsiyetini bir arada gösteren, nadir bulunan bir fotoğraftır.
     
  • Derici tuval üzerine yağlı boya, imzalı, 2000, 52 x 35 cm. (63 x 50 cm.)
    Kondisyon:10/10
    Provenance: M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: 1945 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Kayıhan Keskinok, öğrencilik döneminde Refik Epikman, Cevat Dereli ve Malik Aksel’den etkilenmiştir. 1946-1955 yılları arasında çeşitli ortaöğretim kurumlarında resim öğretmeni olarak çalışmıştır. İlk kişisel sergisini 1956 senesinde Ankara’da açmıştır. 1960 yılında İsviçre hükümetinden burs alan ressam, Lozan Güzel Sanatlar Okulu’nda bir yıl öğrenim görmüştür. Yurda döndükten sonra 1963-1968 yılları arasında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim dersleri vermiş, TRT’nin Artistik Hizmetler Birimi’nde dekoratör ve müdür olarak çalışmıştır. 1973 ve 1976’da Devlet Resim Heykel Sergileri’nde başarı ödülleri alan Keskinok, Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği 50.Yıl Resim Yarışması (1973) ile Atatürk ve Devrimleri Yarışması’nda (1981) da ödüle layık görülmüş, 1998 yılında da devlet sanatçısı unvanını almıştır. Plastik Sanatlar Derneği (1994) ve Çağdaş Sanatlar Vakfı’ndan da (2006) onur ödülleri alan ressamın yapıtları özel koleksiyonlar yanında İzmir ve Ankara Resim Heykel Müzeleri’nde, çeşitli devlet kuruluşlarının koleksiyonunda ve Pociteli Sanatçılar Kolonisi Müzesi’nde (Bosna-Hersek) yer almaktadır. 2015 yılında hayatını kaybetmiştir.
     
    • Şaman serisi
    • İmzalı, 2006
    • Taş baskı gravür,  8/10.
    • 87 x 59 cm.
  • Ö. F.U / O.U. koleksiyonu. Sıradışı, emsalsiz bir eser... (*)
    • Nuri Abaç
    • İki süvarili at, 1967
    • İmzalı, 70x40cm.
    • Eserde üç ayrı yerde restorasyon vardır. Restorasyonlar son derece başarılıdır. Bu nedenle işaret edilmediği halde restore edilen bölgeler farkedilmemektedir.
    (*) Nuri Abaç, bugün daha bilinir olan Karagöz-Hacivat, taka - gemi, kaz-kuğu benzeri figürleri 1970'li yılların ortalarından sonra yapmaya başladı. Müzayedeye sunduğumuz 1967 tarihli eser serisi ise 1960 yıllarda belirdi. Abaç'ın 60'lı yıllara ait eserlerinde sürreal - fantastik figür ve soyutlamalara rastlanır. ______________ Eserin hikayesi Nuri Abaç'ın ilk defa müzayedeye çıkan sıradışı eseri, 30 yılı aşkın süre aynı ailenin duvarında muhafaza edildi. Abaç, eseri 1980 başlarında Ankara - Mithatpaşa caddesinde Net Reklam unvanıyla reklam ve çerçeve işleri yapan arkadaşı Muharrem Kölay'a bırakır. Net Reklam, Abaç'ın Ankara - Sıhhıye / Halk sokakta atölyesine de yakındır. Eser, uzun yıllar Kölay da kalır. Ö.F.U. ise eseri 1990 başlarında Kölay'dan satın alır.  Ö.F.U, vefat ettiği 2018 yılına kadar eseri muhafaza eder. Sonrasında eser oğlu O.U'ya devrolur. ______________ Nuri Abaç (1926-2008) "Abaç'ın çalışmalarını ilk gençlik yıllarından beri ilgiyle izlemekte olan arkadaşı Haşmet Akal (...) 'Batıda gelişen modern ekollerin şartlarına yüzde yüz uygun ilk Türk resminin Nuri Abaç'la ortaya çıktığını' öne sürmekten çekinmez." (Kaya Özsezgin, 1998) "Abaç resimleri 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Ancak her iki dönem için de temel aks; fantastik yorumdur. 1970’lerde resimsel anlatımın motifsel dili üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Böylece bu dönemden sonra geleneksel kaynaklara yönelen sanatçılar arasına katılır." (Gaye Yeşilsoy, 2015)  
  • 1950'li yılların ikonik bavulu: Lady Baltimore... Pudra mavisi, 54 x 37 x 18 cm.
