• Les Yurongnes - Sarhoşlar (*) İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (*)
    • 340 x 230 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    • Monogram: E ij
    (*) Gravürde ,sarhoş üç Osmanlı askeri resmediliyor: Azamoglan (Acemi oğlan), Leventi (Levend), Azappi (Azap - piyade - askeri) (**) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre gravürün kitap içindeki orijinal hali renklidir. Kitap satışa sunulmadan önce –muhtemelen 1650 öncesi– elle renklendirilmiştir. ----+---- Osmanlı Askerleri Ne İçiyor? Nicolay şöyle anlatıyor (The Navigations, 1585, s.9oa, 90b): "İçkileri, dünyadaki bütün canlıların içtiği doğal su. Buna karşın kentin her yerinde satılan kendi yaptıkları çeşitli içkileri var. Bunlardan bazıları, bizim biramız gibi arpa suyu ile yapılmış, bazısı şeftali veya elma suyundan veyahut, erik, üzüm, şeftali, armut, incir suyu ile birlikte karıştırılarak yapılmış ki buna sorbet (şerbet) diyorlar. Yazın, buz ve karla soğutulup içiliyor. Yemekle ve yemekten sonra, archent (Arap rakısı) dedikleri bir tür rakı içiyorlar." Türkler Hangi Şarabı Sever? "Şarap Müslümanlıkta yasak. Buna rağmen sık sık ve öyle çok içiyorlar ki, çoğunlukla da kaldıramıyorlar. Genellikle de bedava olsun diye Hristiyanlardan alıyorlar...Huylarını iyi bildiğinden, lezzetli yemeklerle birlikte Malmasies ve Muscadel şarapları da sunuluyor. O kadar çok yiyip içiyorlar ki, evlerine dönerken kentin en geniş caddesi bile onlara dar geliyor. Kendilerine ziyafet verene teşekkür bile etmiyor, sadece sarhoş oluncaya kadar içiyorlar. Önce de söylediğim gibi, kendi kanunları özellikle şarap içmeyi yasaklamış, ama başkalarının cebinden içerek daha az günaha giriyorlar. (Malmesies: Mora yarımadasında (Monemvasia kentinde) yapılan kuvvetli tatlı şarap. Muscatel: Bir çeşit misket üzümünden yapılan tatlı şarap)" Hristiyan Teba, Hangi Askerden Korkuyor? "Şarap içmeden sarhoş olmak için başka bir şeyleri daha var: Afyon. Beyaz bir tozdan yapılan afyonu başkaları da kullanıyor... Bu afyondan bir dragma (dirhem) kadar alıp, kendilerinden geçiyor ve caddelerde, başka sarhoşların yaptığı gibi birbirlerine tutunarak, ayılar gibi korkunç nağralar atarak dolanıyorlar. Bu durumda bir Hristiyan veya bir Yahudi ile karşılaşmasınlar, onu sopa (ve) yumruk (la) dövüyorlar. Bunların arasında en çok korkulanları acemioğlanlar (azamoglans) leventler (leventis) ve azaplar (azappis). Hristiyanlıktan dönme ve bütün Hristiyanların can düşmanı olduklarından en çok zararı bunlar yapıyor." ----+---- "Sarhoşlar" gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Omega, müzayedeye sunduğumuz cep saatini Osmanlı pazarı için 1915-1929 yılları arasında İsviçre'de üretiyor, Osmanlıca rakamlı, beyaz porselen kadranlı, gümüş kaplama kasalı cep saati. Kadranda Omega markası ve saniye yer alıyor. Kapağın içinde Omega marka işareti ve 4677960 seri numarası kazınmış. 5 cm. 85 gr.
    Kondisyon: 8/10 (Kasada ve kapakta küçük çizikler var)
    Provenance: M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu Omega Watch Company, diğer pek çok ürünün yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu pazarına saat teslim eden üreticilerden birisidir. Brandt şirketi 1894 yılından itibaren Omega markasıyla saat üretmeye başladı. Osmanlı kadranlı Omega cep saatleri de buna yakın tarihlerde üretilmeye başlandı. Ancak 19. yüzyılın sonunda Osmanlı İmparatorluğu pazarına teslim edilen saatlerin çoğunun anahtarlı kurmalı olduğu bilinmektedir. Taçlı kurmalı saatler ise 1915’ten sonra Osmanlı pazarında satılmaya başlandı. Bu nedenle müzayedeye sunduğumuz Osmanlıca kadranlı Omega saatin 1915-1929 arasında üretilmiş olduğunu söyleyebiliriz.
     
  • Columbia no: 9 ses kutusu ile tip 124A Columbia Viva Tonal Grafonola. İç kornanın önünde ses düzeyini ayarlayan panjurlu kapaklar. Maun kabin ve altta plak saklama bölmesi. 100 x 51 x 46 cm.
    Kondisyon: 8/10
    Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Columbia Grafonola, Columbia Graphophone Company tarafından üretilen 20. yüzyılın başlarındaki Amerikan fonograf markasıdır. 1907'de tanıtılan Grafonolalar, aynı şirketin harici kornalı Disk Grafofonlarına dahili korna alternatifleridir. 1925'in sonlarına kadar, tüm plak çalarlar sesi tamamen mekanik yollarla yeniden üretiyorlardı ve iğnenin ve diyaframın titreşimlerini dinleyicilere verimli bir şekilde duyurmak için "yükseltici" kornaya güveniyorlardı. 1906'da Columbia'nın ezeli rakibi Victor Talking Machine Company, kornanın ve diğer donanımların mekanik bir cihazdan ziyade kaliteli mobilyalara benzeyecek şekilde yapılmış bir kabin içine gizlendiği bir model serisini tanıttı. Yeni stile "Victrola" adını verdiler. Kısa sürede çok popüler ve başarılı modeli benimseyen Columbia, bir kaç yıl sonra Grafonola'yı tanıttı. Columbia'nın Grafonola'sı da kısa sürede harici korna modellerinden daha fazla satmaya başladılar. Hemen hemen tüm diğer eski plak çalarlar gibi, tüm Grafonola'lar, kullanıcının bir veya iki plak çalmadan önce bir kolla kurması gereken bir yaylı motorla çalıştırılıyordu. American Columbia Grafonola, şirketin İngiliz girişimci Luis Sterling tarafından satın alındığı 1923 yılına kadar ABD'de de üretilmeye devam etti. Müzayedeye sunduğumuz model, şirketin Luis Sterling'e satıldıktan sonraki dönemine aittir ve İngiltere yapımıdır. Grafonolalar sadece taş plak olarak ifade edilen 78'lik plakları çalarlar.
     
  • 1960 tarihli, sanatçının Viyana’da yaşadığı dönemde basılmış, 10/4 numaralı, ıslak imzalı baskı gravür. 22 x 17 cm. (30,5 x 24,5 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: A. E. koleksiyonu
    Değerlendirme notu Erol Deneç, 9 Şubat 1941’de İstanbul’da doğdu. 1962 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisinde misafir sanatçı Anton Lehmden ile çalışmalar yaptı. Kendi deyimiyle ‘‘Fantastik Gerçekçilik’’ ekolünün ilk Türk temsilcilerinden oldu. 1964 yılında Prof. Ernst Fuchs’un daveti üzerine Viyana’ya yerleşerek ilk sergilerini burada açtı. 1965-1968 yılları arasında Viyana Güzel Sanatlar Akademisinde Prof. Pauser ve Vogel’in sınıfında çalışmalarını sürdürdü. Burada bir yandan akademiye devam ederken, bir yandan da fantastik gerçekçi akımın ünlü sanatçılarıyla tanışıp onların sergilerine katıldı. 1971 yılında ünlü yönetmen Rudi Böhm, Erol Deneç hakkında belgesel bir film çekti ve bu film Viyana 20. Yüzyıl Modern Sanat Müzesi’nde gösterime sunuldu. 1964-1973 yılları arasında Avrupa kültür şehirlerine inceleme gezileri yaptı. Klasik Türk Müziği ile gitar ve Hint müziği ile ilgilendi. 1973 yılında ailesi ile birlikte Alp Dağları eteklerine yerleşti, çalışmalarını burada sürdürdü. Avrupa’nın önemli şehirlerinde devamlı olarak sergilere katıldı. 1982 yılında ise Avusturya televizyonu yönetmeni Wolfgang Lezowsky, Erol Deneç’i anlatan belgesel bir film çekti. 1989 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptı, 1991-1995 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Kültür Merkezi’nde resim öğretmenliği görevinde bulundu. Eğitmenliğini yaptığı öğrencilerle birlikte 1995 yılında İstanbul Fantastik Realite (İFAR) grubunu kurdu. 1963’ten bu yana 150’yi aşkın sergi açtı. Viyana'daki Albertina ve Avusturya Belverede Galerisi müzelerinin yanı sıra Viyana Şehir Koleksiyonu ile Almanya, Avusturya, Fransa, İtalya ve Türkiye’deki bazı özel koleksiyonlarda eserleri bulunur. Avusturyalı fantastik gerçekçilerle çalışan Viyana Fantastik Okulu’nun çağrışımcı öğeleriyle, Doğu felsefesine dair tasavvufun gizemlerini birleştirmeye çalıştı. Çeşitli kültürler ve uygarlıkların birikimlerinden etkilendi. Yapıtlarında, geçmişle geleceği birleştirme çabası göze çarpmaktadır. İnançları, imge ve tasarımlarla harmanladı. Gerçeküstücülere özgü otomatizm ve meditasyon yöntemleriyle, Doğu mistisizmi, mitolojisi, inançlar ve astroloji gibi evrensel değerleri ele aldı. Çeşitli simgesel motif, figür ve dokular kullanarak illüstrasyona kadar varan ayrıntılı çalışmalara imza attı. Hiçbir zaman empresyonistleri sevmediğini belirten Erol Deneç, bir röportajında “Daha astral, daha şeffaf manzaralar tahayyül ederdim. O zaman sürrealizm nedir bilmezdim. Kadırga’da doğdum. Babam marangoz. Küçükken, ne çizgi film, ne DVD hiçbir şey olmadan yaptığım desenlerde fantastik bir dünyam vardı.” sözleriyle sanat anlayışını anlatmaktadır. Bir başka ropörtajında ise Deneç, sürrealizm ve fantastik realizm ilişkisini şöyle açıklamaktadır: “Sürrealistler de fantastik realistlerden çok farklı değiller. Ama teknik olarak fantastik realizm çok daha ileride. Her sigara tütündür. Ama her tütün sigara değildir. Sürrealizm tomurcuksa, fantastik realizm onun açılmış gül olmuş hâlidir. Bu resimler, insan kendinden geçtiği zaman ortaya çıkıyor. … Akıl devrede kalırsa merkeze bağlanamazsın, yaptığın zanaat olur. Kozmosun özüne bağlandığında ise yaptığına sanat denir.” Çalışmalarına Kadıköy Moda’da, semtinde bulunan kendi atölyesinde devam etmektedir.
     