    Kondisyon: Çok iyi 9/10 (Anahtarı mevcut değil.)
    Provenance: A. Ç koleksiyonu (aile yadigarı)
    Değerlendirme notu: İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası uçuşlar ve seyahatler büyük bir artış gösterdi. Buna bağlı olarak fonksiyonel bagajlara da ihtiyaç arttı. 1950'lerde makyaj çantasından, evcil hayvan taşıyıcısına dek farklı amaçlarla tasarlanmış ürünler piyasayı doldurmaya başladı. Bu seyahat ürünleri aynı zamanda da cesur ve parlak renkler kullandı. Baltimore'lu bir firma olan Starline'ın Lady Baltimore adını verdiği bavul tasarımı 1950'lerde 9 farklı renk seçeneği ile üretildi. Uçak yolculuklarına uygun büyüklükte üretilen şık bavullar, dönemin Hollywood  yıldızlarından, işi gereği sık sık uçan profesyonellere ve hosteslere dek herkesin gözdesiydi.
     
    • İmzalı, 2000
    • Tuval, yağlı boya
    • 140 x 85 cm.
  • Nadir... İkinci Dünya Savaşı’nın en zorlu bölgelerinden birisi olan İtalya’nın kuzeyindeki dağlarda savaşmış ABD Ordusu 10. Dağ Tümeni için yapılmış bir çift kar raketi. 1930 - 40'lı yıllarda ordu için dört firma kar raketi üretir. Müzayedeye sunduğumuz raketler Sno Craft (*) şirketinde üretilmiş olup, 3064 seri numarasını taşıyor. Sno Craft 1980'lerin başında iflas eder. Bu nedenle raketleri nadir görülmektedir. Ahşap ve deri bağlardan yapılmıştır. El yapımıdır.
    Provenance: S.G. koleksiyonu
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: Kar raketlerinde üretim yeri Norway Maine olarak gösteriliyor. Norway, ABD’nin en kuzeydoğusunda bulunan Maine eyaletinde küçük bir kasabadır. Maine'de kar raketi üretimi 1800’lerde evlerde yapılmaya başlanır. 1907’de büyük bir atölye kurulur. Atölyeyi Sno Craft adında şirketin kurulması takip eder. Sno Craft, kısa zamanda 40-50 kişinin istihdam edildiği ve yılda 1000 civarında kar raketi üretimi olan bir şirkete dönüşür. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Sno Craft, Avrupa'da savaşan ABD Ordusu 10. Dağ Tümeni için kar raketi üretmek üzere Hükümetle sözleşme yapar. 1940 - 45 aralığında şirket faaliyetleri sıçrama gösterir. Küçük bir kasaba olan Norway, “ABD’nin kar raketi başkenti” olarak anılmaya başlanır. Ancak şirket, 1980'lerin başında iflas eder.
     
  • İzmir'in kurtuluş törenlerini resmeden kara kalem çizim kartpostal. 15 x 10 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Değerlendirme notu: Kara kalem olarak çizilmiş olan resimde İzmir'in kurtuluş töreni tasvir edilmektedir. Yüzbaşı Şerafettin komutasındaki öncü süvari birliğini temsil eden bir grup atlının önünde ellerinde çiçekler taşıyan bir kadın yürümektedir. Yol kenarında toplanmış olan çoğunluğu kız ilkokul öğrencileri ve modern giyimli kadınlardan oluşan kalabalık süvarileri coşkuyla alkışlamaktadır. Kurtuluş Savaşı bağlamı içerisinde kadın figürünün merkezi bir konuma oturtulduğu bu kartpostal, Türkiye'de o dönemde gelişen modern kadın hareketi açısından yorumlanabilecek ilginç anlamlar içermektedir.
     
  • Dodge otomobilleri için Osmanlıca reklam broşürü. 1927-1929 arası döneme ait. Kemal Halil, Mehmet Rifat ve Şürekası, Türkiye Otomobil, Lastik, Traktör Komandit Şirketi imzalı reklam metni, gazeteci Ahmet Emin Yalman tarafından hazırlanmıştır. 29 x 21,5 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: F. B. koleksiyonu
    Değerlendirme notu Kemal Halil, Mehmet Rifat ve Şürekası, Türkiye Otomobil, Lastik, Traktör Komandit Şirketi, gazeteci Ahmet Emin Yalman’ın fikir babası ve kurucu ortaklarından olduğu bir şirkettir. Şirket 1927 yılında kuruldu. Good Year lastikleri, Dodge Brothers otomobilleri gibi şirketlerin Türkiye temsilciliklerini aldı. Dönemin kaidelerine uygun olarak, Şirketin Ankara işleriyle Malatya Milletvekili Mahmut Nedim Zapçı ve eski yollar Genel Müdürü Yüksek Mühendis Akil Bey ilgilendi. Şirketin kuruluşundan itibaren, telgraf yazışmalarında kısa isim olarak kullandığı TATKO, 1944 yılında şirketin resmi ismi haline geldi ve “TATKO, Otomobil Lastik ve Makina Ticareti A.Ş” olarak şirket ismi değiştirildi. TATKO günümüzde,  hala Yalman ailesi tarafından yönetilen büyük bir holding haline gelmiştir. Şirketin kuruluş hikayesi Doğan Avcıoğlu’nun Türkiye’nin Düzeni kitabında şöyle anlatılır: “Ahmet Emin Yalman, Cumhuriyetin yerleşme günlerindeki aleyhte yazılarından dolayı, öteki bazı gazetecilerle birlikte yargılanmak üzere, Diyarbakır istiklal Mahkemesine sevk edilir. Yolda gazeteciler, Ankara'ya bir daha yazı yazmayacaklarını belirten bir pişmanlık telgrafı çekerler. Başbakan İsmet Paşa'dan kurtulmaları dileğini belirten nazik cevap alırlar. Yalman'ın gazetecilik hayatı böylece son bulur. Bir süre sonra Yalman, İsmet Paşadan hiç değilse yabancı gazetelere yazmak için izin ister. Fakat gönderdiği mektup cevapsız kalır. Yalman işsizdir. İmdadına Mondros mütarekesinden beri Türkiye'de görev yapan ABD Büyükelçiliği Ticaret Ataşesi, Julian E. Gillespie yetişir. Gillespie, istanbul Kulübünde, Yalman'a şu öneriyi yapar : “Sen ne zamana kadar böyle boş gezecek ve üzüntüden kendini yiyeceksin? Bir iş tutman lazım... Hem geçim imkânı sağlamak, hem de memleketine faydalı olmak için en İyi çare bir ticaret şirketi kurmandır. Ben bu şirkete birkaç mühim Amerikan şirketinin vekilliğini sağlayabilirim.' Mesela Good-Year Lastik Şirketinin bir temsilcisi bu sırada İstanbul’dadır. Türkiye'de bir umumi vekil aramaya gelmiştir. Bu vekilliği, sizin yeni şirketinize vermesi pek mümkündür. Bunun arkasından da seri halinde diğer değerli vekâletler gelebilir.” Hikayenin gerisi ise Ahmet Emin Yalman’ın anılarında anlatılır: “Vatan gazetesini idare etmekte çok dirayet gösteren kardeşim Rıfat, tasfiyeden sonra kendi hesabına bir ihracat işi kurmuştu. Teklifi ona açtım, cazip buldu. Dostlarımızdan Necmettin molla beyin bacanağı olan Kemal Halil beye işi açtık. Kendisi askerlik hayatında akıncı roller oynamış, Selanik’te ittihat ve terakki hareketlerine de çok yakından karışmıştı. Karşımıza çıkan fırsatı kendisine söyler söylemez, derhal değerini kavradı, dört elle buna sarıldı. Prensip kararı bir an içinde alındı. İlk adım olarak 50 bin liralık sermaye bir araya geldi. Ertesi gün Goodyear temsilcisi ile müzakereye giriştik ve anlaşmaya vardık. Bunu Dodge Brothers otomobilleri. Caterpillar traktörleri, Sullivan kompresörleri, Harnischfeger