  • Yün çözgü, yün ilme ipliğinden dokunmuş, armut motifli, yüksek vasıfta, İslam tarzı Kırım halısı. Çok nadir, ince dokuma. İplik boyası ve kullanılan yün özellikleri itibariyle 19. yüzyıl sonlarında dokunduğu, 125 yıldan daha eski olduğu tahmin ediliyor. Koleksiyonerin verdiği bilgiye göre halı Kars - Ani yöresinden edinildi. Geçen 30 yıl boyunca kendisi tarafından muhafaza edildi. Koridorluk, yeri serilerek kullanmaya uygun. 335 x 120 cm. Bitkisel desenlerin stilize halde kompozisyonlaştırıldığı halıda orta kompozisyon alanı lacivert renklidir. Orta kompozisyon alanında bitkisel desenlerin stilize edildiği tekrarlı bir desen şeması vardır.
    Kondisyon: 8/10
    Provenance: H. W. koleksiyonu
     
  • Göğe yükselen...
    • İmzalı, 2000
    • Tuval, yağlı boya
    • 110x150cm.
    ___________ Ekrem Kadak (1957- )
    • 1979 Samsun Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdi.
    • Anadolu Üniversitesi’nde lisansını tamamladı.
    • 1985’ te başlayan Anadolu Sergileri, 1990 yılından itibaren büyük kentlerde devam etti.
    • Kapadokya’ya coğrafya ve tarihine özel ilgisi vardır. Abdullah Şen’le birlikte "Kapadokya Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması"nı organize etti. Yerli ve yabancı 300’e yakın sanatçıyı buluşturdu.
    • Camaltı resimlerini Kapadokya Uçhisar’da Ekrem Kadak Cam Müze Ev ile sanatseverlere sundu.
  • Gravür... Giomailer Religieux Turc - Gezgin Dindar Türk İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1632.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (*)
    • 340 x 230 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    • Monogram: F ij
    (*) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre gravürün kitap içindeki orijinal hali renklidir. Kitap satışa sunulmadan önce –muhtemelen 1650 yılı öncesi– elle renklendirilmiştir.  
  • Willem Janszoon Blaeu'nün (1571 - 21 Ekim 1638) "Turcicum Imperium" (Türk İmparatorluğu) başlıklı haritası, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun 17. yüzyıldaki topraklarına odaklanır; sınırlarını, büyük şehirlerini ve diğer önemli coğrafi özelliklerini gösterir. Ayrıca, Hollandalı hükümet yetkilisi, tüccar ve bilim adamı (1588-1658) David de Wilhem'e ithaf edilmiştir. “Doğu Akdeniz'i ve Arabistan ile Ortadoğu'yu kapsayan antik Osmanlı İmparatorluğu haritası.” Basım tarihi: 1640 Bakır gravür, kağıt üzerine basılmıştır. El boyaması (orijinal renkli) Boyut: 58 x 50,5 cm.
    Kondisyon: İyi (8/10) Kağıdın yaşına bağlı kısmi ve rahatsız etmeyecek seviyede sararmalar vardır.
    Değerlendirme notu: Willem Janszoon Blaeu (1571 - 21 Ekim 1638); Hollandalı haritacı, atlas yapımcısı ve yayıncıdır. Oğlu Johannes Blaeu ile birlikte Blaeu ailesi, 16. ve 17. yüzyıllardaki altın çağını yaşayan Hollanda ve Hollanda haritacılık ekolünün en önemli figürüdür. Willem Blaeu, ilk kartografik çalışması olan bir küreyi 1599'da, ilk basılı haritasını -Hollanda haritası- 1604'te yayınladı. Ayrıca, deniz haritacılığında da uzmanlaşan Blaeu, Het Licht der Zeevaert (Zeevaert'in Işığı) pilot kılavuzunun ilk baskısını 1608'de yayınladı. Otuz yıl kitap, duvar haritaları, küreler, çizelgeler ve pilot kılavuzlar yayınladıktan sonra, 1630’da çıkardığı ilk atlası, Atlas Eki ile birlikte Blaeu'nun büyük atlas yapımı geleneği başlamış oldu. 1633’te Doğu Hindistan Şirketi’nin (Dutch East India Company - VOC) hidrografçısı olarak atandı. Böylece, en güncel haritalara erişim imkanı ile neredeyse kusursuz haritalar, atlaslar basılmasına olanak sağlandı. Blaeu'nun haritaları; doğrulukları, ayrıntılı dekoratif unsurları ve titiz haritacılık özellikleri ile büyük saygı görüyordu. Genellikle Blaeu'nun hem bilimsel hassasiyete hem de estetik çekiciliğe olan bağlılığını sergileyen süslü kartuşlar, illüstrasyonlar ve süslemeler içeriyordu. Referans: Van der Krogt 2, 8100:2.
     
  • "Kendi bölgeleri yanında vergi ödeyen ve bağımlı bölgeler ve genel valilikleri içeren, Avrupa, Asya ve Afrika’yı Kaplayan Büyük Türk İmparatorluğu'nun en doğru ve özenli haritası: Matthaus Seutter, İmparatorluk Baş Coğrafyacısı." "Magni Turcarum Dominatoris Imperium per Europam, Asiam et Africam, se extendens Regiones tam proprias, quan tributarias et clientelares ut et omnes Beglerbegatus sive Praefecturas Generales oculis sistens accuratissima cura delineatum per Matthaus Seutter, S.C. Maj. Geogr. Aug. Yapılma tarihi: 1727 Basılma tarihi: 1740 62,5 x 51,5 cm. boyutlarında. Elle renklendirilmiş. Nadir bulunan orijinal antika harita. Atlas Novus'ta (1740) yayınlanmıştır.
    Kondisyon: İyi (8/10) Kağıdın yaşına bağlı rahatsız etmeyecek seviyede  sararmalar vardır.
    Değerlendirme notu: Harita, Osmanlı İmparatorluğu'nun uzun hükümranlığı süresince kontrolü altına aldığı çeşitli bölgeleri göstermek üzere renklendirilmiştir. Sol alt köşede, Augsburg’lu gümüşçü Abraham Drentwet'e atfedilen büyük dekoratif bir başlık kartuşu bulunmaktadır. Haritanın sağ alt köşesinde ise harita için bir anahtar ve açıklamalar bulunmaktadır. Haritanın ilk yapılma tarihi 1727’dir ve “Matthäus Seutter Chalcogr.” İmzasıyla, Atlas Novus’un 1730 baskısında yer almaktadır. Müzayedeye sunduğumuz haritanın sol alt köşesinde bulunan başlıkta ise Seutter’in adı 'S.C. Maj Geogr. Aug.' ünvanıyla birlikte yer almaktadır.  Bu imza, haritayı Seutter’in diğer eserlerinden farklılaştırır. Zira bu ünvanın yer aldığı pek az örnek vardır. Bu örneklerden bir diğeri de British Museum'da bulunmaktadır.
    Georg Matthaus Seutter kimdir? Augsburg’lu harita yayıncısı Georg Matthaus Seutter tarafından yapılan bu muhteşem harita,  Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi bölgeleri yanında vergi ödeyen ve bağımlı bölgelerini ve Genel Valilikleri içermektedir. Batıda İtalya’dan doğuda Hazar Denizi’ne kadar olan bölgeyi tasvir eder. Kırım ve Kafkaslar: Gürcistan, Çerkesya ve Ermenistan da dâhil edilmiştir. Güneye doğru Arabistan’ın tamamını ve Afrika Boynuzu’nun kuzey ucunu içerecek kadar genişletilmiştir. Genel olarak doğru olmakla birlikte, bazı kartografik anormallikler içerir. Örneğin Ölü Deniz fazla büyük ve şekilsiz görünmektedir; Nil Delta’nın hemen batısında büyük ve var olmayan bir göl bulunmaktadır. Sol alt köşede yer alan kartuşta Osmanlı İmparatoru, gösterişli bir şekilde giyinmiş ve tahtta tasvir edilirken, önünde iki adam eğilir ve ona hazine sunar. Başlığın sağ tarafındaki resimler daha çok simgesel göndermelere sahiptir ve bir Avrupalı bir küre tutarken, yanında bir aslan, Asclepius’un Asası, Medusa başlığı kalkanı ve mızrak bulunur. Üstte melekler trompet çalmaktadır. Haritanın sağ alt köşesinde ise harita için bir anahtar ve açıklamalar bulunmaktadır. Matthäus Seutter (1678 - 1757), 18. yüzyılın en önemli ve üretken Alman harita yayıncılarından birisidir. Seutter, bir altın işçisinin oğlu olarak doğmuştur. Kariyerine bir bira üreticisinin yanında çıraklık yaparak başlamıştır. Bira işinden memnun olmayan Seutter, Nürnberg'e taşınarak, Ünlü gravürcü J. B. Homann'ın çırağı oldu. Daha sonra Augsburg'a dönerek önemli sanat yayıncısı Jeremiad Wolff (1663 - 1724) için haritalar ve diğer baskılar kazımaya devam etti. Bir süre sonra Augsburg'da kendi bağımsız kartografik yayıncılık firmasını kurdu. İlk yıllarında zorluk çekmesine rağmen, kazıma becerisi ve harita üretimine olan bağlılığı, Seutter'ı zamanının en üretken yayıncılarından biri yaptı. 1731/32 yıllarında Seutter, Alman İmparatoru Karl VI tarafından "imparatorluk coğrafyacısı" unvanı verilerek onurlandırıldı ve 1741 yılında haritaları için bir baskı ayrıcalığı elde etti. Bu iki önemli olay, haritalarının tarihlemesine yardımcı olmaktadır. Seutter'ın en erken haritaları sadece adıyla imzalanmıştır, daha sonra "Chalcographus" (kazıcı) ifadesini imzasına eklemiştir. 1731/32'den sonra ise haritalarında kendisini genellikle "imparatorluk coğrafyacısı" olarak tanımlamıştır. Bu ifade genellikle "Sac. Caes. Maj. Geogr." veya "S.C.M.G." (Latince) veya "I.R.K.M.G." (Almanca) şeklinde kısaltılmıştır. 1741'den itibaren ayrıca "Cum Gratia et Privilegio S.R.I Vicariatus in partibus Rheni, Franconici et Sueviae Iuris" ifadesi haritalarına eklenmiştir. Ölümüne dek kartograflığı ve harita yayıncılığını sürdürdü. Ölümünden sonra firma oğlu Albrecht Carl’a miras kaldı. 1762’de Albrecht de ölünce, firma damadı Tobias Conrad Lotter ve Johann Michael Probst tarafından satın alındı. Abraham Drentwett (1647 - 1729) ise önemli bir Augsburg’lu sanatçı ve gümüş ustasıdır. En iyi bilinen eserleri büyük ölçüde günümüze kadar gelmiş olan ustalıklı gümüş işlemeleridir. Drentwett, zaman zaman Matthaus Seutter ve diğer Augsburglu harita yayıncıları için dekoratif süslemeler ve kartuşlar yapmıştır.
     
  • Girardier L'aîné marka, emay kadranlı, altın kaplama metal kasalı, verge eşapmanlı cep saati. 1810'lu yıllarda İsviçre'de üretildi. Faal, çalışıyor. Sanat ve müzik alegorisini tasvir eden çok renkli boyalı dekorasyona sahip beyaz emay kadran, kadranın iç ortasına yerleştirilmiş rakamlar, Breguet tarzı akrep ve yelkovan. 5,5 cm. 108 gr.
    Kondisyon: 7/10 (Kadran emayesinde ince çatlaklar mevcut. Mekanizma tamir gördü.)
    Provenance:M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu Girardier l'Aîné (“Yaşlı Girardier”) olarak da bilinen Charles Girardier (1759-1839), 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılın başlarında Cenevre'de ünlü bir saat ustasıydı. Dönemin klasisizminden ilham alan sanatçı, saat mekanizması uzmanlığını, geleneksel sanatlar ve el sanatları (emay, minyatür boyama, mine) ile birleştirdi. Çocukları ve torunları olmadığı için adı 1839'daki ölümüyle birlikte unutulmaya yüz tuttu. Saat koleksiyoneri Patrick A. Ulm, bir müze ziyaretinde Girardier l'Aîné’in bir saati ile karşılaştı. Saat ustasının başka saatlerini de keşfettikçe hayranlığı arttı. Ulm’a göre Girardier l'Aîné’in “saatleri belli bir saatçilik felsefesini yansıtıyor. Kadranları hareketlendiren olağanüstü mekanizmalar, görkemli emaye, minyatür tablo ve otomat dünyasının birleşimi.” Patrick A. Ulm bu hayranlığının sonucunda, Girardier l'Aîné’in gerçek adı olan Charles Girardier markasıyla saat üretimine başladı. 2018 yılında kurulan şirket, Girardier l'Aîné’in mirasını sürdürüyor.
     