ekskavatörleri takip etti. Şirket, «Otomobil, Lastik ve Traktör Komandit Şirketi» adı altında kısa zamanda resmen kuruldu. Derhal yurt ölçüsünde acente teşkilatı meydana getirildi. Bu maksatla kısmen ben, kısmen kardeşim Rıfat yurdu karış karış dolaştık ve acenteleri yerinde seçtik. Josef adında çok becerikli bir ustanın idaresi altında bir garaj ve tamirhane kurduk. Bir taraftan da ben gazetecilik tecrübemi, gazeteler için otomobil, lastik ve traktör ilanları hazırlamak için kullanmaya giriştim. Good-Year ve Dodge, kalite bakımından da çok çabuk tutundu. Acentelere ve müşterilere krediyle mal satmak lazım geldiği için gittikçe artan satışlar, sermaye ve kredi imkânlarımızı aştı. Gillespie, hiç bir nevi menfaati olmadan, sırf kendi vazifesini görmek ve bize karşı dostluğunu belirtmek için tıpkı ortağımızmış gibi çalışıyor, her derdimize çare buluyordu. Taksitli otomobil ve kamyon satışları için kredi sağlayan Kensley-Melbourn adlı bir müesseseyle bizi temasa geçirdi ve Good-Year'ın da kredi hudutlarımızı genişletmesi için başarıyla araya girdi. Bu sayede kısa zamanda Amerika'dan en çok mal getiren Türk müessesesi haline geldik. Gillespie bir taraftan bize dostluk göstermekle beraber, Amerika'nın Türkiye'ye olan ihracatında yeni rekorlar kırmak i imkânını da bulmuş oldu, böylece kendi vazifesinde de başarılar elde etti.” Ahmet Emin Yalman (1888-1972) Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarından başlayarak uzun bir süre gazetecilik yapan, yaptığı haberler yüzünden defalarca tutuklanan, sürgüne gönderilen, Türkiye basın tarihinin önemli isimlerinden birisidir. 1952'de Malatya hadisesi olarak anılan suikastta ağır yaralanmıştır. Saldırının faili, 2000'li yıllarda adı küçük yaşta çocuğa cinsel istismar davası ile gündeme gelen Hüseyin Üzmez'dir.
     
  • Ş, O. koleksiyonu. 37 yıl saklanan bir eser...
    • Habip Aydoğdu
    • Kağıt, karışık teknik
    • İmzalı
    • 13 Haziran 1985
    • 20,8x16,2 cm.
    • İmzalı
    • Tuval, yağlı boya
    • 53x59cm.
    _____________ İsmail Altınok (1920-2002) Ressam, sanat emekçisi ve öğretmen... İzmir Öğretmen Okulu'nda Abidin Elderoğlu'nun, 1943 yılında bitirdiği Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Malik Aksel ve Refik Epikman'ın öğrencisi oldu. 1942 yılında Cemal Tollu ile tanıştı. Ankara'da Eşref Üren ve Cemal Bingöl ile dostluklar kurdu. Eskişehir Lisesi, Ankara Atatürk Lisesi, Namık Kemal Ortaokulu, Ankara Koloji ve Kıbrıs Limasol 19 Mayıs Lisesi'nde resim öğretmenliği yaptı. 1955 yılında bir grup sergisi için Fransa'ya giderek bir ay Paris'te bulundu. 1961 yılında kurulan Siyah Kalem Grubu'na katıldı. 1959 yılında İtalyan hükûmetinin bursunu kazanarak dört ay Roma'da kaldı. 1943 yılından itibaren Devlet Resim Sergileri'ne katılan ve çeşitli ödüller kazanan ressam, 1973 yılında öğretmenlikten emekli oldu. İsmail Altınok'un ilk resim sergisi Ankara'da Devrim İlkokulu'nda (1948), sonuncusu ise 2001 yılı Aralık ayında Ankara İş Bankası Sanat Galerisi'nde açtığı retrospektif sergidir. Resim sanatı üzerine yazdığı kitapların yanı sıra, çeşitli konferanslar verdi: "Bugünkü Türk Resmi", "Türk Resminin Sorunları", "Sanatın Tanımı", "Vasarely", "Toplumcu Görüş ve Resim Sanatı", "Olumlu Sanat, Olumsuz Sanat", "Resimde Kimlik Arayışı" bunlardan belli başlılarıdır.
  • Mermer kaide üzerine Fransız...
    • Saat (Tapie Tric): 53.2 x 29 x 11.5 cm
    • Saat, kurmalı, sarkaçlı, çiçek motifi bezemeli ve porselen minelidir.
    • Saatin bakımı yapılmış, düzgün - hatasız çalışmaktadır.
    • Heykel bronzdur.
    • Ayaklar ve diğer tüm süsleme elemanları pirinçtir.
    • Dekoratif çift mumluk: 37 x 14 x 14 cm.
  • Türkiye'de çok nadir. Müzayedeye sunduğumuz Fransız yapımı Renault 5, ithal edilen ilk 1500 araçlık partide yer aldı. Renault 5, 73.500 km., orijinal km., otomatik vitesi, 1986 model... Hatasız, kazasız, eksiksiz.
    Kondisyon: 9/10 (Sıfır km.de bulunmadığı için kondisyon puanı düşürülmüştür.)
    Provenance: A. İ. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Aracın tasarımcısı Michel Boue'dur. İlk versiyon 1972 yılında trafiğe çıktı. Yüksek performansı ve artan talep üzerine imalatı 1984 yılına kadar devam etti. Araç, 1984 yılında x40 adı verilen projeyle bütünüyle elden geçirildi ve Super 5 adını aldı. Projede, 5 kapılı modaller için B40, 3 kapılı (coupe) ve cabriolet modeller için C40 kodu verildi. Renault 5'in (5 kapılı) TL Five versiyonu Türkiye'ye Renault Mais tarafından 1500 araçlık bir parti halinde ithal edildi.
       
  • 2. Dünya Savaşı döneminden Alman yapımı, sivillerin kullanımı için üretilmiş filtreli gaz maskesi. Yapım yılı: 1933-1945 RL 1-39/87 kutunun üstüne damgalanmıştır. Yüz parçası Drägerwerk, Heinrich & Bernhardt Dräger, Lübeck tarafından yapılmıştır Gaz maskesi ve filtresi yeni durumda İç ve dış orjinal ambalajı içinde
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: 3. Reich dönemi, Nazi Almanyasına, başka bir deyişle Almanya’nın 1933 ile 1945 yılları arasında, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) idaresi altında, tek parti rejimine dayalı yönetim sisteminde “Führer” unvanlı hükûmetin ve devlet başkanı olarak Adolf Hitler’in egemenlik sürdüğü döneme verilen isimdir. Alman tarihi içerisinde “Reich”ların üçüncüsüdür; bundan dolayı Üçüncü Reich ismiyle de nitelendirilir. 3. Reich döneminin son yılları aynı zamanda II. Dünya Savaşına denk gelmektedir. II. Dünya Savaşı süresince kimyasal silahların kullanılması olasılığına karşı hem askeri olarak hem de siviller tarafından kullanılmak üzere gaz maskeleri üretildi. Ancak her iki tarafın da elinde büyük miktarda kimyasal gaz bulundurmasına rağmen, kullanmayı tercih etmedikleri düşünülmektedir. Müzayedeye sunulan gaz maskesi sivil kullanım için, kadınların yüz ölçülerine göre üretilmiştir.