  • Osmanlıca imzalı, 1916 tarihli, tuval üzerine yağlı boya. Varaklı antika çerçeve içinde... 55 x 41 cm. (83 x 69 cm.)
    Kondisyon: 8/10
    Provenance:Arıduru koleksiyonu. Eser sahibi Cemil Arıduru, (Avanos) 1895 - (İstanbul) 1982 yılları arasında yaşadı. Cumhuiyet Türkiyesinin ilk yüksek mühendisleri arasında yer aldı. Mühendis Mektebi'nden 1922 yılında mezun oldu. Sanatsever kişiliği ile tanınan Arıduru, 1927 yılına kadar Afyon Nafiası, Adana mıntıka mühendisliği ve Ankara Belediyesi görevlerinde bulundu. Arıduru, 1927 - 1937 yılları arasında önemli inşaat - taahhüt işleri üstlendi. Hicaz Demiryolu ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binası gibi işleriyle dikkat çekti. Arıduru, 1962 yılına kadar Haymil İnşaat Ltd. Şirketinde müdür unvanıyla yöneticilik yaptı.
    Değerlendirme notu: 1861’de İstanbul’da doğan Hüseyin Rıfat Çeteci (1861-1939), Tophane Feyziye mektebini Şinasi ile birlikte bitirdikten sonra özel derslerle Arapça ve Farsça öğrenmiş, edebiyat alanında da kendini yetiştirmiştir. 15 yaşında Hariciye Mektebi kaleminde memuriyet hayatına başlamıştır. Çeşitli hizmetlerden sonra Mabeyn Başkatipliği, Sadaret Müsteşarlığı gibi görev yerlerine kadar yükselen Rıfat Çeteci, Ayvazowski ve Valeri gibi ressamların o dönemde İstanbul’da açılan sergilerinden etkilendi. Sanayi-i Nefise Mektebi açılınca, Osman Hamdi, Valeri, Mimar Valori ve Oskan efendiden kurulu jüri önünde sınav verdi ve resme olan yatkınlığı nedeniyle doğrudan doğruya 2. sınıfa alındı. Mektebin Valeri'nin çok takdir ettiği ilk mezunlarındandır. Eskiden “çete” adı verilen yardımcı donanma amirali olan Hüseyin Reis soyundan geldiği için Çeteci soyadını aldı. Figür, peyzaj, natürmort çalışmaları yanı sıra kompozisyonlarıyla da dikkat çeken Rıfat Çeteci, sanat kültürü köklü, realist bir ressam ve Türkiye resim sanatı açısından önemlidir. Hayatı boyunca hiç sergi açmamış ve hiç resim satmamış olan sanatçının eserleri son derece nadirdir.
     
  • Maun ağacından yapılmış bir taban üzerinde, vitrinli Eczane terazisi. Fransa'da üretilmiş. Pirinç levha üzerinde L. Cruet a Paris ifadesi yer alıyor. Bütünüyle pirinç olan terazinin altında bir çekmece bulunmaktadır. Ağırlıkları eksiksiz. 36 x 22 x 38 cm.
    Kondisyon: 8/10 (Tavaların iç yüzünde, metalin yaşına bağlı aşınma)
    Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Tabanda tartım setini saklamak için bir çekmece bulunur. Bu hassas eşya 19. yüzyılda Fransa'da yapılmıştır ve oldukça iyi durumdadır. Terazi tüm orijinal bileşenlerini korumaktadır. Terazi, ürünleri hazırlamak için eksiksiz bir tartım setine sahiptir.
     
  • 1960 tarihli, sanatçının Viyana’da yaşadığı dönemde basılmış, 40/4 numaralı, ıslak imzalı çukur baskı gravür. 22 x 17 cm. (30 x 25 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu Erol Deneç, 9 Şubat 1941’de İstanbul’da doğdu. 1962 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisinde misafir sanatçı Anton Lehmden ile çalışmalar yaptı. Kendi deyimiyle ‘‘Fantastik Gerçekçilik’’ ekolünün ilk Türk temsilcilerinden oldu. 1964 yılında Prof. Ernst Fuchs’un daveti üzerine Viyana’ya yerleşerek ilk sergilerini burada açtı. 1965-1968 yılları arasında Viyana Güzel Sanatlar Akademisinde Prof. Pauser ve Vogel’in sınıfında çalışmalarını sürdürdü. Burada bir yandan akademiye devam ederken, bir yandan da fantastik gerçekçi akımın ünlü sanatçılarıyla tanışıp onların sergilerine katıldı. 1971 yılında ünlü yönetmen Rudi Böhm, Erol Deneç hakkında belgesel bir film çekti ve bu film Viyana 20. Yüzyıl Modern Sanat Müzesi’nde gösterime sunuldu. 1964-1973 yılları arasında Avrupa kültür şehirlerine inceleme gezileri yaptı. Klasik Türk Müziği ile gitar ve Hint müziği ile ilgilendi. 1973 yılında ailesi ile birlikte Alp Dağları eteklerine yerleşti, çalışmalarını burada sürdürdü. Avrupa’nın önemli şehirlerinde devamlı olarak sergilere katıldı. 1982 yılında ise Avusturya televizyonu yönetmeni Wolfgang Lezowsky, Erol Deneç’i anlatan belgesel bir film çekti. 1989 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptı, 1991-1995 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Kültür Merkezi’nde resim öğretmenliği görevinde bulundu. Eğitmenliğini yaptığı öğrencilerle birlikte 1995 yılında İstanbul Fantastik Realite (İFAR) grubunu kurdu. 1963’ten bu yana 150’yi aşkın sergi açtı. Viyana'daki Albertina ve Avusturya Belverede Galerisi müzelerinin yanı sıra Viyana Şehir Koleksiyonu ile Almanya, Avusturya, Fransa, İtalya ve Türkiye’deki bazı özel koleksiyonlarda eserleri bulunur. Avusturyalı fantastik gerçekçilerle çalışan Viyana Fantastik Okulu’nun çağrışımcı öğeleriyle, Doğu felsefesine dair tasavvufun gizemlerini birleştirmeye çalıştı. Çeşitli kültürler ve uygarlıkların birikimlerinden etkilendi. Yapıtlarında, geçmişle geleceği birleştirme çabası göze çarpmaktadır. İnançları, imge ve tasarımlarla harmanladı. Gerçeküstücülere özgü otomatizm ve meditasyon yöntemleriyle, Doğu mistisizmi, mitolojisi, inançlar ve astroloji gibi evrensel değerleri ele aldı. Çeşitli simgesel motif, figür ve dokular kullanarak illüstrasyona kadar varan ayrıntılı çalışmalara imza attı. Hiçbir zaman empresyonistleri sevmediğini belirten Erol Deneç, bir röportajında “Daha astral, daha şeffaf manzaralar tahayyül ederdim. O zaman sürrealizm nedir bilmezdim. Kadırga’da doğdum. Babam marangoz. Küçükken, ne çizgi film, ne DVD hiçbir şey olmadan yaptığım desenlerde fantastik bir dünyam vardı.” sözleriyle sanat anlayışını anlatmaktadır. Bir başka ropörtajında ise Deneç, sürrealizm ve fantastik realizm ilişkisini şöyle açıklamaktadır: “Sürrealistler de fantastik realistlerden çok farklı değiller. Ama teknik olarak fantastik realizm çok daha ileride. Her sigara tütündür. Ama her tütün sigara değildir. Sürrealizm tomurcuksa, fantastik realizm onun açılmış gül olmuş hâlidir. Bu resimler, insan kendinden geçtiği zaman ortaya çıkıyor. … Akıl devrede kalırsa merkeze bağlanamazsın, yaptığın zanaat olur. Kozmosun özüne bağlandığında ise yaptığına sanat denir.” Çalışmalarına Kadıköy Moda’da, semtinde bulunan kendi atölyesinde devam etmektedir.
     
  • Gravür... Torlaqui rcligievx Turc, Torlak (*) Türk Dindar - Derviş (**) İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (***)
    • 340 x 230 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    • Monogram: G
    (*) Nicolay, "torlak" kelimesini acemi, toy anlamında kullanmaktadır. Günümüz sözlüklerinde "derviş" kelimesini de karşıladığı ifade edilmektedir. Gravüre göre toy derviş, el falı bakmaktadır. Kadının yüzünün saklanmamış olması dikkat çekicidir. (**) Türk dervişin kıyafeti bugünkü kavrayışımızla garip gelebilir. Nicolay, 450 yıl önce Türk dervişini şöyle tarif eder: "Bunlar köy ve kentlerde, duvarları öküz, keçi, geyik, ayı, kurt gibi türlü vahşî hayvan postlarıyla kaplı dükkânlarda yaşar, duvarlara bu hayvanların boynuzlarını ve birçok yağ kandili asarlar. Bu kutsal odanın ortasında, yeşil bir bezle örtülü ayakçak ve üzerindeki mumsuz şamdan, Kur’an’a olan inançlarını göstermek içindir. Bundan başka, duvara boyalı bir eğri kılıç da asıyorlar." (***) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre kitap eline geçtiğinde, gravürün orijinal hali renkliydi. Kitap satışa sunulmadan önce – muhtemelen 1650 öncesi – elle renklendirilmiştir. —+— Torlak Derviş gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Patek Philippe…
    • Satın alındığı tarih: 22 Mayıs 1980
    • Sertifikalı
    • Referans no: 3634
    • Kalibre no:28255, aut.
    • 36 jewels
    • Kasa, 18 ct.
    • Dore kadran, Romen rakamları
    • 0.39 karat pırlanta
    • Kayış, cuir
    • Kondisyon, çok iyi (kullanılmamış)
    • Orijinal kutusunda
    • Marka rehberleri, deri zarf vd. tam set
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzalı
    • Tuval, yağlı boya
    • 80x100cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • Osmanlıca imzalı, 1916 tarihli, tuval üzerine yağlı boya. Varaklı antika çerçeve içinde... 53 x 73 cm. (70 x 90 cm.)
    Kondisyon: 7/10
    Provenance:Arıduru koleksiyonu. Eser sahibi Cemil Arıduru, (Avanos) 1895 - (İstanbul) 1982 yılları arasında yaşadı. Cumhuiyet Türkiyesinin ilk yüksek mühendisleri arasında yer aldı. Mühendis Mektebi'nden 1922 yılında mezun oldu. Sanatsever kişiliği ile tanınan Arıduru, 1927 yılına kadar Afyon Nafiası, Adana mıntıka mühendisliği ve Ankara Belediyesi görevlerinde bulundu. Arıduru, 1927 - 1937 yılları arasında önemli inşaat - taahhüt işleri üstlendi. Hicaz Demiryolu ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binası gibi işleriyle dikkat çekti. Arıduru, 1962 yılına kadar Haymil İnşaat Ltd. Şirketinde müdür unvanıyla yöneticilik yaptı.
    Değerlendirme notu: 1861’de İstanbul’da doğan Hüseyin Rıfat Çeteci (1861-1939), Tophane Feyziye mektebini Şinasi ile birlikte bitirdikten sonra özel derslerle Arapça ve Farsça öğrenmiş, edebiyat alanında da kendini yetiştirmiştir. 15 yaşında Hariciye Mektebi kaleminde memuriyet hayatına başlamıştır. Çeşitli hizmetlerden sonra Mabeyn Başkatipliği, Sadaret Müsteşarlığı gibi görev yerlerine kadar yükselen Rıfat Çeteci, Ayvazowski ve Valeri gibi ressamların o dönemde İstanbul’da açılan sergilerinden etkilendi. Sanayi-i Nefise Mektebi açılınca, Osman Hamdi, Valeri, Mimar Valori ve Oskan efendiden kurulu jüri önünde sınav verdi ve resme olan yatkınlığı nedeniyle doğrudan 2. sınıfa alındı. Mektebin Valeri’nin çok takdir ettiği ilk mezunlarındandır. Eskiden “çete” adı verilen yardımcı donanma amirali olan Hüseyin Reis soyundan geldiği için Çeteci soyadını almıştır. Figür, peyzaj, natürmort çalışmaları yanı sıra kompozisyonlarıyla da dikkat çeken Rıfat Çeteci, sanat kültürü köklü, realist bir sanatçıdır. Türkiye resim sanatı açısından köşe taşı bir isimdir. Hayatı boyunca hiç sergi açmamış ve hiç resim satmamış olan sanatçının eserleri son derece nadirdir.
     
  • 6 Rus cloisonné mineli çay kaşığı. 84 Zolotniki damgalı. 1882-1899 dönemi. Sanatçı damgası bulunmuyor. 875 ayar gümüş üzerine altın kaplama ve çok renkli, çiçekli mine kakmalı dekoratif kaşıklar. 8 x 1,5 cm. 9 gr. (toplam 54 gr.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu 84 zolotniki 875/1000 veya 875 standart gümüşe eşdeğerdir. Rus gümüşü olağanüstü kalitesiyle ünlüdür ve üzerindeki  56, 72, 84, 88, 92 ve 96 Zolotniki damgaları ile tanınır.
     
  • Les Fonderies Bruxelloises Haren Chic markalı odun veya kömür sobası, İmalat tarihi 1930 öncesi olarak tarihlenmiştir. Döküm üzerine emaye kaplama. 58 x 51 x 34 cm.
    Provenance: H.W.  koleksiyonu
    Kondisyon: İyi (7/10), kullanıma elverişli...
  • Kağıt üzeri serigrafi, 9/11. 1982 , ıslak imzalı, 33 x 20 cm. (44 x 31 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. P koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Ramis Aydın, 1937 yılında, Giresun-Espiye’de doğdu. 1961 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü‘nü bitirdi. 1982-2004 yılları arasında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü ile Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünde sanat eğitimciliği ve Resim Ana Sanat Dalı Başkanlığı yaptı. 1987’de doçent, 1995 yılında profesör oldu. 40’ın üzerinde kişisel sergi açtı. 2004 yılında emekli oldu. Ramis Aydın, gelenekten, Anadolu gerçekliğinden beslenen ve evrensele uzanan, yarı kübist tarzıyla, Türk resmi içinde hak ettiği yeri aldı.. Onun resimleri her şeyden öte bir üslup resmidir de aynı zamanda.. sadece bu yönüyle bile kalıcı bir özelliği barındırır. Sanatçı 26 Aralık 2023'te yaşamını yitirdi.
     
  • Gravür... Religeux - Derviş (*) İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (**)
    • 340 x 230 mm.
    • Monogram: G
    (*) Türk dervişin görünümü, kıyafeti bugünkü kavrayışımızla garip gelebilir. Ancak 450 yıl önce Nicolay, Türk dervişini şöyle tarif eder: “Bunlar köy ve kentlerde, duvarları öküz, keçi, geyik, ayı, kurt gibi türlü vahşî hayvan postlarıyla kaplı dükkânlarda yaşar, duvarlara bu hayvanların boynuzlarını ve birçok yağ kandili asarlar. Bu kutsal odanın ortasında, yeşil bir bezle örtülü ayakçak ve üzerindeki mumsuz şamdan, Kur’an’a olan inançlarını göstermek içindir. Bundan başka, duvara boyalı bir eğri kılıç da asıyorlar.” (**) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre kitap eline geçtiğinde, gravürün orijinal hali renkliydi. Kitap satışa sunulmadan önce – muhtemelen 1650 öncesi – elle renklendirilmiştir.
  • E.T. koleksiyonu. Coğrafya-yı Askeri Muavini Piyade Yüzbaşısı Osman Nuri'nin Osmanlı - Rumeli Şark-i Vilayetler haritası...
    • Dersaadet Mekteb-i Fünun-u Harbiye-i  Şahane Matbaası, 1328 (1911)
    • El boyası
    • 57x82cm.
    • 1/1.500.000 ölçek
    • Haritanın saf alt kısmında yeralan lejant bilgileri Osmanlı'nın kaybedilen Rumeli Şark-i Vilayetlerinin İstanbul'a - karayolu itibariyle - mesafe saatini göstermektedir. Sol altta yeralan lejant ise deniz mili uzaklıkları göstermektedir.
    • Harita, Yunan (Adriyatik) denizinden İstanbul - Çanakkale boğazları ile Avusturya - Macaristan ve Eflak - Romanya arasındaki vilayetlerin mesafelerini göstermektedir.
    • Kondisyonu çok iyi.
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzasız
    • Tuval, yağlı boya
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • Günümüzde Odişi ülkeleri tarafından Megrelya olarak adlandırılan Kolhis haritası, Carte de la Colchide appelée maintenant Mengrelie, et par ceux du pays, Odisci. 1660-1679 periyoduna tarihlenmektedir. 49 x 36 cm boyutlarında, yayın yeri Paris. Nadir bulunan orijinal harita. Relation de divers voyages curieux atlasından (1663-1669) çıkmadır.
    Kondisyon: İyi (8/10)
    Değerlendirme notu: Melchisédech Thévenot’un 17. yüzyılda Karadeniz'in doğusu boyunca ve Kafkasya'nın eteklerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun tahkimatlarının kapsamını gösteren eski bir haritadır. Sol üst köşede haritaya dair tanımlayıcı bilginin dışında “Abbaschi hodie Abbassa” ve “Caucasus” ifadeleri yer almaktadır. Haritanın sol üstünde “Muraille de Soisante milles pour arrester les incursions des Abbassas” ifadesiyle Kelasuri Duvarı’nın vinyeti yer almaktadır. Kelasuri Duvarı veya Büyük Abhaz Duvarı, Abhazya'nın başkenti olan Sohum'un doğusunda bulunan bir taş duvardır. Tarihsel olarak Çerkesya ve Megrelya arasındaki sınırı belirlemiştir. Duvarın inşa edildiği dönem bilinmemektedir; yeni çalışmalar 6. yüzyılda inşa edildiğini söyler, ancak 17. yüzyılda inşa edildiği yönünde iddialar da vardır. Duvar 300 kuleden oluşmaktaydı fakat günümüzde duvarın büyük bir bölümü harap olmuş ve yıkılmıştır. Haritada binaların, dağların, ormanların ve limandaki gemilerin vinyetleri yer alıyor.
    Melchisédec Thévenot Melchisédech veya Melchisédec Thévenot  (1620 - 1692) bir Fransız yazar, bilim adamı, gezgin, haritacı, oryantalist, mucit ve diplomattı. Su terazisinin mucididir. Ölümünden sonra 1696'da yayınlanan, konuyla ilgili ilk kitaplarından birisi olan ve 18. yüzyılda çokça okunan “The Art of Swimming” (Yüzme Sanatı) isimli kitabının gençliğinde hevesli bir yüzücü olan Benjamin Franklin’i etkilediği bilinmektedir. Ayrıca Académie Royale des Sciences'ın (Fransız Bilimler Akademisi) kuruluşunda da rol oynamıştır. Thévenot, kraliyete yakın soylu bir aileden gelmekteydi. İngilizce, Yunanca, Latince, İbranice ve Arapça ve Türkçe de dâhil olmak üzere birçok doğu dilini konuşmasıyla ünlüydü. Thévenot, amatör bir bilim adamı ve birçok bilim insanı ve matematikçinin hamisi ve dostuydu. 1684'te Fransa Kralı XIV.Louis'in Kraliyet Kütüphanecisi oldu. Ayrıca 1647'de Cenova'da ve ardından 1650'lerde Roma'da büyükelçi olarak görev yaptı. Issy'de öldü. Relation de divers voyages curieux (1663-1696) Melchisedech Thévenot. Seyahat hikâyelerine tutkulu olan Thévenot, son dönemlerinde dünya gezginlerinin el yazmalarını topladı ve bunları birkaç farklı dilde yazılmış orijinallerinden Fransızcaya çevirdi. 1449 ile 1672 yılları arasında farklı bölge, ülke ve kıtalarda Avrupalı kâşiflerin yaptığı gezileri ve coğrafi keşiflerini anlatan, “Relations de divers voyages curieux” 1663-1669 yılları arasında dört cilt halinde basıldı ve Thévenot'un Orta Doğu haritalarının çoğu da bu koleksiyonda yayınlandı. Kolhis ya da Kolhis Krallığı, Karadeniz'in doğu kıyılarında, bugünkü Gürcistan'ın batısında kurulmuş Antik Çağ krallığıdır. Ulaşılmaz coğrafî konumu ve gücü nedeniyle Kolhis, antik dünya efsanelerinin mekanı haline gelmiştir. Mitolojide Kolhis diyarı kuzeyde, antik dünyanın sonu olarak bilinen Kafkas Dağları ile sınırlanır. Bu dağlar Orta Doğu mitolojilerinin efsanevî dağı olan Kaf Dağı'nı bünyesinde barındırır. Dünyayı taşıyan sütunlardan olan bu dağlar, yanarak küle dönüşen ve küllerinden yeniden dirilen efsanevî Anka Kuşu'nun yurdu olarak bilinir. Ayrıca Yunan mitolojisinde Kolhis, Güneş'in doğduğu diyardır ve Helios muhteşem gün doğumu sarayını bu ülkede kurmuştur. Güneş Titanı Helios, Kolhis krallarının atası kabul edilir ve 4 atın çektiği savaş arabasıyla gökyüzündeki yolculuğuna Kolhis'ten başlar. Ateşi çalarak insanoğluna verdiği için cezalandırılan Prometheus, Kafkas Dağları'nda zincire vurulur. Prometheus'un acı çekmesi için her gün karaciğerini parçalayan kartal da Kolhis'in gücünün simgesi olan Altın Post'u koruyan Kolhis Ejderhasının kardeşidir. Antik Çağ'da Kolhis'in gücü ve zenginliğini ele geçirmek isteyen Yunanlarla, zenginliği vermek istemeyen Kolhislilerin mücadelesini anlatan "Argonautika” ya da daha bilinen adıyla Altın Post Efsanesi'ne konu olmuştur. Efsaneye göre kendilerine Argonotlar denilen aralarında Herakles, Orpheus ve Aşil'in babası Peleus'un da bulunduğu bir grup cesur genç ve liderleri İason, gemi ustası Argos'un yaptığı ellibeş kürekli bir gemiyle bu postu ele geçirmek için Kolkhis ülkesine doğru yola çıkarlar. Megrelya, Gürcistan Cumhuriyeti’nin batı yarısında yer alan ve bir zamanlar Odishi olarak bilinen tarihi bölgenin adı olup, Tshenistskali nehri ile Samurkazano arasında tropik ormanlarla kaplı geniş bir ovadan oluşturmaktadır. Bölgenin Karadeniz kıyısı düz araziden oluştuğu için deniz rüzgârlarına açık olup, bu durum yağmur bulutlarının iç bölgelere ulaşmasına böylece yağışlı ve nemli bir iklimin hüküm sürmesine sebep olmaktadır. Megrellerin en önemli ayrıcı özelliği konuştukları Megrelcedir (Megreluri).
  • Yunan okullarının kullanımı için 1859'da Atina’da basılmış Asya haritası. 51 x 44 cm. (çerçeveli, 55,7 x 48 cm.)
    Provenance: V. K.
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
    Değerlendirme notu: Orijinal Yunancadır. Dönem çerçevesi içindedir. Oyma plakadan baskı yöntemiyle yapılmış ve sınırlar elle boyanarak renklendirilmiştir. Sol alt köşesinde Yunanistan’da okulların kullanımı için hazırlanan bir atlasta yer almak üzere G. Coleman’dan oyulduğu bilgisi yer almaktadır. Atina’da Christos Christodolou tarafından basılmıştır. Asya Kıtasındaki ülkeler yanında Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu’ndaki ülkeleri göstermektedir. Haritanın ilginç yanlarından birisi 1859 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarını Türkiye olarak adlandırmasıdır.
     
  • Figüratif bir sahneyle süslenmiş, gümüşten yapılmış, yarı istiridye formunda enfiye kutusu. Kutu fistolu kenarlıklıdır. Menteşeli kapak üzerinde bir ağacın altında oturan bir çifti tasvir eden bir desen yer almaktadır ve zarif bir mandal ile kapanmaktadır. 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyıl başında imal edildiği, Alman ya da Hollanda menşeili olduğu değerlendirilmektedir. 3 x 2,2 cm. 44 gr.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Enfiye kutuları, enfiye diye adlandırılan tütün tozunu saklamak ve taşımak için kullanılan kaplardır. Enfiye çekmek 16. Yüzyılda aristokratlar arasında yaygın bir alışkanlığa dönüştü.  İngiltere’de kraliyet ailesi bu alışkanlığa tutkuyla bağlıydı ve sıklıkla özel enfiye gereçleri taşıyordu. Enfiye, 17. yüzyılda sıradan insanlar arasında da popüler hale geldi. Enfiye üretimi 18. ve 19. yüzyıllarda büyük ölçüde arttı. Enfiye kullanımında yaşanan bu artış, soyluların tercih etmesinin yanı sıra, doktorların da her derde deva olarak tavsiye etmesiyle ilgiliydi. Enfiye baş ağrısı, öksürük ve soğuk algınlığı için etkili bir tedavi olarak görülüyordu. Artan taleple birlikte, enfiye ve enfiye gereçlerinin satışı konusunda uzmanlaşmış perakende mağazaları da her yerde ortaya çıktı. Avrupa’nın tüm ülkelerinde zanaatkârlar enfiye saklamak için özel kutular yapmaya başladı. Bu kutular, gümüş ve altın gibi metallerin yanı sıra boynuzlar (ki bu çok yaygındı), kaplumbağa kabuğu, porselen ve fildişinden yapılıyordu. Bazı enfiye kutuları akik, lapis lazuli, kan taşı ve yeşim gibi değerli taşlarla süsleniyor; üzerine gravürler yapılıyor; mine ve sedefle kaplanıyor ya da minyatür portreler ve manzaralar elle boyanıyordu. Enfiye kutusunun üzerindeki süslemeler sahibinin sosyo-ekonomik durumunu simgeliyordu. Enfiye kutuları 18. ve 19. yüzyıllarda oldukça kişiselleştirilmiş, önemli bir kişisel eşya haline geldi. Kişinin kişisel statüsünü ve zevkini temsil ediyordu ve aynı simgesel işleve sahip olan saate kıyasla daha kolay sahip olunuyordu. Ayrıca bu dönemde edebiyat ve sanat eserlerinde de karakterleri tanımlamak için enfiye kutularına sıkça başvurulmaya başlandı. 20. yüzyılda enfiye kullanımı büyük ölçüde ortadan kalktı. Enfiye kutuları ise değerli aile yadigârları ve önemli koleksiyon nesnelerine dönüştü.
     
  • Kağıt üzerine karışık teknik, imzalı, 14.08.2012, 32 x 24 cm. (50 x 48 cm.)
    Kondisyon: 10 / 10
    Provenance: S. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Ergin İnan, 14 Kasım 1943 tarihinde Malatya'da doğdu. İlkokulu ve liseyi memleketinde tamamladı. 1964 senesinde İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Resim bölümüne girdi, 1968 senesinde ise mezun oldu ve aynı bölümde Helmut Hungerberg'in asistanlığını yapmaya başladı. 1969 senesinde Salzburg Yaz Akademisi'ne katıldı, Prof. Emilio Vedova ile birlikte çalışmalar gerçekleştirdi. 1971 yılında Almanya'ya akademik değişim bursu kazanarak gitti. Münih’de Prof. Mac Zimmerman ile çalıştı. 1985–1986 yılları arasında Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda konuk profesör olarak bulundu. Ergin İnan’ın sanatı, var oluşla yok oluş arasındaki meta-fizik anlamın kendi bakış açısından irdelenip yorumlanmasına dayanmaktadır. Resimlerinde, Doğu ve Batı kültürlerinin sentez arayışları gözlemlenir. 1970’lerden başlayarak böcekleri ve insan figürlerini işlediği eserlerinde, imgeler arasında kurulan görsel ve simgesel ilişkileri yansıtır. Bunların yanı sıra zaman zaman eski uygarlıklardan aldığı kültürel imgelere de yer vererek bunları aynı sanatsal bağlamda değerlendirmiştir. Eserlerinde çok farklı malzeme ve teknikten yararlanan İnan, tuvalin yanı sıra ahşap, duralit, kağıt ya da el yapımı özel kağıtlar vb. taşıyıcılar üstüne yağlıboya, suluboya, tempera, renkli mürekkep ve kolaj gibi değişik teknik ve malzemeler kullanır. 1968 yılından günümüze kadar çok sayıda kişisel sergi açan ve karma sergilere de katılan sanatçının yapıtlarının bulunduğu kalıcı koleksiyonlar arasında, Ankara ve İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Müzeleri, Dahlem Museum-Berlin, Haus der Kunst - Munich, Kunstverein - Frechen, Modern Art Museum - Cleveland, Bradford Museum, British Museum - Londra, Fredrikstad Modern Art Museum - Belçika sayılabilir.
     
  • Kafkas desenlerinin hakim olduğu, yün atkı çözgü üzerine Gördes düğümü ile dokunmuş; kök boya ile renklendirilmiş, el dokuması özel bir halı. 198 x 135 cm.
    Kondisyon: Çok iyi (9/10)
  • Gravür… Yeniçeri savaşa giderken İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas De Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572. (*)
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: BL
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (**)
    • 320 x 220 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    (*) Nicolay'ın seyahatnamesi bir cilt içinde toplanmış dört küçük kitaptan (libri) oluşur. Kitabın 3. bölümü Yeniçeri ocağına ayrılmıştır. (**) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre kitap eline geçtiğinde, gravürün orijinal hali renkliydi. Kitap satışa sunulmadan önce – muhtemelen 1650 öncesi– elle renklendirilmiştir. —+— Yeniçeri Savaşa Giderken gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • E.T. koleksiyonu. Mufassal Balkan Sibh-i Ceziresi (ayrıntılı Osmanlı Balkan Yarımadası) haritası... Miralay Elhac Mehmed Nasrullah ve Binbaşı Mehmed Rüşdü tarafından hazılanan haritada sınırlar ve bazı yer isimleri el boyasıdır.
    •  Sahibi ve naşir: Dersaadette Bab-ı Ali caddesinde Tefeyyüz Kütüphanesi, 1328 (1912)
    • 87x121cm.
    • 1/1.500.00 ölçek
    • Sağlam koruması içinde muhafaza edilmiştir.
    • Kondisyon 10/8
    • Harita kenarlarında ilgi çekici el yazısı notlar bulunmaktadır.
    Haritanın sol sütununda yeralan üçlü, Osmanlı'nın gerileme tarihini göstermektedir.
    • Sol üst baştaki harita, Ayastefanos Antlaşması yani 93 Harbi (1878, Osmanı - Rus savaşı) öncesindeki sınırları ifade ediyor.
    • Sol sütunun yukarıdan ikinci haritası Kanuni Sultan Süleyman dönemi kazanılan vilayetleri gösteriyor.
    • Sol sütunun yukarıdan üçüncü haritası ise Murat Hüdavendigar dönemi elde edilen topraklara işaret ediyor.
    Haritanın ana lejantı:
    • Avrupa-i Osmani - Bulgaristan-Sırbıstan-Yunanistan ve Karadağ memleketi ile Bosna Ersek Kit'asını ve Romanya ülkesinin kısm-ı azamını iare eden (gösteren) harita Miralay Elhac Mehmed Nasrullah ve Binbaşı Mehmed Rüşdü beyler tarafından teslim edilmiştir
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzalı
    • Tuval, yağlı boya
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • İmzalı, 1938 tarihli LeFranc & Cie tuval üzerine yağlıboya. Antika, varaklı ahşap çerçeve içinde... 70 x 51 cm. (90 x 70 cm.)
    Kondisyon: 9/10
    Provenance:Arıduru koleksiyonu. Eser sahibi Cemil Arıduru, (Avanos) 1895 - (İstanbul) 1982 yılları arasında yaşadı. Cumhuriyet Türkiyesinin ilk yüksek mühendisleri arasında yer aldı. Mühendis Mektebi'nden 1922 yılında mezun oldu. Sanatsever kişiliği ile tanınan Arıduru, 1927 yılına kadar Afyon Nafiası, Adana mıntıka mühendisliği ve Ankara Belediyesi görevlerinde bulundu. Arıduru, 1927 - 1937 yılları arasında önemli inşaat - taahhüt işleri üstlendi. Hicaz Demiryolu ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binası gibi işleriyle dikkat çekti. Arıduru, 1962 yılına kadar Haymil İnşaat Ltd. Şirketinde müdür unvanıyla yöneticilik yaptı.
    Değerlendirme notu: Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemi sanat tarihimizin önde gelen isimlerinden Şevket Dağ (1875-1944), 1875 yılında İstanbul'un Küçük Mustafa Paşa Mahallesi'nde dünyaya geldi. Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk Türk öğrencilerinden biri olarak Osman Hamdi Bey, Alexandre Vallaury ve Salvatore Valeri gibi isimlerden ders aldı. 1897 yılında okuldan birincilikle mezun oldu. Mezun olduktan sonra Evkaf'ta (Vakıflar İdaresi) memur olarak göreve başladı. İlk ve tek kişisel sergisini İstanbul Kuyucu Murat Paşa Türbesi’nin yakınlarında yer alan bir muhallebici dükkânında açtı. 1902 yılında yani mezuniyetinden 5 yıl sonra Pera sergisine katıldı. Bu tarihten itibaren ölümüne dek Pera sergileri, Galatasaray sergileri, Ankara Resim sergileri ve Devlet Resim Heykel sergileri dahil toplam 54 sergide yaklaşık 250 eserini sergiledi. Ayrıca Atina, Münih, Sofya, Brüksel, Paris, New York gibi şehirlerde düzenlenen sergilere katılarak, uluslararası sanat çevrelerinde tanındı. Bu sergilerde çeşitli ödüller ve madalyalar kazandı. 1909 yılında Galatasaray Lisesi’nde okulun müdürü olan Tevfik Fikret'in isteği üzerine resim öğretmenliği yapmaya başlayan sanatçı, aynı yıl kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Daha sonra İstanbul Darülmuallimin'de (İstanbul Erkek Öğretmen Okulu) öğretmenliğe devam etti.  Yaşamının son yıllarında politika ile ilgilenerek Konya ve Siirt milletvekilliği görevinde bulundu. Resim hayatının ilk dönemlerinde natürmortlar ve portreler yapsa da daha sonra iç mekanlara yöneldi. Bu alandaki ilk yapıtı, Yeni Camii’nin içinden bir parçayı tuvaline aktardığı resimdir. Şevket Dağ, iç mekan resimlerine yöneldiği ilk yıllarda, 8 yıl aralıksız Ayasofya’da etüt çalışmaları yaptı. Rüstem Paşa Cami ve Kapalıçarşı da tuvaline aktarmayı sevdiği mekanlardı. Mekanlarda ışık ve gölge karşıtlığını kullanmakta ustaydı. Kullandığı ışık ile dini mekanların kutsal ve loş atmosferini izleyiciye hissettirmeyi amaçladı. Eserlerinde çini sanatına, sedef kakma detaylı kapı örneklerine ve kültürel objelere mutlaka yer verdi. Müzayedeye sunduğumuz eserde Rüstem Paşa Camisi'nin iç mekanı resmedilmiştir. Tuval, 1836 yılında Alexandre Lefranc tarafından kurulan ve 1965 yılına kadar varlığını sürdüren Le Franc & Cie şirketinin üretimidir. Şirket, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nde sanat malzemeleri satan ilk şirketlerden birisidir.
     
  • İstiklal Marşı bugüne kadar Sülüs / Cel-i Sülüs nizamında ilk defa hattat Bekir Er tarafından yazıldı. Altı ayda tamamlanan eser dev boyutlarıyla dikkat çekiyor. Tezhip sanatının en güzel örneklerinden birini oluşturan ay yıldız motifleri ile Esma'ül Hüsna'ya atfen 99 selçuklu yıldızında 22 ayar altın kullanıldı. Müzayedeye sunduğumuz eserin temel vasıfları şöyledir: Hattat: Bekir Er Tezhip: Füsun Er, Gülten Aslantaş, Serap Ekizler Sönmez Yazı türü: Sülüs / Cel'i Sülüs Ebat: 225 x 150 cm. (Çerçeveli, 248x173 cm.) Tarih: Hicri 1439 (2018) Sülüs nizamındaki İstiklal Marşı, el yapımı, asitsiz, yumurtayla aharlanmış ve elle boyanmış özel kağıda yazıldı.  Çerçeve ve camı da özel imalatla elde edildi.
    Provenance: Bekir Er
    Kondisyon: Çok iyi (10/10)
    Değerlendirme notu: Hattatlar, yazacakları ibareyi uzun denemelerden sonra uygun yazı çeşitleriyle en güzel terkip haline getirmeyi varlık sebepleri olarak görüyor. Harflerin baş, gövde veya uzantılarının satır çizgisi üstünde yahut altında yer alması kaidelerle belirleniyor. Buna “hattın satıra oturtulması” deniliyor. Satır nizamında zaruret dolayısıyla harflerin birkaçı esas yerine göre daha üste veya alta alınırsa bu uygulama istif niteliğiyle değerlendirilmiyor. Sülüs veya celî sülüsle istif hazırlanırken bina inşaatında temelden yukarıya doğru katların yükselişi gibi harf ve harf gruplarının da âdeta kat üstüne kat bindirilerek tertiplenmesine dikkat ediliyor. Sülüs ve celîsinde istif yapabilme melekesini kazanmak ayrı bir kabiliyet gerektirir. Bu sebeple sülüs ve bilhassa celî sülüsle uğraşanlar için ayrı bir ihtisas konusu olan istif celî sülüsün tamamlayıcısı olarak bu sanatın öğreniminde son merhaledir. Hattat Bekir Er, İstiklal Marşı hattıyla "son merhale" olarak adlandırılan seviyede çıtayı yükseltmiş görünüyor.
     
  • Nazım Hikmet, portre, imzalı, kağıt üzerine karışık teknik, 2010, 23,5 x 18 cm. (26,5 x 21 cm).
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. P.
    Değerlendirme notu Müzayedeye sunduğumuz eser, orjinal çizimdir. Aynı desenin baskı versiyonu da vardır. İbrahim Balaban (1921-2019) Bursa’da doğdu. Doğduğu köyün (Seçköy) üç sınıflı ilkokulunu bitirdikten (1931) sonra, çobanlık, tarım işçiliği yapan, taş kırma işinde çalışan İbrahim Balaban, önce bir kaçakçılığa adı karıştığı için (1937), sonra da adam öldürme suçuyla (1942) tutuklandı. Cezaevinde Nazım Hikmet’i tanıyıp ondan resim yapmayı öğrendi. 1950’de çıkan aftan yararlanarak serbest kalınca, İstanbul Maya Galerisi’nde açılan bir karma sergiye katıldı. 1953’te gene İstanbul’da düzenlediği ilk kişisel sergisiyle, toplumsal gerçekçi akıma yöneldi. “Birinci dönem” adını verdiği bu sergiyi, 1959 yılından başlayarak çeşitli aralıklarla Ankara ve İstanbul’da açtığı öteki dönem sergileri izledi. 1961’de İstanbul’da Yeni Dal Grubu’na katıldı. Özellikle üçüncü ve dördüncü dönem sergilerini, büyük iller dışında Bursa, Denizli, Aydın, Konya, Burdur ve Antalya’ya da götüren sanatçı, bu dönem resimlerini “Dağınık”, “Nakışsı”, “Ağıraksak” gibi özgün adlar altında topladı. 1979-1980 yıllarında Almanya ve Hollanda’da kişisel sergiler açtı. 1982-1985 arasında çeşitli resim dizileri (Yaşam Kavgası dizisi, 1984; vb.) gerçekleştirdi. 1985 sonu ve 1990’da açtığı sergilerde özellikle Anadolu kadınlarına geniş yer ayırdı (Sivaslı Zühre, vb.). Sanata ve toplumsallığa ilişkin görüşlerini, düşüncelerini Balaban (1962), İz (1965), Şair Baba ve Damdakiler (1968), İzdüşümü (1969) adlı kitaplarında kendine özgü bir anlatımla dile getirdi. Kendi kendini yetiştirmiş bir ressam olan biçim ve içeriğiyle halk geleneklerinden esinlenen, ama bu geleneği çağdaş bir tabana oturtmaya çalışan bir sanatçıdır. Konularını genellikle köy yaşamından, Anadolu insanının gerçekliğinden ve halk efsanelerinin yaygın niteliğinden alan Balaban’a göre, her doğal görüntü, bir resim konusu olamaz. Köyde doğup büyümüş olması nedeniyle tütün, pamuk, üzüm, ipek kozası üretiminde işçi olarak çalışmasına karşın, bunlara ilişkin bir tablo yapmamıştır. Çünkü bunlar birer görsel gereç olmakla birlikte, “konu” değildir. Konu ise Balaban’a göre, bir “öz”dür. Resim konuları, kendi içlerinde kabuklaşarak resme dönüşürler. Konusuz resim de olabilir ama, bunların öncelikle bir “biçim” kazanmaları, böylece resimleşmeleri gerekir. Balaban, aşağı yukarı bütün resimlerine konu oluşturan insanı, herhangi bir nesne gibi model almaz. Çünkü ona göre insanın yalnızca yaşantısı model alınabilir. Yani “insan”ı, kendi konusu içinde “öz ve kabuk oluşması” düzeyinde ele alıp yorumlamak, tabloya geçirmek gerekir. Her konunun, kendi biçimini yaratması da ancak böyle gerçekleşir.
     
  • Mavi-beyaz seramik, birisi balık, diğeri fil figürlü, ağızlıkları gümüş kaplama koleksiyonluk mini pipolar. Uzakdoğu yapımı. 14 x 1,6 ve 12,5 x 2 cm.
    Kondisyon: Çok iyi (10/10)
    Değerlendirme notu: Hiç kullanılmamış.
     
  • Moeurs et Usages des Turcs, Leur Religion, Leur Gouvernement Civil, Militaire et Politique avec un Abregé de l’Historie Ottomane , (Tome second) / (*) Türklerin Gelenek ve Görenekleri, Dinleri, Sivil, Askeri ve Siyasi Yönetimi ile Osmanlının Kısa Tarihi, (II. cilt)
    • Jean Antoine Guer ( (1713-1764)
    • Paris, Merigot & Piget, 1747; (4), açılış sayfası (frontispice), VIII, 537, (2), (5) syf. (**)
    • 25 x 20 cm.
    • Giriş sayfası, siyah ve kırmızı renklerle basılmıştır.
    • Kitapta eksik gravür ya da sayfa bulunmamaktadır.
    • Eserin en çok aranan gravürü, 95 cm. uzunluğundaki Sarayburnu (Grand Serrail de Constantinople) görünümü iyi kondisyondadır.
    • Üç adedi katlanan 17 bakır baskı gravür mevcuttur. (***)
    • Orijinal altın varaklı maroken cildinde... (Sırtta ve arka kapakta soyulan kısım vardır.)
    • İç kapaklar orijinal ebru.
    • Atabey 534. Auboyneau 301. Blackmer 762. Weber II, 761. Chatzipanagioti-S. 382. Cohen/R. 465. Colas 1348. Hage Chahine 2000. Navari (Greek) 308. Sander 872. Cf. Aboussoan 308. Lipperheide Lb 31 (Mortier). Brunet II, 1783 (1746). Satınalma referans no: 33466
    (*) Guer'in eserine derleme olması sebebiyle önem atfedilir. Hayatında doğuya hiç gitmeyen Guer, dönemin belli başlı seyyahlarının kitaplarını biraraya getirir, süzülmüş bilgileri kullanır. Eser, çarpıcı gravürleri sayesinde döneminin en fazla aranan kitapları arasına girer. (**) Coustelier'in Paris'te yaptığı 1746 - 1747 tarihli baskısını aynı yıl içinde (1747'de) Mérigot ve Piget (Paris) baskısı takip eder. (***) Duflos, Boucher ve Halle'nin desen ve oymaları dönemi itibariyle göz kamaştırıcıdır. Bu nedenle Guer'in bugüne ulaşabilen nüshalarında gravürlerden en az birkaçının eksik olduğu gözlenmiştir. Müzayedeye sunduğumuz eser, hem sayfa hem de gravürleriyle eksiksiz nüshadır. Onlarca ilginç vinyet içerir: Mangala oynayan kadınlar, kanun çalan kadın, saka, ciğerci vb. Eserdeki tam sayfa gravürlerin listesi şöyledir:
    • Frontspiece: Padişahın tahta çıkış töreni
    • Osmanlı Sultanı
    • Haseki Sultan (Harem)
    • Kızlar Ağası
    • BaşVezir.
    • Bostancıbaşı
    • İstanbul Müftüsü
    • Başçavuş
    • Kapıcıbaşı
    • Padişahın (tehlikeli) kafesli penceresi - Kasr-ı Adi (Katlanır, 25 x 30 cm.)
    • Kazığa oturtulanlar
    • Yeniçeri Ağası
    • Sipahi
    • Kapudan Paşa (Kaptan-ı Derya)
    • Şehzade Mustafa'nın boğularak öldürüldüğü sahne (Kanuni Sultan Süleyman suikastçıları teşvik etmektedir)
    • Yeniçerilerin (Kapıkullarının) Genç Osman'a başkaldırı ve katletme sahnesi  (Katlanır, 25 x 30 cm.)
    • Sarayburnu'nun görünümü (Katlanır, (25 x 95 cm)

    • Paris, Merigot & Piget, 1747, (4), VIII, 537, (2), (5) pp. Second issue in the year of first publication.
    • This work is especially valued for its engravings of Turkish costume figures and genre scences by Duflos after Boucher and Halle, as well as for Its fine folding (95 cm.) panorama of Constantinople. The French writer and jurist Guer (1713-64) had not travelled. His work is based on a wide knowledge of historiography and travel literature. It is singled out by the high quality of its wealth of illustrations
    • The first edition was published by Coustelier in Paris, 1746-47; the same year saw the second edition (Merigot and Piget in Paris) as well as the third (Mortier in Amsterdam).
    • Atabey 534. Auboyneau 301. Blackmer 762. Weber II, 761. Chatzipanagioti-S. 382. Cohen/R. 465. Colas 1348. Hage Chahine 2000. Navari (Greek) 308. Sander 872. Cf. Aboussoan 308. Lipperheide Lb 31 (Mortier). Brunet II, 1783 (1746). N° de réf. du vendeur 33466
    The list of full page engravings:
    • Frontspiece, Frontispiece of the second volume of the book: The Sultan's enthronement.
    • The Ottoman Sultan.
    • Constantinople panaroma (Folding, 95 x 30 cm.)
    • The Haseki Sultana at her quarters (Harem).
    • Kizlar Agası, head of the eunuchs of the Sultan's palace.
    • The Grand Vizier.
    • Bostancıbaşı, head gardener and executioner, in ceremonial dress.
    • The Mufti of Istanbul.
    • Başçavuş, head of the ushers in the Sultan's palace.
    • Kapıcıbaşı, head of ceremonies in the Sultan's palace.
    • The niche from which the Sultan secretly watched the caucus of the Divan. Here, the Sultan is coming out to intervene. (Folding, 25 x 30 cm.)
    • Executions by impalement and gaunching.
    • The Aga of the Janissaries.
    • Spahi, cavalry soldier.
    • Kapudan Paşa, admiral of the Ottoman fleet.
    • Prince Mustafa assassinated in the campaign tent of his father, Suleiman I, is encouraging moreover the assassinators.
    • The Janissary corp overthrows Sultan Osman II. (Folding, 25 x 30 cm.)
  • Gravür… Azzappi (Azap, Azeb) (*) İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolasde Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai... Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: BL
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (**)
    • 325 mm. x 223 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    (*) Azap, Osmanlı klasik ordu teşkilatlanmasında eyalet - yerli kulu askeridir. Hafif silahlarla donanmışlardır. Yaya hareket ederler. Yıldırım Bayezid döneminde (1390) Gelibolu Tersanesi'nin inşası ile bir kısım kara azabı Donanma hizmetine alınır. İlk deniz kuvveti bu askerler tarafından oluşturulur. Deniz azapları da yeniçeri gibi başlarına börk  giyerlerdi. (**) Koleksiyoner S.E'nin verdiği bilgiye göre gravürün kitap içindeki orijinal hali renklidir. Kitap satışa sunulmadan önce -muhtemelen 1650 öncesi- elle renklendirilmiştir. —+— Azap askeri gravürü dünyada ilk kez yukarıdaki bilgilerle müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.  
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzasız
    • Tuval, yağlı boya
    • 92x65cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazi'li ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana Sanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışavurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • İmzalı, tuval üzeri yağlıboya. 54 x 44 cm. (69 x 59 cm.)
    Kondisyon: çok iyi (9/10)
    Provenance: G. G. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: A. Ocak imzası tanımlanamamıştır. Naif üslupta usta işi bir çalışmadır.
     
  • 1930'lu yıllarda üretilen Hasan Zeytinyağına ait Avrupa Gofre Taş Baskı Zeytinyağı Etiketi ve Şişe Boyun Etiketi 18,5 x 7 cm. 10 x 2,5 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu: Türkiye eczacılık tarihinin önemli isimlerinden birisi olan Hasan Ahmet Bey 1909 yılında Eczacı Mektebi’nden mezun oldu. 1909 yılında Beyazıt’ta “İskenderiye Eczahanesi’ni” açtı. mıştır. Açtığı bu eczaneden işleri iyi gitmeyince müstahzar yapımı üzerine çalışmaya başladı ve 1910 yılında “Hasan Kuvvet Şurubu”nu piyasaya çıkarttı. Hasan Bey bu şurup için çok iyi bir reklam stratejisi yürüttü ve ürün kısa sürede tanındı. O dönemde adını Hasan Hassan olarak değiştirdi ve bu isimle tanınmaya başladı. 1910’larda reklamın gücünü keşfeden Hasan Bey, ayda 15 bin şişe şurup satma başarısına ulaştı. Birinci Dünya Savaşı başladığında hem ürün maliyetinin artması, hem de askere alınması sebebiyle ara veren Hasan Bey, 1919’da Bahçekapı’da bir ecza deposu açtı ve üst katını da laboratuvar haline getirdi. Hasan Kuvvet Şurubu, Flida Haşarat İlacı, Dantos Diş Macunu, Hasan Zeytin Yağı, Nesrin Kolonyası, Hasan Limon Kolonyası, Hasan Çil Losyonu, Hasan Vitamin Kremi, Hasan Acıbadem Kremi, Hasan Özlü Unları, Hasan Gluten Ekmekler vb. birçok kozmetik ağırlık ürün üretti. İstanbul dışında İzmir, Ankara, Mısır ve Suriye’de de şubeler açtı. Ürünleri 1913 Paris, 1914 Londra, 1928 Roma sergilerinde altın madalyalarla ödüllendirildi. Reklamcılığı ve ürünlerinin çeşitliliği ile eczacılık tarihinde önemli bir şahsiyet olan Hasan Hassan’ın ürünleri 1945’teki vefatına ülkede önemini korudu. Sonrasında şirket teknolojik gelişime ayak uyduramadığı için önce önemini yitirdi, bir süre sonra da kapandı.
     
  • Gravür… Femme Tvrqve Vestre a la Moresgvs (Türk Kadını) İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572. (*)
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: BL
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (**)
    • 340 x 220 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    • Monogram: M ij
    (*) Osmanlı toplumunu yazı ve resimleriyle Avrupa’ya derli toplu ve canlı biçimde tanıtan ilk isim Nicolas de Nicolay’dır. Kitap, Avrupa moda dünyasında referans olur. 16. yüzyılın ikinci yarısında basılan giyim-kuşam albümlerinin büyük bir bölümü Türk kıyafetlerine ayrılır ve Nicolay’ın gravürleri kopyalanır. Tipik örnekler için bkz. J.J. Boissard’ın Habitus... (Metz, 1581), Abraham de Bruyn’un, Omnium pene... (1581) J. Amman’ın Gynae-ceum... (1582), Cesare Vecellio’nun Habiti... Kadın gravürlerinin peçesiz çizilmesi dikkat çekicidir. (**) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre kitap eline geçtiğinde, gravürün orijinal hali renkliydi. Kitap satışa sunulmadan önce –muhtemelen 1650 öncesi– elle renklendirilmiştir. —+— Türk Kadını gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzalı
    • Tuval, yağlı boya
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • Waffenfabrik Mauser Oberndorf, C-96 Tabanca seri numarası: 577048 (**) Kabza seri numarası: 907 Yarı otomatik, 7.65mm. İmalat aralığı: 1923-1930
    Provenance: A. B. koleksiyonu. (Aile yadigarıdır)
    Kondisyon: Tabanca kondisyon: 10/9,5 Kabza kondisyonu: 10/10
    Değerlendirme notu: Yüksek kondisyonu ve seceresi itibariyle emsalsız antikadır.
    Silahın efsanesi: Mauser Alman tüfek firması Mauser (Mavzer) 1874 yılında, Prusya ordusuna tüfek üretmek amacıyla Paul Von Mauser tarafından kurulur. Üretilen ilk tüfek Mauser Model 1871, diğer adıyla Infanterie-Gewehr 71 (Almanca, piyade tüfeği) olur. Mauser, dönemi itibariyle Alman İmparatorluğu'nda standart piyade tüfeği haline gelir. Sonraki modeller bu tüfek üzerinden geliştirilir. Mauser'in C/96'yı sattığı ilk ordu Osmanlı ordusudur. Osmanlı ordusu, 1897 yılında 1.000 adet C/96 satın alır. Seri numaraları 1 ile 1000 arasında Arap rakamlarıyla numaralandırılır.
     
  • Tableau General de l’Empire Othoman..., Birinci baskı, 1. cilt (*) (Osmanlı arşivlerindeki belgelere göre D’Ohsson, 1792 yılında Padişah III. Selim’e sunar. Muhteşem gravürlerin Fransızca altyazıları padişah için tercüme edilir. Eseri çok beğenen III. Selim, “Musannifini Hak Teâlâ İslâm ile müşerref eyleye” temennisini ihtiva eden hatt-ı hümâyunu ile kendisine 5000 kuruş gibi büyük bir atıyye [ihsan - bahşiş] verir.) (**)
    • Ignace Mouradja d' Ohsson (1740, İstanbul - 1807, Bievres)
    • Paris, 1787
    • Açılış sayfası (frontspiece) dahil (vi), xii, 324, (2), dört tablo (A, AA, B ve C), 38 figür içeren 24 tam sayfa gravür (***)
    • Büyük (folyo) boy, 525 x 350 mm.
    • Kitapta eksik gravür ya da sayfa bulunmamaktadır.
    • Sırtı, orijinal altın varaklı dana derisi. Cilt köşelerinde yüzyıllara sari yıpranma mevcuttur.
    • İç kapaklar orijinal ebru.
    • Eserin en çok aranan muhteşem çift sayfa gravürü "Sultan Ahmet Camii'nde Mevlit Töreni" mevcuttur. (pl. 25, syf. 256)
    • Hz. Muhammed'e ilk vahyin ulaştırıldığı Hira Mağarası'ndaki görünümüne ilişkin "Mehhdy" isimli gravür dikkat çekicidir. Gravürde Hz. Muhammed'in Kuran-ı Kerim'i elinde tuttuğu görülüyor. (pl.7, syf. 88)
    • Eser, bütün olarak iyi kondisyondadır. Gravürlerin kondisyonu çok iyidir.
    (*) Eser, 1787 ile 1820 yılları arasında (büyük boyda) üç cilt halinde yayımlanır. Eserin en gösterişli ve önemli cildi olan 1. cildin ilk kısmı islâm tarihi ve hukukuna ayrılır. Namaz kılma usullerinden, Hazreti Muhammed'in kişiliğine pek çok değerli bilgi verilir. D'Ohsson birinci cildin ilk kısmında İslam bilginleri İbrahim el-Halebi’nin (ö. 956/1549) Mülteḳa’l-ebḥur’u ile Nesefi’nin (ö. 537/1142) Aḳaʾidü’n-Nesefi adlı eserlerinden faydalanır. Eserin ikinci kısmı ise başlangıçtan 1774 yılına kadar gelen Osmanlı tarihini ayrılır. Saray teşkilâtı, Osmanlı hânedanı, harem, harem hayatı ve harem kadınları hakkında yer alan bilgilerin saray hizmetkârları ve haremde yaşayan câriyelerden alınarak aktarıldığı ifade edilir. (**) III. Selim'in ödüllendirdiği eserin ilginç özelliklerinden biri de Halifeliğin Osmanlı'ya geçişiyle ilgili önemli bir rivayeti konu almasıdır. Tarihte ilk kez yazılı - basılı bir eserde (d'Ohsson tarafından) Yavuz Sultan Selim'in Hilafet kılıcının kuşanarak Hilafeti devraldığı anlatılmaktadır. Mısır ve Arap yarımadası Osmanlı hâkimiyetine girince, Yavuz “hâdimü’l-Haremeyni’ş-şerîfeyn” unvanına sahip olur.  Sonraki bazı kaynaklara göre son Abbâsî halifesi III. Mütevekkil-Alellah hilâfeti Yavuz Sultan Selim’e merasimle devreder. Yavuz Sultan Selim, İstanbul’a dönüşünde Eyüp Camii’nde veya Ayasofya Camii’nde özel bir tören yapıldığı ve hilâfet kılıcı kuşandığı rivayet olunur. Fakat Yavuz Sultan Selim dönemi kaynaklarında bu olayla ilgili herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Hoca Sâdeddin Efendi’de geçen, “Libâs-ı hilâfeti istihkak ile telebbüs eylemişken dervişâne kisvet ve libâsı ihtiyar etmişti” ifadesinden başka bir bilgi mevcut değildir. Modern tarihçiler, böyle bir merasimi belgeleyen orijinal belge bulunmadığından hareketle bilgilerin uydurma olduğunu ve Osmanlının hilâfetin mânevî nüfuzuna ihtiyaç duydukları dönemlerde geriye dönük olarak rivayet ettiklerini ileri sürerler (Bkz. Asrar, sy. 22 [1983], s. 91-100; Sümer, LVI/217 [1992], s. 675-701). (***) Eser, gravür ve sayfaların eksiksiz olması sebebiyle son derece nadirdir. Eserdeki 4 tablodan A ve AA harfleriyle kodlanan büyük boy (595 x 454 mm.) iki ayrı katlanan tablo, Hazreti Muhammed'in mensup olduğu Kureyş kabilesinden başlayarak halifeler, 12 imam vd. İslam önderlerinin soy ağacını içermektedir.  B harfiyle kodlanan büyük boy (970x265mm.) katlanan tablo, arapça harflerle dini takvimi göstermektedir. C harfiyle kodlanan tam sayfa gravürde ise Osmanlı hat türleri örnekleriyle resmedilmektedir. Ignace Mouradja d' Ohsson'un, Tableau General de l’Empire Othoman (1787) isimli eseri yukarıdaki katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz. __________ Ignatius Mouradgea d’Ohsson - Muradca Tosunyan (1740-1807) D’Ohsson, Osmanlı Devleti’nde doğup büyüyen, tahsil gören, Avrupa kültürü ve medeniyetiyle yoğrulan Levanten tipin ilk ve en parlak örneğidir. İstanbul Beyoğlu’nda Katolik Ermeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Johannes Mouradgea’nın (1721, İstanbul – 1787, İzmir) adı arşiv kayıtlarında “Ohannes veled-i Muradca” şeklinde geçer. “Muradca” isminin sonunda düşmüş bir “n” harfinin bulunduğu ve kelimenin Ermenice aslının “Muradcan” olduğu tesbit edilmiştir. Bu kayda göre d’Ohsonn’un büyük babasının adını aldığı anlaşılmaktadır. Meşhur olduğu d’Ohsson adı ise amcası veya dayısının lakabı olan “tosun” kelimesinin ileride kendisine İsveç kralı tarafından asalet pâyesi verildiğinde aldığı şekle dayanır. Bu durumda onun Osmanlı tebaası olarak adının Muradcan Tosunyan olduğu ortaya çıkmaktadır. D’Ohsson, İzmir’de 1735’te açılan İsveç Konsolosluğu’nun ilk tercümanlarındandı.  1738’den 1777’ye kadar bu görevde bulunan babasının yanında çalıştı. 1763’te İstanbul’daki İsveç Elçiliği’nin tercümanlık hizmetine girdi, 1768’de baş tercüman oldu. İstanbul’da Fransisken ve Dominiken papazlarından Batı tarzı eğitim aldı. Tercümanlık hizmeti yanında Doğu dillerini ve tarihini Avrupa-i metotlarla yakından incelemeye başladı. İslâm dünyasının tarih ve medeniyetine karşı büyük ilgi duyan D’Ohsson 22 yıl boyunca birincil kaynaklar üzerinde çalıştı. Osmanlı ulema ve ricalinden isimlerini vermediği iki kişinin devletin hukukî yapı ve teşkilâtıyla ilgili konularda kendisine çok yardımcı olduklarını belirten d’Ohsson, 1784’te Fransa’ya gitti. Bu arada diplomatlık mesleğinde de ilerleyen d’Ohsson, 1775’te İsveç kralından “kralın mahrem-i esrârı ve sır kâtibi” unvanlarını aldı ve 1783 tarihli İsveç-Osmanlı Ticaret ve Dostluk Antlaşması’nın gerçekleşmesindeki üstün katkılarından ötürü kendisine “Vasa nişanı” tevcih edildi. 1796 yılı sonunda İsveç elçisi olarak tayin edildi, 1801’de kendisine şövalye pâyesiyle asalet unvanı verildi. D’Ohsson’un süratli yükselişinde, Osmanlı sarayı ile iş yaptığı söylenen Ermeni sarraflarından Abraham Kuleli’nin kızı Eva ile evlenmesinin de önemli katkısı vardır. 1782’de kaybettiği bu ilk eşinden, ileride kendisi gibi diplomat olacak ve şarkiyat sahasında isim yapacak olan oğlu Abraham Constantin doğdu. İkinci evliliğini 1789’da Marie Antoinette Amelie Beilliard adlı bir Fransız ile yaptı; bu eşi de kendisinin Fransa ile olan ilişkilerini sağlamlaştırmasına yardımcı oldu. Osmanlı tebaası olan diğer Katolik Ermeniler hakkında ileri sürülen, servetlerini yurt dışına kaçırdıkları isnadını doğrularcasına servetini Fransa’ya taşıyarak parasını Fransız bankalarına yatırdı. Ancak 1789 Devrimi ile servetini kaybetti. İstanbul’a döndüğünde İsveç elçisi sıfatıyla Fransız ihtilâl temsilcilerini destekledi ve İstanbul’daki “Jacobin”lerle sıkı ilişki içine girdi. Fransızlar 1789'da Mısır’a saldırınca Osmanlı idaresi de d’Ohsson’u “istenmeyen adam” ilân etti ve İsveç kralından İstanbul’a “hakiki bir İsveçliyi elçi” göndermesi istendi. 1799 Nisanında İsveç hükümeti tarafından geri çağrılan d’Ohsson, hayatının geri kalan kısmını Fransa’da geçirdi ve 27 Ağustos 1807’de Paris yakınlarında Biavre’de öldü. Mezarının nerede olduğu bilinmiyor. (TDV İslâm Ansiklopedisi, 1994, İstanbul, 9. Cilt, syf, 496-497)
  • Gravür... Villageoise Grecque - Yunan Köylüsü (*) İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas De Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (**)
    • 340 x 230 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm)
    • Monogram: O
    (*) Nicolay, kadınlara ve kıyafetlerine ilişkin nesnel görüşe dayanarak resimler yaptığını anlatıyor: "Burada yaşayanların giyim-kuşam geleneklerine gelince, sizlere bir Rum, bir orta halli Türk kadını ve bir de yalnız bu kentte değil, bütün ülkede pek çok olan bir sokak kadınının modelden desenlerini çizdim. Erkekler ise ister Türk, ister Yahudi veya Hristiyan olsun, İstanbul, Trakya ve eski Yunanistan’ın başka kentlerindeki gibi giyiniyorlar." (**) Koleksiyoner (gravürün sahibi) S.E’nin verdiği bilgiye göre kitap eline geçtiğinde, gravürün orijinal hali renkliydi. Kitap satışa sunulmadan önce – muhtemelen 1650 öncesi – elle renklendirilmiştir.

    —+—

    Yunan köylüsü gravürü, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Yapımcı, yönetmen, öğretmen, ressam...
    • İmzasız
    • Tuval, yağlı boya
    • 33x30cm.
    _____________ Zeki Şahin (1947-2016)
    • İvriz Öğretmen Okulu, Çapa Resim Semineri mezunu. Gazili ressam...
    • 1969'da Gazi Eğitim Estitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitiren ve bir süre resim öğretmenliği yapan Şahin, uzun yıllar boyunca -mesleğinin dışına çıkarak- yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
    • 1970-1986 yılları arasında Film-Radyo ve TV Eğitim Merkezi'nde görev yapan, 81 adet belgesel ve eğitim filmine imza atan (ki bunların 40 kadarı devlet televizyonlarında yayınlandı) Zeki Şahin, 1986'dan itibaren Haccettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı'nda öğretim üyeliği yaptı.
    • Sanatçının resimleri, detaylarından arındırılmış, algıladıklarının ve varlığının dışa vurumuyla şekilleniyor. Bugüne kadar birçok fotoğraf ve resim sergisi açtı.
  • Tuval, yağlıboya, peyzaj. İmzalı, 19. yüzyıl – pirimitif (Osmanlıca / Sabri kulları). 75 x 100 cm. (Çerçeveli 98 x 122 cm.) Küçük onarım mevcuttur.
    Provenance: Eser, Atatürk’ün 1928 yılında Milli Eytam ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğüne getirdiği Hakkı Saffet (Savfet) Tarı tarafından 1930 başlarında edinildi. 100 yıla yakın süredir Tarı ailesince muhafaza edilmiştir.
    Kondisyon: Yaşına göre çok iyi durumdadır (8/10)
    Değerlendirme notu: Sanatçı “Sabri” kimdir, tespit edilememiştir. Ancak tarz itibariyle “primitif Osmanlı” özellikleri taşıdığı aşikardır. Primitif Osmanlı ressamlarının pek çoğu, çekilmiş fotoğrafları model olarak kullanır. Bu ressamlara foto yorumcuları da diyebiliriz. Asker ya da sivil okul mezunu, yaşam öyküleri pek bilinmeyen kişilerdir. Bir kaç resimle tanınırlar. Resim sanatına hiperrealistleri özendirecek kadar duru, sakin, ıssız yorumla yaklaşırlar. Büyük ölçüde insan figürü barındırmayan peyzajlar çizerler. İmzaları ardına “kulları” deyimini eklerler.. “Kulları” deyimi dinsel politik olup, sanatçı çekingenliğine de bağlanabilir. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Fahri Kaptan, Ahmet Şekür bu sanatçılardan bazılarıdır. “Foto-yorumcuların fotoğraftaki kompozisyonu, genellikle insan figürleri ve diğer ayrıntılardan çoğunlukla sıyırarak sakin, adeta düşsel denebilecek bir atmosfer yorumuna kavuşturarak aynen uyguladıkları görülür. Bu durumda resmi ön ve arka planları arasında netlik farkı olmaz, ancak çizgisel perspektife ilişkin değerinin ve objektifin yansıttığı net ışık-gölge efektlerinin özenle uygulandığı dikkati çeker.” ( Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel yay. c.6, s.1147-1148) Tuval, gürgen benzeri ağaç şaseye gerilmiştir. Bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen şasede hiç bir şekilde çalışma belirtisi yoktur. Tuval şasesi ağaç çerçevenin içine son derece düzgün şekilde oturtulmuştur. Tarı ailesinin verdiği bilgiye göre eser, 1960’lı yıllarda Ankara Resim ve Heykel müzesinde restorasyona sokuldu. Tuval, iki küçük bölge itibariyle ustalıkla onarıldı.
    Hakkı Saffet Tarı (1886 – 1952) İstanbul Mutasarrıfı Saffet Paşa’nın oğludur. Atatürk’ün 1928 yılında Emlak ve Eytam Bankası’na atadığı ilk genel müdürdür. Fenerbahçe Spor Kulübü kurucusu ve 3’üncü başkanıdır. Hakkı Saffet (Safvet) bey, Fenerbahçe’nin kuruluş amacının tanımlandığı “Memlekette terbiye-i bedeniye ve fikriyenin teminine çalışmak ve şübban-ı vatanı mübareze-i hayata ve meşak ve esfar-ı askeriyeye alıştırmak üzere” başlıklı tescil belgesinde “kasadar” olarak anılmaktadır. (Bkz. Dr. Rüştü Dağlaroğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi 1907 – 1957, Türksesi matbaası, İstanbul, 1957) Hakkı Saffet beyin atama kararı (Devlet Arşivleri) Hakkı Saffet Tarı (Salt Online Osmanlı Bankası arşivi)
  • Özel haznesinin içinde, dönerli, 1952 yılına ait evrak kayıt numarası kaşesi. Form itibariyle benzersiz. 1952 yılına ait. 7 x 4,5 x 3 cm.
    Kondisyon: 10/10
     
  • İmzalı, 2000 tarihli, kağıt üzerine suluboya. 33 x 47 cm.
    Kondisyon: 10/8
    Provenance: H. G.
    Değerlendirme notu: Sabri Akça (1936-2022) Köy Enstitülü ressamlardan birisidir. 1948 yılında Çifteler Köy Enstitüsü'nü (Hamidiye Yerleşkesi) bitirdi. 1951 yılında yetenek sınavını kazanarak İstanbul Çapa Resim Bölümü’ne başladı. Burada Hasan Kavruk ve İlhami Demirci ile çalışan Akça, Selahattin Taran'ın yanında eğitimini sürdürdü. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’ne devam etti ve 1957 yılında mezun oldu. Kastamonu’da ve Yozgat Akdağmadeni, Şereflikoçhisar ve Aydınlıkevler Lisesi’nde resim öğretmenliği yaptıktan sonra 1978 yılında da Gazi Üniversitesi’ne geçti. İlk kişisel sergisini 1982 yılında açan Sabri Akça’ya 1984 yılında Kültür Bakanlığı tarafından “Sanata Hizmet Takdirnamesi” verilmiştir. Ayrıca Avrupa, Amerika ve Türkiye'de özel koleksiyonlarda eserleri ve çok sayıda ödülleri bulunmaktadır. 1984 yılına kadar Gazi Üniversitesi’nde görev yapan sanatçı, emekli olduktan sonra sanatsal çalışmalarını sürdürmüştür. Sanatsal yaşam çizgisinde köy enstitüsünde geçirdiği yılları ayrı bir yere koyan sanatçı, bu dönemini “Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsüne girmek hayatımın en önemli başlangıcıdır.” sözleriyle anlatmaktadır. Suluboya ve yağlıboya tekniğinde yaptığı, sert ve hızlı firça kullanımıyla uzaktan geniş açıyla ele aldığı eserleri dikkati çeker. Eserleriyle ve yetiştirdiği öğrencileriyle Türk resminde ayrıcalıklı bir yeri vardır.
     
  •   Gravür... Pellerins mores revenans de la Mecque - Geleneksel kıyafetleriyle Mekke'den dönen hacılar İlk baskı bilgileri:
    • Sanatçı: Nicolas de Nicolay (Der Erst Theil von der Schiffart und Raisz in die Türckey und Gegen Orient beschriben durch H.N.Nicolai… Nüremberg, 1572.
    • Gravürcü: Conrad Saldöerffer
    • İlk baskı tahta kalıptır. Tahta baskısı baskıdan sonra elle renklendirilmiştir.
    • 315 x 210 mm.
    • Monogram: LD
    Gravürün alındığı eserin bilgileri:
    • L’Histoire de la Décadence de l’Empire Grec, et Establissement de Celvy des Turcs par Chalcondile Athenien” Paris, 1650.
    • Bakır baskı
    • Elle (döneminde) renklendirme, pigment boya (*)
    • 340 x 230 mm. (Çerçeveli:445 x 335 mm.)
    (*) Koleksiyoner S.E’nin verdiği bilgiye göre gravürün kitap içindeki orijinal hali renklidir. Kitap satışa sunulmadan önce – muhtemelen 1650 öncesi – elle renklendirilmiştir.